ZEYNEP AY : ÖCALAN ve ERDOĞAN ÇOKTAN ANLAŞTI. AMA ?
PKK TERÖR
ÖRGÜTÜ DİYARBAKIR ESKİ BÖLGE SORUMLUSU YAZDI !!!!
Öcalan ve Erdoğan çoktan anlaştı anlaşmasına da
bunu nasıl kamuoyuna duyuracağını, nasıl servis edeceğini bilmiyor açıkçası..
Öcalan direkt Binali Yıldırım’ı destekleyin dese
Ak Parti’nin de seçmenlerinden halen düşünme yetisini kaybetmeyen
azımsanmayacak bir kitle şunu demeyecek mi? Ne oluyor, neler oluyor? Düne kadar
HDP’ye bile oy verenler terörist değil miydi? Bugün ise terörist ELEBAŞI ile mi
uzlaştınız, anlaştınız ? Demezler mi ? Tabi diyen bir kesim elbette olacaktır.
ÖCALAN’ın çağrısı olsa bile HDP’nin kürt
seçmeninin de yüz de yüzü icabet
etmeyeceği gerçeği de var. Yani HDP’den alacağı oy miktarından daha fazlasını
kendi tabanından ve emaneten gelebilecek milliyetçi oylardan feragat etmesini
engelleyebilir.
AK partinin ve Sn. ERDOĞAN’ın işi çok zor. Yani
ince eleyip sık dokuması lazım. Sn. Bahçeli faktörü de var elbette. Onun da
kendi milliyetçi tabanını ikna etmesi gerekecek , tabi MİLLİYETÇİLİK kaldıysa.
Sn. Erdoğan’ın akil hocalari yani sözde
Danışmanları kendi bireysel menfaatleri icin Sn. Erdoğan’ı yönlendirdiler ve
telafisi olmayan hatalara ittiler. Sn. Bahçeli’nin ne yaptığına dönelim 31 Mart
seçim adaylarını daha kesinleştirmeden önceye. Aslında bir ara CUMHUR ittifakı
bitti sonra Sn. Melih GÖKÇEK’e gitmiş
gibi görünen stratejik bir teklif hemen , acilen SN. ERDOĞAN’IN akıl hocaları MHP olmadan ANKARA’
yı kaybedeceklerini söylediler ve aslında MHP de amacına cok kolay bir şekilde
ulaşmış oldu. İktidarda olmadan iktidarın bütün nimetlerinden faydalanmak demek
bu olsa gerek ;
ASLINDA bu haliyle bıraksalar da sadece
belediyeleri kaybetmiş olacaklar ama şimdi sarayını da iktidarını kaybedebilir
Sn. ERDOĞAN..
Komik bir seçim arifesinin içindeyiz. Elle
tutulur bir şey göremiyoruz.
Devlet bütün araçlarıyla bir adamı delirtmek
için uğraşıyor.
Öfkelensin kendisini kaybetsin diye.
Aman ağzından bir kelime, bir cümle çıksın da
madara edelim diye pusuda bekliyor.
Tetikçileriyle her gün adama hakaret
yağdırıyorlar.
Trollerin yazmadığı şey neredeyse kalmadı daha
seçime bir ay var, düşünün daha neler yazılacağını.
Hepimiz adamın artık nerede, ne zaman
patlayacağını merak eder olduk.
İmamoğlu da epey sabırlı çıktı. Karşı tarafın ne
kadar motivasyonu varsa Trabzon lu damarının etkisi ile o da sabrediyor.
İçinden sövdüğünü hisseder gibi olsak ta
asla nezaketinden taviz vermiyor.
Birkaç defa anladıkları dilden konuştu, her saniye adama küfreden
troller “aa ahlaksıza bak” diye tiyatroya başladılar.
Geçen gün yaptığı ve gazetesinde basılan
röportajı, Erdoğan’ı eleştiriyor diye onursuzca internetten kaldırılan
gazeteci, İmamoğlu için ‘maske düşmeye başladı’ diye yazı döşüyor düşünün.
İmamoğlu ekibi, ilk günden beri çok iyi
yürüttükleri CHP tabanı dışındakilere asla antipatik gelmeme uğraşısını bence
başarıyla sürdürüyor. Hem de Mustafa Sarıgül gibi seviyeyi düşürmeden. İmamoğlu
“siyasetçi işte son tahlilde” olayına bile gelmedi. Popülizmin bütün
gerekliliklerini yerine getiriyor bu
arada.
Ama bu kez işi daha zor.
AKP cenahı geçen seçimde nerede hata yaptılarsa
şimdi onun üzerine gidiyor. Nerede yeteri kadar çalamadılarsa da buna dahil.
İmamoğlu tahmin edileceği gibi istisnalar hariç
CHP’lilerden, HDP’lilerden ve İyi Partililerden oy aldı.
CHP’liler geçen seçimde oy vermeyenlerin de
katılımı ile daha bir motive haldeler.
İYİ Partililer geçen seçimde “PKK ile el ele” ve
beka gibi kara propagandaya pek prim vermemişti. Bu kez onların fikirlerini
değiştirecek bir gelişme yaşanmadı. Rum çocuğu çıkışlarının İyi Parti kesiminde
çok işe yarayacağını sanmıyorum. CHP’liler kadar olmasa da onlar için de
İstanbul seçimleri bir şekilde taraf olarak kimlik ve PR yapabilme fırsatına
dönüştü.
Gelelim kilit parti HDP’ye… Şu an HDP’lilerin
fikirlerini değiştirecek bir gelişme yaşanmadı. Öcalan üzerindeki tecritin
kalkmış olması bugün itibariyle İstanbul seçimlerine yönelik bir çağrı ya da
bir gelişmeye dönüşmedi. HDP’lilerin bunlardan bağımsız olarak 31 Mart’taki
kadar sandığa gidip gitmeyeceğini ben de merak ediyorum. Ama İstanbul’da oy
verecek konuştuğum HDP’iler yine İmamoğlu’na oy vereceklerini söylüyor.
İşte soru işareti doğuran da bu. Tam da seçim
arifesinde Öcalan’ı ne kadar ihmal ettiklerini hatırlayan hükümet acaba Kürtler
için hangi rüşveti düşünüyor? Öcalan’ın yeni ikametgahı ile ilgili söylentiler
Ankara’da konuşulanlardan. Yine herkesi ilgilendiren ceza indirimi ve af
gelişmeleri de masada.
Ne kadar HDP’li sandığa gitmezse aslında o kadar
Binali Yıldırım’a oy vermiş olacaklar.
Eğer Öcalan kartı masaya konur ve sessiz boykot
moduna girilirse ve buna rağmen İmamoğlu yine kazanırsa bu kez Demirtaş’ın
ağırlığı artmış olacak.
Tabii Kürtler için düşünülen rüşvette MHP ile
olan karşılıklı menfaat dengesini de korumak mesele.
Binali Yıldırım’a oy veren AKP’liler arasında
İmamoğlu için ‘yahu kardeşim adam kazandı işte” diyecek kişi sayısının çok
olacağını sanmıyorum ama farkın çok az olduğunu düşünürsek bu kişilerin sandığa
gitmeyerek etki etmeleri olası. AKP, propaganda makinesi marifetiyle
İmamoğlu’nun mağdur, hakkı yenmiş aday olmasına imkan vermiyor.
MHP’liler son seçimde ve referandumda Cumhur
ittifakına sadık kaldıkları gözlenmişti. İktidardaymış gibi hissetmenin be
davranmanın tadını sevdiler. İstanbul’da çok küçük bir yüzdeye sahip MHP’de bir
önceki seçimdeki kadar AKP’ye oy verilecek bir motivasyon gözlemlenmiyor. Hem
de Bahçeli’nin kendisi adaymış gibi çıkışlarına rağmen.
Gelelim AKP’nin 31 Mart’ta ve sonrasında sövüp
şimdi seçim zamanı “ya biz kardeş değil miydik” dediği Saadet’e. Seçim sonrası
çok daha iyi görüldü ki Saadet Partisi kendi adayını çıkararak aslında Millet
ittifakı içinde yer aldı. Çünkü kendi tabanı İslamcı olduğu ve güvenilmez
olduğunu gayet iyi bildikleri için “Milli Görüş’ün adayı varsa ona veririz
diyen” kesimi en azından frenleyebildiler. Yine seçime girerek benzer bir katkı
yapacaklar.
Erdoğan’ın CHP gibi dinsiz, abdestsiz bir parti
mi İstanbul’u yönetsin tarzı bel altılarından etkilenen Saadetli çıkar mı?
Elbette çıkar ancak İmamoğlu şimdilik dinle diyanetle sorun yaşayacak bir
izlenim bırakmadı.
İşte buraya kadar zaten herkesin bildiği
şeylerden sonra görüldüğü gibi pek de sonuçların değişeceği bir istikamette
gitmiyor seçim. Her ne kadar iktidar sosyal medyaya daha bastırsa, Binalı
Yıldırım daha çok koşsa da.
AKP’nin “biraz daha az Erdoğan, daha fazla
Binali” stratejisinin bir şeyleri değiştirdiğini görürlerse buna devam
edebilirler.
Erdoğan sembolik bir ilin belediye seçimlerini
kendisi için adeta referanduma çevirdi. Bir kez daha kaybettiği zaman hasar çok
ağır olacak. Kendi eliyle muhaliflerine bu imkanı verdi. Kutuplaştırma ve germe
hakkını 31 Mart’ta kullandı.
Bu saatten sonra bomba patlatsa işe yarar mı?
Zor… Ekonomik paket açıklasa faydası olmayacak. Geriye bütün milleti
kenetleyecek diplomatik krizlerden başka seçenek kalmıyor gibi. S-400 ya da
Kıbrıs’ı fırsat olarak görebilir. Ama dövizin patlamasını kaldıracak ekonomi
yok.
Bakalım ne çıkacak karşımıza.
Kazanırsa biraz nefes alacak. Kaybederse
toplaması zor.
Seçim bundan ibaret…
Syn Erdoğan a açık çağrımızdır. Seçime 18 gün
kaldı ve buna rağmen servet dökmeden de
telafi edebilir bir çok şeyi.
NASIL MI? Burada çok şeyi belirtemeyeceğiz ancak
ilgili bir danışmanı bir bakanı ÖZEL BÜRO EKİBİ
ile görüşme gerçekleştirir ise devletimizin bekası için elimizden gelen
sahadaki somut sorunları ve çözüm önerilerimizi sunabiliriz.
İnsanoğlu şaşar da yanlış da yapar ama önemli
olan YANLIŞ’a dur demesidir. Syn Cumhurbaşkanımıza naçizane önerilerimiz olacaktır
ve önceden de belirteyim DOST ACI SÖYLER.
AK Parti ile hiçbir hukukum olmamıştır. Durduğum
yer ve benimsediğim ideolojiden ötürü hiç oy da vermemişim. Ancak tam da şuanda
BEKA sorunu başlayacaktır. IMF ye muhtaç bir TÜRKİYE HEPİMİZİ eksiye düşürür.
Türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanın düşeceği
olumsuz bir durum bütün Türkiye cumhuriyeti vatandaşını rencide edecektir.
Gelin yol yakın iken HATA’larınızın analizini
yapın ve buna en önce size ulaşılmasını engelleyen sözde dostlarınızı bir
süreliğine de olsa hayatınızdan uzaklaştırın lütfen.
Yol arkadaşlarına bakmasını öneririm. Bu mücadeleye
çıkarken kimler ile çıktınız, şimdi eski yol arkadaşlarından kaç kişi kaldı
yanınızda hepsi yanlış sadece siz mi DOĞRUSUNUZ?
BİZ’den nasıl BEN olgusuna dönüştünüz ?
2011 yılına kadar küçümsenmeyecek muazzam başarılara
imza attınız. Tekrar yapabilmeniz mümkün?
Bu koltuk , bu görev size EMANET. Tıpkı bütün
emanetler gibi zamanı gelince devredeceksiniz.
DİP NOT : ZEYNEP AY MÜSTEAR ADINI KULLANAN EKİP
ÜYEMİZ 2009-2013 YILLARI İÇİNDE PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İÇİNDE
DİYARBAKIR BÖLGE SORUMLULUĞU YAPMIŞ ÜST DÜZEY ESKİ BİR MİLİTANDIR. ŞİMDİ İSE
YURTSEVER BİR VATANDAŞ OLARAK TÜRK DEVLETİNE HİZMET ETMEKTEDİR. SİTEMİZDE
BULUNAN BU BÖLÜMDEN ZEYNEP HANIMIN DİĞER ÜST DÜZEY PKK MİLİTANLARI VE FETÖ
ÖRGÜTÜ MİLİTANLARI İLE – Kİ BİR KISMI HALEN HİZMETE DEVAM EDİYOR – YAPMIŞ OLDUĞU GÖRÜŞMELERİ VE BU
KONUDAKİ ÖNEMLİ İFŞAATLARI GÜNLÜK OLARAK TAKİP EDEBİLECEKSİNİZ.