Yayınlandı: 24.09.2020 10:01
Güncellendi: 24.10.2021 19:26

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU SOSYAL YARDIMLARI

TALEBİMİZDİR : TSK’DAKİ FETÖCÜLER TARAFINDAN HAYATI CEHENNEME DÖNDÜRÜLEN BİR ASTSUBAYIMIZIN YARDIM ÇIĞLIĞIDIR /// YETKİLİLERİ GÖREVE DAVET EDİYORUZ !!!!


DAĞITIM :


  1. TBMM
  2. MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
  3. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
  4. KARA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
  5. DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
  6. HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
  7. JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI
  8. EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ 

Sayın Bakanım, Sayın Milletvekilim, Sayın Komutanım, Sayın Müdürüm,




Bildiğiniz üzere Türklerde askerlik mesleği bir meslek olmanın çok
ötesinde Peygamber ocağıdır, kutsal bir alandır. Her Türk askerlik zamanı
geldiğinde bir bayram havasında askere uğurlanır, çocukları şehit olan anne ve
babalar gurur duyar. İşte böyle bir ruhani hava içinde Mehmetçik verilen her
göreve canı pahasına şerefle gider şerefle ifa eder. Her ülkede asker vardır
ama bir Mehmetçik yoktur. Mehmetçik hem islamın son kalesi hem de Anadolu yurdunun
muhafızıdır. Dünyada halk desteği bu kadar yüksek hiçbir ordu yoktur. Şimdi bu
girizgahı edebiyat olsun diye yazmadık. Bunu ısrarla belirtmemizin nedeni
Türklerdeki askerlik mesleğinin özel bir yeri olmasındandır. Siz askerinize ne
kadar değer verirseniz o kadar başarılı olursunuz. Aşağıda 16 Eylül 2017
tarihinde Kocaeli Koz Gazetesi Yazarı Sn. Yeliz
Koray
’a bizzat gelerek derdini anlatan malulen emekli bir Astsubay Komando
kardeşimiz var. Anlattıkları doğru ise adeta bir facia.




FETÖ döneminde bürokrasinin her sektöründe çürümüşlük vardı. Ama emekli
Astsubayımızın anlattıkları doğru ise bu çürümüşlük askeriyede anlaşılan tavan
yapmış. Eğer iddiaları doğru ise – ki bunu teyid
edip doğrulatmak çok basittir
– bu durumda bu askerimize reva
görülen muamele TSK için büyük bir rezalettir. Ayıptır demiyoruz, rezalettir.
Bir Komando düşünün hayatı operasyonlarda geçiyor ve bir gün geliyor FETÖCÜ
olmadığı için haksız yere emekli ediliyor, özlük hakları verilmediği için
amelelik, garsonluk yapmaya başlıyor. Çocukları ile eşi ile ayrı düşüyor. Çocuklarına
babalık, eşine kocalık yapamaz hale getiriliyor. Neden ? Birkaç FETÖCÜ
komutanın hedefine girip onları yasadışı faaliyetlerinde rahatsız ettiği için.
Doğrudan yana olduğu için. Dürüst olduğu için. Bu nasıl bir aymazlıktır Sayın
Bakanım, Sayın Milletvekilim, Sayın Komutanım, Sayın Müdürüm ? Böyle bir
muamele dünyanın en ucundaki muz cumhuriyetlerinde bile yaşanmazken 21. Yüzyılın
Türkiye’sinin şerefli ordusunda NASIL yaşanabiliyor ? Kelle koltukta yıllarca
hizmet veren bir Astsubay Komandoyu silmek bu kadar kolay mıdır ? Soruyorum
size Sayın Bakanım, Sayın Milletvekilim, Sayın Komutanım, Sayın Müdürüm.




TSK bu mudur ? Dünyanın askerine en önem veren ordusu
olan TSK ne zaman bu hallere düştü.
 

Sayın Bakanım, Sayın Milletvekilim, Sayın Komutanım, Sayın Müdürüm,




Sizlerden ricamız şu. Lafı hiç uzatıp zamanınızı almayalım.




Yeliz hanımın haberinde yer alan Astsubayımız kim biz de bilmiyoruz. Ama
bu haberi okuyunca tabiri caizse kanımız beynimize sıçradı öfkeden.
 

Sayın Bakanım, Sayın Milletvekilim, Sayın Komutanım, Sayın Müdürüm,




Sizler bulup iddiaları objektif olarak
değerlendirebilirsiniz. Eğriyi doğruyu bulabilirsiniz.




Bu haber 16 Eylül 2017 tarihinde
yayınlanmış ve üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen konu üzerinde bir gelişme
olmadığı için haber bir çok siteye daha intikal etmiş. Ama yapılacak işlem son
derece basit. Aşağıda Kocaeli Koz sitesinin iletişim bilgileri var. Bakanlıktan,
Vekillerimizden yada Komutanlarımızdan herhangi bir büyüğümüz aşağıdaki telefon
numaralarından Yazar Yeliz Koray’a ulaşabilirse bu haberdeki Astsubayımızın
kimliğine ve son durumuna nail olabilir. Hatta kendisini izah etme fırsatı
tanınıp randevu da verilebilirse iddiaları birinci derece kendi ağzından da
dinleyebilirsiniz. Eğer anlattıkları doğru ise de bir zahmet lütfen gereği
yapılsın. Yok bu iddialar doğru çıkmaz ise lütfen bu çağrımızı görmezden gelin
ve bu dilekçemizi çöpe atın. Tüm bu kontrol çok kısa bir zamanınızı alır. Vatanı
için hayatını tehlikeye atıp şerefle görev yapmış eski bir Komandomuz için bu
zahmete eminiz katlanırsınız.




Şu ana kadar zaman ayırıp bu satırları okuduğunuz için Sayın Bakanıma,
Sayın Milletvekilime, Sayın Komutanıma, Sayın Müdürüme teşekkür ve şükranlarımızı
arz ederiz.




ÖZEL BÜRO GRUBU


www.ozelburoistihbarat.com




KOCAELİ KOZ GAZETESİ


İletişim Bilgileri


Adres: Ömerağa Mahallesi Tekel Geçidi Gülerman Apartmanı B Blok No: 3
Kat: 2 Daire 3 (Sabri Yalım Parkı yanı) İzmit / KOCAELİ


Telefon: 0262 332 00 52 – 0533 193 23 62 – WhatsApp 0507 501 2888
Mail: haber@kocaelikoz.com


https://www.kocaelikoz.com



YELİZ KORAY : “BEN DEVLETİN PİÇİ MİYİM ???”




Kocaeli Koz Gazetesi


16 Eylül 2017


Kocaeli Koz gazetesi yazarı Yeliz Koray’ın bu
günkü köşe yazısı şöyle:


“Ben devletin piçi miyim?”


“1990 yılında birçok sınav
aşamasından geçerek ve Taksim Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nden sağlık raporu
alarak TSK’ya girdim.


Tuzla Piyade Okulu’nda okurken üç
ayda bir sağlık kontrolünden geçtim.


Mezun olunca Urfa hudutta astsubay
çavuş olarak göreve başladım.


Hudut Karakol Komutanı olarak iki
yıl görev yaptım. 7/24 çalıştım hafta sonum hiç olmadı.


Günde 4 saatten fazla uyumadım. Bu
iki yılda istihbarat silah bomba imha komando gibi çok sayıda eğitim aldım.


Geçici görevlerle Sivas Erzincan
ve Tunceli arasında çok sayıda operasyona katıldım.


Süleyman Şah Türbesi Karakol
Komutanlığı yaptım.


Daha sonra tayinim Amasya
Merzifon’a çıktı. Eşimi ve çocuklarımı alarak gittim.


Kırk gün sonra yine geçici görev
verdiler.


Merzifon’da neredeyse hiç
kalmadım; 3-5 ay aralıklarla Irak Güneydoğu Diyarbakır ve Sivas’agittim
operasyonlara katıldım.


Her operasyona gitmeden ve
operasyon dönüşünde sağlık raporu aldım.


1993-1996 yıllarıydı…


FETÖ denilen yapının iç yüzünü o
zaman gördüm.


Şuanda birçoğu FETÖ’den tutuklu
komutanların çocukları-damatları bizim gıda ve kıyafet ihalelerimizi alıyordu.


Botların altı on gün sonra
düşüyordu. Dağda operasyonda olduğumuz için çul çaput ne bulursak tabanını
ayağımıza bağlıyorduk.


Sular pis konserveler kurtluydu.
Hepimiz bitlenmiştik.


Sırtımızda 30 kg teçhizatla günde
en az 20 km yürürdük.


Ekmekler simsiyah geldiği için aç
kalırdık deredeki yosunları ekmek niyetine yediğimizi hatırlıyorum.


PKK’nin bir karakolu basacağı haberini
alır operasyona giderken komutan tarafından geri çevrilirdik.


Birkaç saat geçmeden ‘karakol
baskını’ ve şehit haberleri alırdık.


PKK ve FETÖ ilişkisi apaçık
ortadaydı.


Hem yaşam koşullarına hem de
PKK’ya göz yumulmasına isyan edenler çeşitli bahanelerle ihraç edilirdi.


Sivas’ta operasyon sırasında
PKK’nın döşediği bombalardan biri patladı. Kayalıklardan aşağı yuvarlandım. Hem
belim tutmuyor hem de geçici körlük ve sağırlık yaşıyordum.


Belim ağır sakatlanmış ayağımda
yüzde 40 his kaybı vardı. Sadece bu bile emekli olmama yetiyordu. Yalvardım bir
iki saatten fazla ayakta duramıyorum fıtık oldum rapor verin dedim ama
sağlıklısın dediler.


Bir süre hastaneden yattım. Aynı
odada kalan bir asker arkadaşım her gece bağırarak uyanıyordu.


“Şehitler boğazıma sarılıyor
uyuyamıyorum” diyordu ki birkaç ay sonra intihar haberini aldık.


Devletimizin aslında biz askerler
için en iyi imkanları sunduğunu ancak FETÖ’nün sırf bizi güçsüz durumda
bırakmak için FETÖ’cü komutanlar aracılığıyla devleti kandırdığını anlamıştım.


Bunların PKK’yla bile ortak
olduklarını ortaya çıkarmak için kolları sıvadım.


Ancak o kadar güçlülerdi ve o
kadar çok muhbirleri vardı ki alay komutanına mektup yazdım diye askeri
mahkemede yargılandım cezaevinde yattım.


Bana destek olan komutanlarım bir
bir ihraç edildi ya da tayinle sürüldü.


Beni de Balıkesir’e gönderdiler.
Komandoydum ama ‘seferberlik şube müdürlüğünde’ görevlendirdiler.


Amaçlarının sicilimi bozup beni
ihraç etmek olduğunu sonradan anladım.


Satın alma bölümündeki tutanakları
incelediğimde yüzlerce yolsuzluk olduğunu gördüm. Bunların birinde bile imzamın
olması başımı yakacaktı. İmzalamadım komutana evraklardaki yolsuzlukları
söyledim. Ege Ordu Komutanlığına yazı yazdım.


Bu kez Isparta Ağır Ceza
Mahkemesi’nde yargıladılar.


Yargılamam devam ederken üç ayda
bir yapılan sağlık kontrolü için askeri hastaneye gittim.


Bana “Sen renk körüsün malulen
emekli olacaksın” dediler.


40 gün içinde de askeri lojmanı
boşaltmamı istediler.


‘8 yıl devletim için çalıştım
sakatlandım. Binlerce şehit vermişiz ben malul olmuşum çok mu?’ dedim. Zaten
belimden dolayı çoktan malul olmam gerekiyordu.


Devletimizin kararına saygı
duydum.


Askeri lojmanı boşaltıp ailemin
geçimini sağlamak için elimde avucumda ne varsa koyup ufak bir kafe açtım.


Malullük maaşıyla beraber
çocuklarımı okuturum diye düşündüm.


6 ay geçti bana maaş bağlanmadı.
Gittim sordum.


“Sen adi malulsün” dediler. Yani
görev dışı sakatlanmışım.


“Renk körlüğü doğuştan olur seni
TSK’dan emekli edemeyiz” dediler.


‘Madem renk körüyüm beni neden
TSK’ya aldınız 8 yılda en az otuz kez sağlık kuruluna girdim hepsinde de
sağlıklı raporu verdiniz’ dedim; dinlemediler…


Operasyonda belimden yüzde 40
sakatlandığımı söyledim. ‘Bari o raporla emekli edin’ dedim. Ancak sanki o
hastanede hiç yatmamışım gibi raporlarım yok edildi.


Ben de yurt içi ve yurtdışında
renk körlüğüyle ilgili ne kadar bilgi varsa araştırdım. Renk körlüğünün benim
gibi ağır gaz ve sıcaklık altında yani bomba-mayın patlamasıyla da sonradan
oluşacağını öğrendim.


Tüm bilgileri yetkili mercilere
sundum.


Bu sefer bana “Senin emekli olman
için 10 yıl şartı var. Sen 8 sene çalışmışsın” dediler.


O zamandan başlayarak bu zamana kadar
Süleyman Demirel’den tutun da Ahmet Necdet Sezer Abdullah Gül Tayyip Erdoğan
hatta Emine Erdoğan’a bile sürekli yazı yazdım ama benidinlemediler…


Çoluğu çocuğu toplayıp memlekete
döndüm. Bulaşıkçılık garsonluk amelelik yaptım. Ama ayakta fazla kalamadığım
için her seferinde işten çıkartıldım.


Bayram geldi okullar açıldı
çocuklarımın yüzüne bakamadım.


Ev sahibi kapıya dayandı buzdolabı
boşaldı eşimin yüzüne bakamadım.


Eşim çocukları da alarak
memleketine döndü; haklıydı…


2012 yılında bir kanunla irticai
faaliyetleri nedeniyle ordudan ihraç edilen 6 bin kişiye itibarlarını iade
ettiler. 1 yıl çalışıp ihraç edilene bile hem aradaki yıl farkının faizli
maaşını verdiler hem de 20 yıl çalışmış gibi emekli ettiler.


Meclise gittim milletvekillerine
anlattım bakanlara yalvardım; beni dinlemediler…


8 sene hep dağdaydım; komandoydum.


Aç kaldım bitlendim arkadaşlarım
kollarımda şehit oldu sakatlandım. Devletime hiç ihanet etmedim ama edenleri
orduya alıp beni dışladılar.


53 yaşındayım hala günü birlik
işler yapıyorum.


Yüzüme bakmayan 3 çocuğum var.


Hele biri “Sen bana babalık mı
yaptın?” dedi ya kurşun yeseydim böyle acımazdı canım.


Benden şerefimi aldılar ailemi
aldılar geleceğimi aldılar babalığımı aldılar.


Devletimin bana verdiği sadece bir
yeşil kart ama Suriyelilerden sıra gelirse muayene oluyorum.


Onlara maaş onlara vergisiz iş
yeri onlara sınavsız üniversite onlara iş…


İki defa intihar ettim onu da
başaramadım.


Ben şimdi adaletsizliği Rabbime
havale ederek ölmeyi bekliyorum.


Ve yatıp kalkıp hep aynı şeyi
soruyorum kendime;


Ben cevap bulamadım Yeliz Hanım.


Sen beni dinledin madem sen cevap
ver;


‘Ben bu devletin piçi miyim?’


***


“FETÖ hala güçlü hala ordudalar. Bana olan oldu
ama üniversite okuyan çocuklarıma zarar gelmesin” dedi ismi bende saklı olmak
üzere anlattı.


Kilometrelerce yol gelmiş derdini anlatmış
birinin sorusuna verecek cevap bulamadım beraber ağladık.


“Sadece itibarımı istiyorum. Devlette
güveneceğin biri varsa telefonumu ver” dedi gitti.


Ona da verecek cevap bulamadım.


Bu FETÖ mağduruna cevap verecek biri var mı
aramızda?




LİNK : https://halkweb.com.tr/ben-devletin-pici-miyim/