Yayınlandı: 24.09.2020 09:56
Güncellendi: 13.02.2023 19:08

YABANCI ORDULAR & SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ

SAVAŞ DOSYASI : Savaşlarda Üçüncü Devrim Otonom Silah Sistemleri ve İnsancıl Hukuk

Savaşlarda Üçüncü Devrim
Otonom Silah Sistemleri ve İnsancıl Hukuk



ÖZET



Dünya, son yıllarda birçok devrimci teknolojiye tanıklık etmiştir. Yeni bir
silahlanma yarışı devam ediyor ve sonuçları gezegenimizin geleceğini
şekillendirmektedir. Ancak bu yarış iki ülke arasında gerçekleşmemektedir.
Yavaş yavaş değişen hukuksal ve kurumsal normlarımızın kaplumbağası ile silah
endüstrisindeki hızlı teknolojik değişimin tavşanı arasındadır. Gelişen
teknolojiler, her zaman askeri stratejinin merkezi olmuştur. Ortaya çıkan
yenilikler ise savaşların denklemini değiştirmiştir. Bu anlamıyla teknoloji
modern silahlı çatışmaların dönüştürülmesinde en büyük rolü oynamıştır. Nitekim
11 Eylül 2001 terörist saldırılarının ardından medya ve halk tarafından
insansız hava araçları olarak tanımlanan yarı otonom silah sistemlerinin
mevcudiyetinde ve kullanımında dramatik bir gelişme gözlemlenmiştir. Bu
dramatik gelişmenin son hali ise “otonom silah sistemleri”dir. Otonom silah
sistemleri barut ve nükleer silahların keşfinden sonra savaşlarda üçüncü devrim
olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde otonom silah sistemlerinin tanımına
ilişkin konsensüs söz konusu değildir. Bu sistemlerin belirleyici özelliği
kritik işlevlere hedeflerin aranması, belirlenmesi, seçilmesi ve hedeflere
angaje olunması gibi sahip olmasıdır. Otonom silah sistemlerinin kritik
işlevlere sahip olması silahlı çatışmalarda hukuki sorunlara – uluslararası insancıl
hukuk, uluslararası insan hakları hukuku, uluslararası ceza hukuku ve
uluslararası sorumluluk nedenolmaktadır. Sorunların en belirgin olduğu alan ise
uluslararası insancıl hukuktur. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı otonom silah
sistemlerinin ortaya çıkardığı sorunları uluslararası insancıl hukuk boyutuyla
ele almaktır.

 

Anahtar Kelimeler:
Uluslararası İnsancıl Hukuk, ayrım gözetme, orantılılık, askeri zorunluluk,
sorumluluk.

 

GİRİŞ



Yakın dönemde robot ve robotik sistemlerin bilim kurgu alanından teknolojik
gerçekliğe doğru hızla ilerlediğini gözlemlemek mümkündür. Nitekim dünya son
yıllarda birçok devrimci teknolojiye tanıklık etmiştir. Gelişen teknolojiler,
her zaman askeri stratejinin merkezi olmuştur. Ortaya çıkan yenilikler ise
savaşların denklemini değiştirmiştir.2 Bu anlamıyla teknoloji modern
silahlı çatışmaların dönüştürülmesinde en büyük rolü oynamıştır. Nitekim 11
Eylül 2001 terörist saldırılarının ardından medya ve halk tarafından insansız
hava araçları olarak tanımlanan yarı otonom silah sistemlerinin mevcudiyetinde
ve kullanımında dramatik bir gelişme gözlemlenmiştir. Bu dramatik gelişmenin
son hali ise “otonom silah sistemleri”dir.

 

Otonom bir silah sisteminin evrensel olarak kabul görmüş tanımı yoktur.
Önerilen tanımların karakteristik özelliği ise otonom silah sistemlerinin insan
müdahalesi olmaksızın hedeflere kendi kendine karar vermesidir.3
Bugün hâlihazırda otonom silah sistemlerinin olmadığı iddia edilmektedir.4
Ancak, literatürdeki tartışmalar otonom silah sistemlerinin geliştirilip
geliştirilmeyeceği yönündedir. ABD Savunma Bakanlığı, İnsansız Sistemler
Entegre/ Bütünleşik Yol Haritası FY2013-2038 (Unmanned Systems Integrated
Roadmap FY2013-2038) ile önümüzdeki 25 yıl içinde insansız sistem
teknolojilerinin geliştirilmesi, üretimi, testi, eğitimi, operasyonu ve
sürdürülebilmesi için bir vizyon ve strateji oluşturmayı amaç edinmiştir.5
Uluslararası KızılhaçTeşkilatı (International Committee of the Red Cross-ICRC)
ise bunun aksine günümüzde insan müdahalesi olmaksızın çalışan sistemlerin var
olduğunu öne sürmekte6 ve bu silahların belirleyici özelliğinin ise
“kritik işlevlere (critical functions)” sahip olması, yani hedeflerin aranması
(search), belirlenmesi (identify), seçilmesi (select) ve saldırı (attack)
durumlarında otonom hareket etmesidir.7 Günümüzde kullanılan bazı
silah sistemlerinin kritik işlevlerinde artan otonomi mevcuttur.

 

Silahlı çatışma bağlamında otonom silah sistemlerinin potansiyel kullanımı
sivil toplum ağlarının, uluslararası örgütlerin bilhassa hükümet dışı örgütlerin
(non-governmental organizations) ilgisine mazhar olmuştur. Otonom silah
sistemleri üzerine düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Konvansiyonel Silahlar
Sözleşmesi’nin Beşinci Gözden Geçirme Konferansı’nın nihai metninde, 2016
yılında otonom silah sistemleriyle ilgili hukuki ve etik konuları tartışmak
maksadıyla Hükümet Uzmanlar Grubu (Group of Governmental Experts) kurulmuş8
ancak, yetersiz devlet fonu nedeniyle toplantı iptal edilmiştir.9
Öte yandan 2013 yılında İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch-
HRW) başını çektiği bir grup10 hükümet dışı örgüt “Stop Killer
Robots” adlı uluslararası bir kampanya başlatmış, kendilerini ise otonom silah
sistemlerini önleyici olarak yasaklayan uluslararası bir çalışma koalisyonu
olarak tanımlamışlardır.11 İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Harvard
Hukuk Fakültesi Uluslararası İnsan Hakları Kliniği (Harvard Law School’s
International Human Rights Clinic) tarafından hazırlanan “Losing Humanity: The
Case Against Killer Robots” adlı raporda, bu tür devrimci silahların
uluslararası insancıl hukuk iletutarlı olamayacağı ve silahlı çatışma sırasında
sivillerin ölüm veya yaralanma riskini artıracağı nedeniyle otonom silah
sistemlerinin geliştirilmesinde ve kullanımında önleyici bir yasağa ihtiyaç
olduğu vurgulanmıştır.12 2017 yılında 28 ülkeden gelen robot ve
yapay zekâ (artifical intelligence) şirketinin 137 kurucusu tarafından
imzalanan açık mektupta13 BM’nin otonom silah sistemlerine karşı acilen
müdahale etmesi çağrısında bulunulmuştur.14



Otonom silah sistemleri barut ve nükleer silahların keşfinden sonra savaşlarda
üçüncü devrim olarak ortaya çıkmaktadır. Otonom silah sistemlerinin kritik
işlevlere sahip olması silahlı çatışmalarda hukuki sorunlara – uluslararası
insancıl hukuk, uluslararası insan hakları hukuku, uluslararası ceza hukuku ve
uluslararası sorumluluk- neden olmaktadır. Sorunların en belirgin olduğu alan
ise uluslararası insancıl hukuktur. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı otonom
silah sistemlerinin ortaya çıkardığı sorunları uluslararası insancıl hukuk
boyutuyla ele almaktır.



Adem ÖZER“Geleceğin Güvenliği” isimli
kitabından alınmıştır.



“Geleceğin Güvenliği” e-kitabı için Tıklayınız



“Geleceğin Güvenliği” Kitabı için Tıklayınız