Turgut Kerem TUNCEL : UKRAYNA’DA 2019 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ BAĞLAMINDA
EUROMAIDAN’DAN GÜNÜMÜZE UKRAYNA VE ÖNÜMÜZDEKİ SÜRECE DAİR DEĞERLENDİRMELER
Analiz
No : 2019 / 14
Ukrayna’da, 31
Mart-21 Nisan 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, bu
ülke de, 1991, 1994, 1999, 2004, 2010 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen
seçimlerden sonraki yedinci cumhurbaşkanlığı seçimidir. 31 Mart’ta
gerçekleştirilen ilk tur seçimde, beklenildiği üzere, hiçbir aday oyların
%50’sinden fazlasını elde edememiş, bu nedenle, en yüksek oyu alan
görevdeki cumhurbaşkanı Petro Poroshenko ve Volodymyr Zelenskiy arasında 21
Nisan’da ikinci tur seçim gerçekleştirilmiştir. İkinci tur seçimde Poroshenko
oyların %24,5’ini, Zelesnkiy ise %73,2’sini almış ve bu sonuca göre Zeleskiy
Ukrayna’nın altıncı cumhurbaşkanı olmuştur. Olağanüstü bir durum olmaması
halinde Zelesnkiy, 2024 yılına kadar Ukrayna’nın cumhurbaşkanı olarak görev
yapacaktır.
2013 sonu-2014
başında gerçekleşen EuroMaidan Devrimi sonrasında, 25 Mayıs 2014’de olağanüstü
şartlar altında gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonraki ilk
seçim olması dolayısıyla, Ukrayna’da 31 Mart ve 21 Nisan 2019 tarihlerinde
gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimleri, EuroMaidan-sonrası Ukrayna’daki
toplumsal ve siyasi dinamiklerin anlaşılmasını sağlamaya yarayan somut veriler
sunan önemli bir dönemeç niteliğindedir. Dolayısıyla, bu seçimlerin
irdelenmesi, Ukrayna toplum ve siyasetinin bazı niteliklerinin anlaşılması için
faydalı bir çaba olacaktır. Buna ek olarak, seçimleri takip eden dönemde
Ukrayna’da önem kazanacağı görülen bazı süreçlerin ve dış politikayla ilgili
olasılıkların şimdiden takip edilmeye başlanması da kuşkusuz önemlidir.
Ukrayna’daki 2019
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin irdelendiği bu özet-analizde, ilk olarak,
seçimlerin gerçekleştiği ekonomik, toplumsal ve siyasal bağlamın anlaşılması
için bunlarla ilgili olarak betimleyici olan bazı veriler sunulacaktır. Bunu
takiben, 21 Nisan’daki ikinci tur seçimde yarışan görevdeki cumhurbaşkanı Petro
Poroshenko ve seçilen cumhurbaşkanı Volodymyr Zelesnkiy’nin seçim propagandalarının
esasını oluşturan tutum, söylem ve temalar incelenecektir. Bu inceleme,
Ukraynalı seçmenin gerçek gündeminin ne olduğunun anlaşılmasını sağlayacaktır.
Üçüncü olarak ise, seçim süreci ve sonunda ortaya çıkan ve EuroMaidan-sonrası
Ukrayna’daki toplumsal ve siyasi dinamikleri gösteren sekiz olgudan
bahsedilecektir.
Özet-analizin
ikinci bölümünde ise, cumhurbaşkanlığı seçimlerini takip eden kısa vadeli
süreçte Ukrayna’da yaşanacağı anlaşılan önemli siyasal süreçlerden bahsedilecek
ve son olarak Ukrayna ile alakalı uluslararası politikaya dair bazı gözlem ve
tahminler okuyucuya sunulacaktır.
2019 Cumhurbaşkanlığı Seçiminin
Gerçekleştirildiği Ukrayna’daki Ekonomik, Toplumsal ve Siyasal Bağlam
Ukrayna, 2018
yılı itibariyle, Moldova ve Belarus’un da gerisinde, Avrupa’nın en fakir
ülkesidir.[1] Bu durumun ortaya çıkmasında 2014’den
günümüze kadar devam eden savaş durumunun etkisi kuşkusuz büyüktür. İlk olarak
savaş durumunun kendisi ülke ekonomisi için büyük bir yük teşkil etmektedir.
Bunun yanında, Rusya destekli ayrılıkçılar ve hükümete bağlı güçler arasındaki
çatışmaların ülkenin sanayi bölgesi olan Donbas’ta başlamış olması ve buradaki
durumun günümüzde sürüncemede kalmış bir ihtilaf halini almaya başlaması,
Ukrayna ekonomisi için ciddi kayıplar anlamına gelmektedir. Kırım’ın Rusya
tarafından işgal ve yasadışı ilhakının tek başına ciddi ekonomik sonuçları
olmasa da, Ukrayna’nın Karadeniz kıyısındaki Odesa limanı ve Azov Denizi
kıyısında bulunan Berdyansk ve Mariupol limanları arasındaki deniz ticaretini
olumsuz etkileyen bir faktördür.[2] Ekonomik veriler, Ukrayna ekonomisinin
2014’de %6.6; 2015’de %9.8 gerilemiş olduğunu, 2016 ve 2017 ise %2.4 ve %2.5
oranlarında büyüdüğünü göstermektedir.[3] Ne var ki, 2016 ve 2017’deki büyüme
oldukça yetersiz bir seviyede kalmış, halkın içinde bulunduğu olumsuz ekonomik
koşulların iyileşmesini sağlayacak düzeye ulaşmamıştır.
Dünya Bankası’nın
Ukrayna, Belarus ve Moldova Ülke Direktörü Satu Kahkonen’ın basına yansıyan
açıklamalarına göre Temmuz 2018 itibariyle Ukraynalıların %25’i yoksulluk
sınırının altında yaşamaktadır. Yine Kahkonen’in açıklamalarına göre, bu oranın
2014 yılında %15 olması, 2014 sonrasında Ukrayna’daki ekonomik gerilemeyi
göstermektedir.[4] Bu şartlar altında, halkın önemli bir
kısmının borçlanma içinde olduğu da görülmektedir.[5] Bir milyondan fazla Ukraynalının akut
açlık çektiği, 1,2 milyonunun ise gıda güvenliğinin olmadığı bildirilmektedir.[6]
Ekonomideki bu
karanlık tablonun bir nedeni de kuşkusuz ülkedeki yolsuzluktur. 2017 yılında
gerçekleştirilen Yolsuzluk Algı İndeksi çalışmasına göre Ukrayna yolsuzluk
konusunda 180 ülke arasında en kötü durumdaki altmışıncı ülkedir.[7] Ülkede rüşvet oldukça yaygındır.[8] Her ne kadar, Poroshenko 2015 yılından
itibaren bazı iş insanı-oligarklarla mücadele içine girmiş gibi gözükse de,
bunun yetersiz kaldığı ve ülkedeki yolsuzluklarla mücadeleden çok bir takım
kişisel hesaplar nedeniyle yapıldığı kanısı yaygındır. Bunun yanında,
Porosehnko tarafından atanan Ulusal Savunma ve Güvenlik Konseyi Sekreter
yardımcısı Oleh Hladkovsky’nin oğlunun çok yüksek bir fiyata Rusya’dan arızalı
askeri mühimmat parçaları aldığının Şubat 2019’da ortaya çıkması, ülkedeki
yaşanan yolsuzlukların son örneklerinden bir tanesi olmuştur.[9]
Gallup’un
internet sitesinde 21 Mart 2019 tarihinde yayınlanan bir makalede, Ukraynalıların
sadece %9’unun hükümete güven duyduğu belirtilmektedir. Bu dünyadaki tüm
ülkeler arasındaki en düşük orandır. Hükümete güven duyanların oranının
Yanukovich’in cumhurbaşkanlığı döneminde ve Poroshenko’nun iktidara geldiği ilk
zamanlarda %24 olması[10] bu kapsamda önemli bir veridir. Aynı
makalede hükümet ve iş dünyasında yüksek seviyede yolsuzluk olduğunu düşünen
Ukraynalıların, toplumun sırasıyla %91 ve %82’sine tekabül ettiği
belirtilmektedir. 2019 seçimlerinde ciddi usulsüzlüklerin yaşanmamasına rağmen,
Gallup’un makalesine göre, seçim öncesinde yetişkinlerin yalnızca %12’sinin
seçime hile karıştırılmayacağını düşünüyor olması da ülkedeki genel güven
bunalımını gösteren bir örnektir. Seçimlerde hile yapılmayacağını düşünenlerin
oranının 2014’te %26 seviyesinde olması da yine dikkat çeken bir veridir.[11]
Donbas’ta 2014
yılında başlayan çatışmalar dolayısıyla 1.5 milyon civarındaki Ukrayna
vatandaşı ülke içinde yerinden olmuş (IDP) durumdadır. Bu rakam, ülkenin
dünyada ülke içinde yerinden olmuş insanlar sıralamasında dokuzuncu sıraya yerleşmesine
neden olmuştur.[12] Ülke içinde yerinden olmuş insanların
toplumun geri kalanından çok daha zor şartlarda yaşamlarını devam
ettirdiklerinin de hatırlanması gerekmektedir.[13] Donbas’ta yaşanan çatışmaların 13.000
civarında asker ve sivilin hayatına mal olmuş olması da insani trajedinin bir başka
boyutudur.
Özetlemek
gerekirse, cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı 2019 Ukrayna’sı, halkının
önemli bir kısmının ekonomik zorluklarla boğuştuğu; ülkenin doğusunda devam
eden çatışmalardan yıldığı; beş yıl önceki ümit dolu günlerde verilen sözlerin
yerine getirilmemesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığı; politikacılara
güveninin çok düşük olan bir ülkedir. Bu tablo, Poroshenko’nun yenilgisi ve
Zelenskiy’nin zaferini hazırlayan arka plandır.
Poroshenko ve Zelenkiy’nin Seçim
Propagandaları
İkinci turda
yarışan Poroshenko ve Zelesnkiy seçim sürecinde birbirinden çok farklı tutum ve
söylemler sergilemişlerdir. Poroshenko basında ve kamuoyunda mümkün olduğunca
görünür olmaya çabalarken, bunun tam tersine Zelenskiy, basının karşısına
çıkmaktan imtina etmiş, seçim propagandasını daha ziyade internet ve sosyal
medya üzerinden yürütmüştür. Tutumlarındaki bu farklılığın yanında, Poroshenko
ve Zelenskiy seçim propagandalarında da birbirinden farklı konuları ön plana
çıkartmış, farklı söylem kümeleri içinden ve farklı temalar üzerinden
propaganda yürütmüşlerdir. Poroshenko, Zelesnkiy’yi seçmenin karşısında
karşılıklı tartışmaya çekmeye çalışmış, ancak Zelenskiy Poroshenko ile halkın
önünde tartışmaya girmekten özenle kaçınmıştır. Bunların bir sonucu olarak, seçim
döneminde adaylar arasında, toplumu aydınlatarak daha bilinçli bir seçim
yapmasına olanak tanıyacak bir siyasi tartışma ortamı oluşmamıştır.
Poroshenko’nun seçim propagandası
Poroshenko, seçim
propagandasını,
- Ukrayna’nın
Euro-Atlantik seçimi ve bu seçim sonrası ortaya çıkan dış politika
çizgisinin sürdürülmesi; - Donbas (ve
Kırım) ile ilgili olarak Rusya ile süregiden savaş durumu ve savaştan
zaferle çıkılması; - Rus
kimliğinden arınmış bir Ukrain kimliğinin inşası sürecinin devam
ettirilmesi;
temaları etrafında
biçimlendirmiştir.
Poroshenko hemen
tüm beyanatlarında “Ukrayna’ya yönelmiş olan Rus tehdidi”ne vurgu yaparak,
Ukrayna’nın bununla mücadele edebilecek yeterlilik ve kararlılıkta bir
cumhurbaşkanı seçmesi gerektiği şeklinde bir söylem geliştirmiştir. Poroshenko
bu kapsamda, kendini, uluslararası arenada itibarı yüksek olan iyi eğitimli bir
profesyonel; deneyimli bir diplomat; yetenekli bir müzakereci; güçlü bir
cumhurbaşkanı ve başkomutan olarak resmetmiştir. Kendi cumhurbaşkanlığı
döneminde, Avrupa Birliği ve NATO ile sürdürülen ilişkiler, IMF ile yapılan
anlaşma, Ukrayna Bağımsız Ortodoks Kilisesi’nin kurulması ve Donbas’ta
ayrılıkçıların ilerlemesinin durdurulması gibi konuları özellikle
vurgulamıştır.
Propagandasını
dış politika, güvenlik ve ulus inşası temaları etrafında kuran Poroshenko,
rakibi Zelesnkiy’yi bu alanlarda doğru ve başarılı bir politika yürütemeyecek,
tecrübesiz ve zayıf bir kişilik olarak sunmuştur. Poroshenko kurduğu bu söylem
çerçevesinde, Ukrayna halkının ya Rusya ile mücadele edebilecek olan kendisini
yâda bunu başarma iradesi olamayan Zelesnkiy arasında yapacağı tercihin,
aslında kendisi ile Putin arasında yapacağı bir tercih olacağını ima etmenin
ötesinde açıkça söylemiştir.
Zelesnkiy’nin seçim propagandası
Zelenskiy yürüteceği
dış politika hakkında detaylı açıklamalar yapmamıştır. Bunun yanında, genel
olarak, Euro-Atlantik yanlısı çizgiyi devam ettireceğini düşündüren bazı
açıklamalarda bulunmuştur. Bununla ilgili olarak dikkat çeken bir husus, AB ve
NATO üyelikleri konusunda var olan çizgiyi sürdüreceğini söylerken, NATO
üyeliği konusunu, halkın gerçekten rızasının olduğunu görmek ve göstermek için
referanduma götüreceğini söylemesidir.
Dikkat çeken bir
başka husus ise Zelenskiy’nin, Putin’e karşı eğilmez bir cumhurbaşkanı ve
başkomutan imajı sergileyen Poroshenko’nun aksine, savaşın sonlandırılması
hedefi kapsamında Putin ile görüşebileceğini, hatta bu sonucu verecekse
Putin’in önünde diz çökebileceğini söylemesi olmuştur.
Zelenskiy, seçim
propagandasında esas olarak,
- Ülkede
değişim; - Yolsuzlukla
mücadele; - Halkın
ekonomik şartlarının iyileştirilmesi; - Savaşın
sonlandırılması
temalarına vurgu
yapmıştır.
Bunun yanında,
Zelenskiy, seçim dönemi boyunca net bir siyasi program veya seçim beyannamesi
ortaya koymamıştır. Seçimden önce bir beyanname yayınlamıştır, ancak bu bir
siyasi programdan çok, genel ilkelerden bahseden bir metin niteliğindedir.[14] Zelenskiy, önemli konular hakkında karar
alırken halka danışacağını, düzenlenecek referandumlar yoluyla halkın istekleri
doğrultusunda siyaset yürüteceğini vaat etmiştir. Zelesnkiy’nin bu tutumu pek
çok yorumcunun siyasi liyakatini sorgulamasına neden olmuştur. Bununla
bağlantılı olarak, Zelenskiy’nin cumhurbaşkanı olması durumunda ülkenin ciddi
sorunlarla karşı karşıya kalabileceği şeklinde yorumlar yapılmıştır.
Bu tip yorumlarda
haklılık payı olabilecekse de, Zelenskiy’nin sergilediği bu tutumun gayet
bilinçli bir şekilde yürüttüğü seçim stratejisinin bir bileşeni olduğunu görmek
gerekmektedir. Zelenkiy, kendisi hakkında halka “siyasetçi olmayan sıradan ve
basit bir insan” imajı sunmuştur. Bunun yanında Zelenskiy, sadece siyaset
sınıfının değil siyasetin de dışında “sıradan bir insan olarak,” “sistemle
mücadele edecek” bir cumhurbaşkanı olacağı şeklinde bir söylem geliştirmiştir.
Zelesnkiy bu sayede, kendini “yozlaşmış eski”ye karşı “yeninin” temsilcisi
olarak sunmayı hedeflemiştir. Bu açıdan bakıldığında, seçim sürecinde
Zelenskiy’nin siyasi meselelere dair konuşmaması ile çizmeye çalıştığı imajın
aslında örtüştüğü, bunun seçim stratejisinin bir parçası olduğu
anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle, Zelesnkiy’nin siyasete dair konuşmaktan
kaçınması, siyasi bir falso değil, bir taktiktir. Bu noktada ironik olan şey,
Poroshenko’nun Zelenskiy’ye dair kamuoyuna sunmak istediği imajın aslında
Zelenskiy’nin kendi hakkında oluşturmaya çalıştığı imajı destekler nitelikte
olmasıdır. Bu anlamıyla, tecrübeli siyasetçi Poroshenko farkında olmadan
”çaylak” Zelenskiy’nin çarkına su taşımıştır.
Poroshenko ve
Zelnskiy’nin seçim sürecinde sergiledikleri tutum, kurdukları söylem ve
vurguladıkları temalar ve seçimlerin sonucu dikkate alındığında ortaya çıkan
şey, Ukrayna halkının esas meselesinin dış politika, güvenlik ve ulusal kimlik
inşası olmadığı, halkın ülkedeki ekonomik ve siyasi elite ve bir bütün olarak
sisteme karşı yoğun bir tepki duyduğu ve en önemli gündem maddesinin ekonomi
olduğu anlaşılmaktadır.
2019 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
Kapsamında Öne Çıkan Bazı Olgular
Rekor sayıda aday
Ukrayna’da 2019
cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili dikkat çeken hususlardan biri rekor sayıda
adayın cumhurbaşkanlığı yarışına girmiş olmasıdır. Seçimin ilk turunda otuz
dokuz aday cumhurbaşkanlığı için yarışmıştır. Bu rakam, Ukrayna tarihindeki en
yüksek sayıdaki cumhurbaşkanı adayı anlamına gelmektedir. Öte yandan, bu
adaylar arasında yalnızca Petro Poroshenko, Yulia Tymoshenko, Volodymyr
Zelenskiy, Yuriy Boyko, Anatoliy Hrytsenko ve Oleh Lyashko’nun seçimde şansı
olabilecek adaylar oldukları görülmüştür.
Seçimde ortaya
çıkan bu tablo, Ukrayna’daki siyasal alanın halen oldukça parçalı bir halde
olduğunu ve henüz arzu edilen düzeyde bir kurumsallaşma ve konsolidasyon
seviyesine ulaşamadığını göstermektedir.
Seçime katılım oranının görece
düşüklüğü
Ülkede seçime
katılım oranı her iki turda da %62-63 seviyesinde kalmıştır. Olağanüstü şartlar
altında gerçekleştirilen 2014 seçimi bir kenara bırakılırsa, bu oran yirmi
sekiz yıllık Ukrayna tarihindeki en düşük seçime katılım oranıdır.
Ukraynalı
seçmenin seçimlere görece ilgisizliği toplumdaki kırgınlık ve kızgınlığın
yanında ümitsizliğin de bir göstergesi olarak okunabilir. Bununla ilgili olarak
Rusya’nın yürüttüğü Ukrayna’yı yıpratma ve yıldırma siyasetinin başarısından da
söz edilebilir.
Rusya yanlısı adayların %15’e
varan oy oranı
Ülkede EuroMaidan
sonrası oluştuğu iddia edilen toplumsal ve siyasal bağlam ve Donbas ve
Kırım’daki durum göz önüne alındığında, dikkat çeken fakat Ukrayna ve Batı
basınlarının pek değinmediği önemli bir husus, açıkça Rusya yanlısı olan Yury
Boyko (%11.7) ve Oleksandr Vilkul’un (%4.2) ilk tur seçimde toplamda %16
civarında oy kazanabilmiş olmasıdır. Boyko’nun, 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminde
yalnızca %0.19 oy almış olması bu çerçevede ayrıca önemli bir veridir.
Bu sonuç, 2014
yılından beri devam eden savaş durumuna rağmen, Rusya’nın Ukraynalılar arasında
hegemonyasının belli bir düzeyde devam ettiğini göstermektedir.
Aşırı sağ mitinin sonu
2013-2014
EuroMaidan’dan sonra gelişen süreçte, Kremlin’in yürüttüğü Ukrayna karşıtı
propagandanın temel öğelerinden bir tanesi Kyiv’de gerçekleştirilen “Batı
destekli darbe” sonrasında “Ukraynalı Nazilerin” ülke yönetimini ele
geçirdikleri söylemidir. 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri bu propagandayı
tamamen boşa çıkartmıştır
İlk olarak,
Ukrayna halkı anne ve babası Yahudi olan Zelesnkiy’i %75 gibi bir oy oranıyla
cumhurbaşkanı seçmiştir. Bu gerçek, Kremli’nin servis ettiği “Kyiv’deki
antisemit Naziler” propagandasını geçersiz kılmaktadır. Bunun yanında,
seçimlerde yarışan aşırı-sağcı adayların toplamda ancak %1.6 gibi bir oy almış
olması da, Kremlin merkezli propagandanın çökmesine neden olan bir başka
sonuçtur.
Seçimlerde ortaya
çıkan bu tablo aynı zamanda, Ukrayna toplumunun dışlayıcı, şovenist ve şiddet
eğilimli etnik milliyetçi akımlara teveccüh göstermediğini göstermektedir.
Esasında Ukrayna toplumunun bu tavrı, etnik milliyetçi temaları da kullanan
Poroshenko’nun seçim yenilgisinin sebeplerinden bir tanesi olarak da karşımıza
çıkmaktadır.
Ukrayna toplumunun homojenleşmesi
süreci
1991-2010
yıllarında gerçekleştirilen beş seçimde farklı bölgelerdeki seçmen farklı
siyasi tercihlerde bulunmuştur. Ülke siyasi tercihleri açısından Batı ve Orta
bölgeler ve Güney ve Doğu bölgeler olmak üzere ikiye bölünmüş bir görünüm
sergilemiştir. 2014 yılındaki seçimde ise bölgeler arasında farlılıkların
azaldığı daha yeknesak bir siyasi tablo ortaya çıkmıştır. 2019’da ülkedeki
siyasi tercihlerle ilgili yeknesaklaşma eğiliminin artarak devam ettiği
görülmüştür.
Bu homojenleşme
eğiliminin ortaya çıkmasında kuşkusuz Kırım ve Donbas’taki seçmenin oy
kullanamamasının bir etkisi söz konusudur. Ancak, Kyiv’in kontrolü altındaki
doğu bölgeleri ile orta ve batıdaki bölgeler arasındaki benzeşme, bu
homojenleşme eğiliminin yalnızca Kırım ve Donbas faktörleri ile
açıklanamayacağını göstermektedir. Sonuçta, Ukrayna’da siyasi tercihlere dair
bir homojenleşme sürecinin yaşandığını söylemek mümkündür.
Bunun yanında,
2019 seçim haritasında dikkat çeken bölge Ukrayna’nın batısında bulunan Lviv
bölgesidir. Lviv, her iki turda da Poroshenko’nun Zelenskiy’den daha fazla oy
aldığı tek bölgedir.[15]
Batılı ve
milliyetçi eğilimleri kuvvetli Ukraynalı sosyal bilimciler genelde, Ukrayna’nın
daha Ukrainophile
Batı ve Orta bölgelerini norm, daha ziyade Küçük Rus’[16] kimliğini benimsemiş Güney ve Doğu
bölgelerini ise sapma olarak görme eğilimindedirler. Bu bakış, tarihi ve
sosyolojik pek çok açıdan eleştirilebilir. Bunun yanında, 2019 Cumhurbaşkanlığı
seçimleri de bu bakışın sorgulamasına imkân veren bir başka durumu ortaya
çıkartmıştır. Özetle belirtmek gerekirse, normun ne olduğunu söylemek o kadar
kolay olmasa da, esas sapmanın Lviv (Galiçya) Ukrainophilismi
olduğunu düşünmememiz için elimizde kanıtlar vardır.
Ukrayna’da “homo post-sovieticus”
ilk cumhurbaşkanı
1991’den günümüze
kadar Ukrayna’da cumhurbaşkanlığı yapmış olan Leonid Kravchuk, Leonid Kuchma,
Viktor Yushchenko, Viktor Yanukovich ve Petro Poroshenko, ilk gençlik yıllarını
Sovyetler Birliği döneminde yaşamış, toplumsal kimlik oluşum süreçlerini
Sovyetler Birliğinin taşrası olan Sovyet Ukrayna’da geçirmiş kişilerdir. Bu
kişiler, aynı zamanda, Sovyet ve Sovyet-sonrası Ukrayna’da parti bürokratı,
siyasetçi, fabrika yöneticisi, bürokrat, teknokrat olarak görev yapmış
kişilerdir.
Volodymyr
Zelenskiy ise, toplumsal kimlik oluşum yıllarını Sovyet toplumunda değil,
Sovyet-sonrası bağımsız Ukrayna’da yaşamış, bu anlamıyla gerçek anlamda “homo
post-sovieticus” bir kişidir. Bunun yanında, Zelenskiy seleflerinden farklı
olarak, bir parti bürokratı veya teknokrat değil, kapitalist ekonomik düzen
içinde başarıyı yakalamış bir iş insanıdır.
Bu sebeplerden
dolayı Zelenskiy, seleflerinden farklı bir toplumsal tipolojiyi temsil ettiği
ve Ukrayna’nın başına gelen ilk gerçek Sovyet-sonrası cumhurbaşkanı olduğu
söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında, Zelesnkiy’nin Cumhurbaşkanı seçilmesini,
Ukrayna’da yeni bir dönemin başlangıcı olarak görmek mümkündür. Başka bir
deyişle, Zelenskiy’nin cumhurbaşkanlığı ile birlikte Ukrayna’da Sovyet dönemi
gerçek anlamda kapanmıştır.
Yeni ve liyakat bir siyaset
sınıfının olmayışı
2019 seçimde
yarışan pek çok aday, EuroMadian-öncesi Ukrayna’ya ait olan ve ülkede 2013-2014
yıllarında yaşanan olayları doğuran ekonomik, toplumsal ve siyasi şartların
oluşmasında rolü olan isimlerdir. Zelenskiy, bu gruba dâhil değildir, ancak
siyasi liyakati hakkında ciddi soru işaretleri mevcuttur. Bunları bir araya
getirdiğimizde karşımıza çıkan bir diğer önemli sonuç, 2014 EuroMaidan
Devrimi’nin yeni ve liyakat sahibi bir siyaset sınıfı yaratamamış olmasıdır.
Ukrayna’da sivil toplum ve
toplum
EuroMaidan-sonrası
Ukrayna’da yeni ve liyakat sahibi bir siyaset sınıfın ortaya çıkmamış olması
olgusu, Batı medyası ve düşünce kuruluşları tarafından övgüyle bahsedilen ve
2014 sonrasında ülkede hızla geliştiği iddia edilen sivil toplum göz önünde
bulundurulduğunda şaşırtıcı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle,
sivil toplumun neden ülkeye önderlik edebilecek yeni ve liyakat sahibi
siyasetçiler doğuramadığının sorgulanmasını yerinde bir çabadır. Bu sorgulama
çerçevesinde teorik bir tartışma yürütüldüğü takdirde, sivil toplum ve siyasal
toplumun farklı alanlar olduğu, en önemli işlevlerinden birinin siyasal toplumu
denetlemek olan sivil toplumun siyasal toplumu beslemek gibi bir vazifesinin
olmadığı gibi görüşler öne sürülebilir. Bu tür teorik argümanlar da doğruluk
payı olabilecekse de, pratik düzeye indiğimizde, bazı olumlu sonuçları olsa da,
günün sonunda, Ukrayna’daki sivil toplumun Ukrayna toplumunun çok temel
ihtiyaçlarından bir kısmına cevap vermek konusunda yetersiz kaldığı
görülmektedir.
Bu durumla ilgili
birkaç tespit yapmak mümkün olsa da, bunlardan belki de en esas olanı,
Sovyet-sonrası coğrafyada, büyük oranda Euro-Atlantik’in sağladığı finansal
kaynaklar sayesinde gelişen sivil-toplum alanında, geçim kaynağı bu finansal
kaynaklar olan ve bu sebepten dolayı toplumun ihtiyaçlarından çok finans
kaynaklarının ihtiyaçlarına göre hareket eden ve “yurtdışı bağlantıları
kuvvetli” bir “sivil toplum profesyonelleri” tabakasının oluşmuş olmasıdır.
Ukrayna’da geliştiği iddia edilen sivil toplumun önemli bir kısmının, kendi
elitinin yanında, kendi paralel gerçekliğini yaratan ve toplumun geniş
kesimleriyle ilişkisi kopuk bir “gösteri toplumu” halinde bulunduğu
görülmektedir. Ukrayna’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının büyük
oranda Kyiv’de yoğunlaştığı, örneğin Donbas’taki insani konularla ilgili
faaliyet gösteren kuruluşların bile merkezlerinin bu şehirde olduğu,
sivil-toplum kuruluşlarında çalışan insanların maaşlarının genele göre daha
yüksek olduğu gibi gerçekler, sivil toplum ve “gerçek toplum” arasındaki
kopukluk hakkında bazı fikirler vermektedir.
Kısa Vadede Ukrayna’da Önem
Kazanacak Süreçler
Zelenskiy’nin kuracağı ekip
İçinde
bulunduğumuz dönemde herkesin merak ettiği konu, Zelenskiy’nin ekibinde
kimlerin yer alacağıdır. Bununla ilgili olarak çeşitli isimler ifade edilmektedir.
Basında çıkan bu konuyla ilgili haberlerde, Zelenskiy’nin çekirdek ekibinde yer
alan veya alması beklenen yirmi isim öne çıkmaktadır. Bu isimlerle ilgili
dikkat çeken şey, güvenlik ve savunma uzmanı olan Ivan Aparshyn dışında,
bunların tümünün yargı, ekonomi, eğitim gibi “içişleri” alanına giren konularla
ilgili kişiler olmalarıdır.
Bu kompozisyon,
Zelenskiy’nin seçimlerde ortaya koyduğu vaatler ile uyumludur. Öyle
anlaşılmaktadır ki, önümüzdeki dönemde Ukrayna’da esas gündem Donbas ve Kırım
sorunları veya Rusya ve Batı ile ilişkiler değil, iç siyasi, toplumsal ve
ekonomik meseleler olacaktır.
Ekim 2019 parlamento seçimleri
21 Nisan 2019
günü Zelenskiy’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi ile Ukrayna’daki seçim dönemi sona
ermemiştir. Aksine, 27 Ekim 2019’da gerçekleştirilmesi beklenen parlamento
seçimlerinin tamamlanmasına kadar olan yaklaşık beş ay boyunca seçim süreci
devam edecektir. 27 Ekim 2019 günü gerçekleştirilmesi beklenen parlamento
seçiminin de cumhurbaşkanlığı seçimi kadar kritik bir seçim olacağını söylemek
mümkündür.
Ukrayna’daki
siyasi sistem yarı-cumhurbaşkanlığı olarak adlandırılabilecek bir sistemdir. Bu
sistem içerisinde, cumhurbaşkanı genel olarak dış politika ve güvenlik konuları
ile ilgili yetki ve sorumluluklara sahipken, parlamentonun, ekonomi ve iç
işleri ile ilgili konulara dair yetki ve sorumlulukları vardır. Bakanlar
Kurulu, ülkedeki reformlarla ilgili yetki sahibi birimdir. Cumhurbaşkanının
karar ve kararnameleri, Bakanlar Kurulu ve Parlamento’nun onayından geçmek
zorundadır.
Bu noktada,
Zelesnkiy’nin seçim sürecinde ortaya koyduğu hedefler ile Ukrayna’daki siyasi
sistem arasındaki çelişkinin altını çizmek gerekmektedir. Kısaca belirtmek
gerekirse, seçim sırasında Zelenskiy aslında cumhurbaşkanının yetki ve
sorumluluğunda olan konularla ilgili değil, daha çok parlamento ve Bakanlar
Kurulu’nun yetkisinde olan konularla ilgili vaatlerde bulunmuştur.
Zelenskiy’nin
ifade ettiği, ülkede ekonominin iyileştirilmesi ve yolsuzlukla mücadele
hedeflerinin başarısı, parlamentonun kompozisyonu ve Zelenskiy ile parlamento
arasındaki ilişkinin niteliği ile yakından alakalı olacaktır. Dolayısıyla, 27
Ekim 2019’da gerçekleştirilmesi beklenen parlamento seçimi Ukrayna’nın
önümüzdeki dönemi için çok belirleyici bir başka dönemeç olacaktır.
Zelenskiy nasıl yönetecek?
Zelenskiy iki
selefi olan Yanukovich ve Poroshenko gibi bir oligark değildir. Zelenskiy,
Ukrayna’daki siyasi sınıfa da dâhil değildir. Bunların yanında, Zelenskiy’nin
Ukrayna’daki Ihor Kolomoyskyi gibi oligarklar ve eski siyasi sınıfa mensup
kişilerle çok da şeffaf, temiz ve meşru olmadığı anlaşılan bazı ilişkilerinin
olduğu görülmektedir.
Bunlar göz önüne
alındığında, önümüzdeki dönemde Ukrayna’da yaşanacak siyasi süreçlerle ilgili
ortaya çıkan önemli bir soru, Zelenskiy’nin toplumu ve siyaseti nasıl
yöneteceği; yıkmaya geldiğini söylediği sistem ve bu sistemin köşe başlarını
tutmuş olan siyasi ve ekonomik elit ve oligarklar ile nasıl bir ilişki kuracağı
sorusudur. Kuşkusuz Zelenskiy’nin siyasi yapı, siyaset sınıfı ve oligarklarla
sürdüreceği ilişki biçimi, Ukrayna’daki gelişmeleri doğrudan etkileyecektir.
Zelenskiy’nin,
selefleri olan Kuchma ve Yuschenko’nun izledikleri yolu izleyecek, sistemin
köşe başlarını tutmuş ve birbirleri ile neo-feodal ilişkiler içinde olan siyasi
ve ekonomik elit ve oligarklar ile açık bir çatışmaya girmek yerine, bunların
üzerinde bir konumda yer tutmaya çalışarak, var olan dengeleri çok da fazla
yerinden oynatmadan, bunlar arasındaki ilişkileri düzenleyen bir tür hakem rolü
oynamaya gayret edeceği düşünülebilir.
Elbette ki bu
senaryonun gerçek olması sadece Zelenskiy’ye değil siyasi ve ekonomik elitin ve
oligarkların tavırlarına da bağlı olacaktır. Her durumda, siyasi tecrübesi
olmayan, yukarıda belirtildiği gibi “homo post-sovieticus” bir kişi olan,
ülkedeki neo-feodal ilişki ağları içinde yer almayan ve muhtemelen bu ağların
nasıl işlediğini tam olarak bilmeyen Zelenskiy’nin sistem ve sistem içinde köşe
başlarını tutmuş kişilerle ilişkilerini izlemek oldukça ilginç olacaktır.
Ukrayna ve Uluslararası Siyaset
Zelenskiy’nin
cumhurbaşkanı seçilmesinin Euro-Atlantik’in Ukrayna’ya karşı tutumunda ve bu
ikisi arasındaki ilişkilerin gidişatında ciddi bir değişikliğe neden olmayacağı
düşünülebilir. Bunun yanında, Zelenskiy, seçim döneminde söylediği gibi, NATO
üyeliği konusu hakkında bir referandum düzenleme yoluna giderse,
Euro-Atlantik’in buna nasıl bir tepki vereceğinin izlenmesi ilginç ve gerekli
olacaktır. Bunun yanında, 21 Nisan sonrasında Ukrayna ile ilgili uluslararası
siyasetle alakalı takip edilmesinde fayda olacak esas meselenin Ukrayna ve
Rusya arasındaki ilişkiler olduğunu söylemek gerekmektedir.
Ukrayna ve Rusya arasındaki
ilişkiler
Süreç içerisinde,
Ukrayna seçimleriyle ilgili Rusya’nın üç beklentisinin olduğu ilgili basında
çıkan haber ve yorumlardan anlaşılmaktadır. Bu beklentiler;
- Poroshenko’nun
seçimi kazanmaması; - Ukrayna’nın
belirsiz ve istikrarsız bir döneme girmesi; - Ekim 2019’da
gerçekleştirilecek parlamento seçimlerinde Rusya yanlısı milletvekillerin
parlamentoda belli bir ağırlık kazanmasıdır.
Rusya’nın ilk
beklentisi gerçekleşmiştir.
Cumhurbaşkanlığı
seçimlerinin ilk turunda Rusya yanlısı adaylar %16 gibi azımsanmayacak bir oy
oranına ulaşmıştır. Bunun yanında, Ukrayna’yı yakından takip eden bazı
uzmanlar, Ekim ayındaki parlamento seçimlerinde Rusya yanlılarının
parlamentodaki koltukların %16 ila %20’sini alabileceklerini düşünmektedir. Bu
ihtimal gerçek olursa, Rusya’nın bir diğer beklentisi de gerçekleşmiş
olacaktır. Seçim sürecinde Ukrayna’da herhangi bir huzursuzluk, toplumsal
çatışma veya istikrarsızlık ortaya çıkmamıştır. Bu aşamada, yakın gelecekte
bunların yaşanacağını gösteren emarelere rastlanmamaktadır. Bunun yanında,
Rusya’nın böyle bir durumun ortaya çıkması için çeşitli adımlar atma ihtimali
göz ardı edilmemelidir.
Rusya’nın,
Poroshenko’nun ikinci tur seçimi %50 gibi büyük bir farkla kaybetmesini,
yürüttüğü dış politika ve ulus inşa politikasının çöküşü olarak okuması
muhtemel gözükmektedir. Bununla bağlantılı önemli bir soru ise böyle bir okuma
sonrasında Rusya’nın Ukrayna’ya dair nasıl bir siyaset yürüteceğidir. Şu ana
kadar Rusya Devlet Başkanı Putin’in Zelenskiy’yi kutlamamış olması; Rus yetkililerin,
Ukrayna ile ilişkilerin Zelenskiy’nin pratiğine göre belirleneceği yönündeki
açıklamaları; ve Kremlin’in 24 Nisan’da Donbas’taki Ukrayna vatandaşlarının, 27
Nisan’da ise tüm Ukraynalıların Rus pasaportu almalarının kolaylaştırılacağı
yönündeki açıklamaları, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı baskıcı yaklaşımını bu
ülkeden somut tavizler elde etmedikçe bırakmayacağını düşündürtmektedir.
Bununla ilgili esas soru ise Rusya’nın Ukrayna’dan ne tür tavizler
beklediğidir.
Kırım meselesi
Zelesnkiy
döneminde Kyiv’in, Kırım konusuyla ilgili şimdiye kadar yaptığından fazlasını
yapmasını beklemek hayalcilik olacaktır. Bu, Zelenskiy ile alakalı bir durum
değildir. Poroshenko döneminde de Kyiv, Kırım konusuyla ilgili olarak bir takım
beylik sözler sarf etmek dışında, Kırım’daki illegal Rus hâkimiyetinin
sonlandırılması ve burada fiili egemenliğin yeniden sağlanmasını sağlamaya
yönelik ümit verici bir siyaset geliştirememiştir. Seçim sürecinde Zelenskiy ve
Poroshenko dâhil tüm adaylar Kırım konusunda göstermelik beyanlar haricinde
dikkate değer bir perspektif sunmamışlardır. Benzer bir şekilde, Ukrayna’daki
uzmanların da bu konuyu fazla tartışmadıkları görülmüştür.
Kırım konusuyla
ilgili olarak önümüzdeki dönemde ilgi çekici tek süreç, Ukrayna ve Diasporadaki
Kırım Tatarlarının Zelesnkiy yönetimi ile nasıl bir ilişki kuracakları ve
Kırım’la ilgili olarak yeni bir yol haritası çizip çizmeyecekleri
olacaktır.
Donbas meselesi
Donbas konusunda
ise, Zelesnkiy’nin savaşın yıkıcı ekonomik ve insani etkilerini azaltmak için
buradaki çatışmayı “dondurma” ve “donmuş bir çatışma” (frozen
conflict) haline getirmeye yönelik bir siyaset izlemesi olası
görünmektedir. Buna paralel olarak, Donbas halkı ile gerginlik giderici diyalog
yolları araması da ihtimaller dâhilindedir. Donbas’la ilgili ortaya çıkabilecek
yeni durumun, Tiflis ile Abhazya ve Güney Osetya arasındaki duruma benzerlik
gösterme ihtimali yüksektir. Elbette, böylesi bir girişimin sonucu Rusya’nın
alacağı tavırla doğrudan bağlantılı olacaktır.
Fotoğraf:
independent.co.uk
[1] “IMF ranks Ukraine as Europe’s poorest country,” bne
IntelliNews, Ekim 16, 2018, erişim Mayıs 8, 2019
,http://www.intellinews.com/imf-ranks-ukraine-as-europe-s-poorest-country-150301/.
[2] David R. Marples, “Poroshenko: An oligarch seeks a second term,” The
Topchubashov Center, Mart 20, 2019, erişim Mayıs 8, 2019, http://top-center.org/analytics/658-poroshenko-an-oligarch-seeks-a-second-term.html?fbclid=IwAR1lsBihNhFRnRwoXDExYRStn_4SgBoNQYn_OiR3vZJFbaSVlAj-9cMWX4c.
[3] Bu ve diğer veriler için bkz. “Ukraine Economic Outlook,” FocusEconomics,
Nisan 2, 2019, erişim Mayıs 8, 2019, https://www.focus-economics.com/countries/ukraine.
[4] “More poor people in Ukraine now than five years ago – World
Bank,” Ukrinform,
Temmuz 18, 2018, erişim Mayıs 8, 2019,
https://www.ukrinform.net/rubric-society/2500940-more-poor-people-in-ukraine-now-than-five-years-ago-world-bank.html.
[5] Olexandr Honcharov, “What 2019 budget mean for ordinary
Ukrainians?” 112.international,
Aralık 11, 2018, erişim Mayıs 8, 2019, https://112.international/opinion/what-2019-budget-mean-for-ordinary-ukrainians-35056.html.
[6] “Ukraine among world’s poorest countries,” UNIAN,
Ocak 30, 2018, erişim Mayıs 8, 2019,
https://www.unian.info/society/2373812-ukraine-among-worlds-poorest-countries-report.html.
[7] “Ukraine,” Transparency International, erişim Mayıs 8, 2019, https://www.transparency.org/country/UKR.
[8] “Ukraine Corruption Report,” GAN, erişim Mayıs 8, 2019, https://www.business-anti-corruption.com/country-profiles/ukraine/.
[9] Anna Korbut, “Ukraine’s Presidential Election: Key Candidates and
Key Questions,” Mart 7, 2019, erişim Mayıs 8, 2019, https://www.chathamhouse.org/expert/comment/ukraine-s-presidential-election-key-candidates-and-key-questions?gclid=CjwKCAjwvuzkBRAhEiwA9E3FUngq0OIAIXaGs5OyS7TJir8hhqNHQ23hqTc4dLebI5awX0es2FFDXhoCZe4QAvD_BwE.
[10] Zach Bıkus, “World-Low 9% of Ukrainians Confident in Government,”
Gallup, Mart 21, 2019, erişim Mayıs 8, 2019, https://news.gallup.com/poll/247976/world-low-ukrainians-confident-government.aspx.
Aynı makale,
hükümete güven oranının Sovyet-sonrası ülkelerde ortalama %48, dünyada ise %56
seviyelerinde olduğunu bildirmektedir.
[11] Zach Bıkus, “World-Low 9% of Ukrainians Confident in Government”
[12] “Internally Displaced Persons (IDP),” UNHCR, erişim, Mayıs
8, 2019, https://www.unhcr.org/ua/en/internally-displaced-persons.
[13] “National Monitoring System Report on the Situation of Internally
Displaced Persons – June 2018,” ReliefWeb, Haziran 30, 2018, erişim Mayıs 8, 2019,
https://reliefweb.int/report/ukraine/national-monitoring-system-report-situation-internally-displaced-persons-june-2018.
[14] “Ukrayna Cumhurbaşkanı Adayı Volodymyr Zelenskiy’nin Seçim Öncesi
Programı” başlıklı bu metine https://program.ze2019.com/
adresinden ulaşılabilir.
[15] Lviv dışında Poroshenko’nun Zelenskiy’den daha fazla oy aldığı
iki yer ülke dışındaki sandıklar yani diaspora ve Kyiv kent merkezidir.
Yurtdışındaki sandıklardan Poroshenko’nun önde çıkması, diaspora çalışmalarında
sıkça kullanılan bir kavram olan “uzun-mesafe milliyetçiliği” (long-distance
nationalism) ile açıklanabilir. Kyiv kent merkezinde ortaya çıkan
durum ise bu bölgenin kendine has ekonomik, demografik ve toplumsal yapısı ile
ilgilidir.
[16] Küçük
Rus’, ortak Rus’ (Doğu Slav) tarihi ve kimlik öğeleri üzerinden
Ukraynalı ve Rus kimliklerinin ortaklaşan yanlarını vurgulayan, Ukraynalı ve
Rus kimliklerinin ortak Rus’ (Doğu Slav) kimliğinin farklı fakat
birbirileriyle yakından bağlantılı biçimleri olduğuna işaret eden, Ukraynalılar
ve Ruslar arasında etnik bir farklılık olmadığını düşüncesi etrafında
şekillenmiş olan bir kavramdır. Ukrayna ve Rus kimlikleri arasındaki ilişkiyi
bu şekilde tasavvur edenlerin bir kısmı, bir adım daha öteye giderek bu iki
kimliğin belli düzeylerde farklılıklarını korusalar da tek bir ulusal kimlik
altında birleşmelerinin en ideal veya doğal sonuç olduğunu düşünmektedirler.
Ukrainophile kavramı Türkçe’ye, Ukrayna/Ukrain yanlısı, Ukrayna/Ukrain dostu,
Ukrayna/Ukrain hayranı şeklinde tercüme edilebilir. Bunun yanında, tarihsel ve
siyasi bağlamı içinde düşünüldüğünde bu kavram, Rus’ (Doğu Slav)
kimlik öğeleri üzerinden Rus kimliği ile farklı ölçülerde ortaklaşan veya
aynılaşan kimlik tasavvurlarını reddeden, Rus etnisitesinden farklı ve bundan
bağımsız bir Ukrain etnisitesinin olduğunu, bu nedenle, Ukrain ve Rus
uluslarının da birbirinden farklı uluslar olduklarını veya olmaları gerektiğini
savunan etno-ulusal tasavvura işaret etmektedir.
Siyasi akımlar
olarak ele alındığında ise, Ukrainophile kavramının Ukrain etnik milliyetçiliğine
ve ulus devletçiliğine işaret ettiği, buna karşıt olarak Küçük
Rus’çuluğun, Ukrayna/Ukraynalı ve Rusya/Ruslar arasında dostane
ilişkilerden siyasi birleşmeye kadar uzanan bir yelpazede, belli bir siyasi
birlikteliği doğal gördüğü veya savunduğu şeklinde bir sınıflandırma
yapılabilir.
Bu literatür
takip edilirken unutulmaması gereken önemli bir nokta Rus’
adının, Rusları değil, Rusları, Belarusları ve Ukraynalıları içine alacak
şekilde Doğu Slavlarını ifade eden bir ad olmasıdır. Bu nedenle, Rus’
ve Rus adları birbiriyle karıştırılmamalıdır.