Yayınlandı: 24.12.2020 15:52
Güncellendi: 27.12.2020 14:43

BEKTAŞİLİK DOSYASI : NAİM FRAŞERİ’NİN BEKTAŞİLİK DÜŞÜNCESİ


NAİM FRAŞERİ’NİN BEKTAŞİLİK DÜŞÜNCESİ
23 Aralık 2020
1826 yılından başlayarak Arnavutluk hem siyasi hem de kültürel açıdan Bektaşilin merkezi haline dönüşmüştür. Arnavutluk’ta bulunan Bektaşi tekkelerine Osmanlı devletinin birçok bölgesinden Bektaşi babaları gelip yerleşmişlerdir. Neticede de bu tekkeler ilim ve sanat merkezleri haline dönüşmüşlerdir. Arnavut Bektaşîlerinden büyük bir çoğunluğunun çalışmalarını en hızlı yürüttükleri alan hiç şüphesiz şiirdir.Tasavvuf geleneğinden de etkilenerek Osmanlı döneminde yetişen birçok Arnavut asıllı şair Bektaşîlerin arasından çıkmıştır. Bu dönemde Fraşer Bektaşi Dergahı Arnavut Bektaşilerinin merkezi haline gelmiş ve bu tekkede de Arnavutların en büyük şairlerinden biri olan Naim Bey Fraşeri yetişmiştir. Arnavut edebiyâtının en meşhûr sîmâlarından biri olan Naîm Bey Fraşeri değişik konularda yazdığı şiirlerin arasında tasavvufî içerikli olanları da vardır. Naim Bey Fraşeri büyük mutasavvuflar ve Bektaşi şairlerinin eserlerinden en çok etkilenen Arnavut şairlerinden biridir. O, eserlerinde vahdet-i vücudu, ilahî aşkı, insanı işlerken tasavvuf şiirinden oldukça etkilendiği açıkça ortadadır. İnsanlık tarihinde önemli bir yer teşkil eden, varlığını uzun süre sürdürebilmiş ve bugün bile birçok yönden tekrar keşfedilmeye çalışılan Osmanlı Devleti’nin alt yapısını oluşturan, yada manevî zeminini teşkil eden yapıcı unsur, İslam dininin doğuşunu takip eden kısa süre içerisinde geniş coğrafyalara yayılmasını sağlayan tasavvuf akımı olmuştur. Türklerin ihtidasında ve devletlerinin uzun süre ayakta kaıp güçlenmesinde başlıca rol oynayan dinin sufiyâne tecrübe ve aşk boyutları, özellikle Hazreti Muhammed ve Ehl-i Beyt’e karşı coşkun sevgi, Türk insanının yaşadığı ve ulaşabildiği bütün bölgelere aktarılmış ve o yerlerde kalındığı sürece yaşatılmaya çalışılmıştır. Bu realite, Arnavutların Osmanlı dönemindeki tarihi incelendiğinde ortaya çıkmaktadır. Birçok yere ordulardan önce yerleşen, halk içindeki nüfuzları ile dikkat çeken mahallî ile merkezî devlet ricali üzerindeki tesirleriyle temayüz eden meşayihe, padişahların çoğu, birçok vâlide sultan, padişah kızları, vezirler, paşalar ve pek çok zengin bizzat intisap etmişler, tesis ve tahsis etikleri vakıflarda tarikatların bu topraklarda neşvü nemâ bulmasına katkıda bulunmuşlardır. Anadoluda faaliyet gösteren birçok tarikatın müritleri Arnavut topraklarına kadar uzanmıştır. Ancak Arnavutluk ve Arnavutlar Bektâşî tarîkatı açısından birinci derecede önem taşımış ve taşımaktadır. Arnavutların kültürel, sosyal ve siyasal yaşantısında Bektaşîlerin tesirleri çoktur ve özel bir konumları vardır.1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla Bektaşi tarikatına karşı sert önlemler alınmıştır. Bu sert önlemler İstanbul ve Anadolu’da çok daha yoğun bir biçimde hissedilirken Arnavutluk’ta pek o kadar hissedilmemiştir. Hatta Güney Arnavutluk kanun dışı ilan edilen Bektâşiler’in sığınak bölgesi olma özelliğini kazanmıştır.Bu dönemden başlayarak Arnavutluk hem siyasi hem de kültürel açıdan Bektaşiliğin merkezi haline dönüşmüştür. Arnavutluk’ta bulunan Bektaşi Tekkelerine, Osmanlı devletinin birçok bölgesinden Bektaşi Babaları gelip yerleşmişlerdir. Neticede de bu tekkeler ilim ve sanat merkezleri haline dönüşmüşlerdir. Arnavut Bektaşîlerinden büyük bir çoğunluğunun çalışmalarını en hızlı yürüttükleri alan hiç şüphesiz şiirdir. Tasavvuf geleneğinden de etlilenerek Osmanlı döneminde yetişen birçok Arnavut asıllı şair Bektaşîlerin arasından çıkmıştır. Günümüze kadar ulaşan şiirlerin ilk izlerini 1725 yılında Muçi Zade’nin “İmzot mos me le pa kafe” (Allahım beni kahvesiz bırakma) şiirinde bulmaktayız . Böylece Arap alfabesi ile yazan Arnavut Bektaşî şairlerine onsekizinci, ondokuzuncu ve yirminci asrın başlarında rastlamaktayız. XVIII. yüzyılın sonlarında Arnavutluk’un Fushkruya şehrinde yaşamış ve orada daha sonraları çok faal olacak bir Bektaşî tekkesi kurmuş olan Kemalettin Şemimi, Baba Bektaşî mistik yorumunu içeren ilk Arnavutça şiirleri yazmıştır. Şemimi Baba 1790-1792 yıllarında Makedonya’nın Köpürlü şehrindeki Bektaşî Tekkesinde de bir ara bulunmuştur. Şemimi Baba’nın yazmış olduğu şiirlerden birkaç örnek verelim “Une jam mbreti dhe Sejjıdı, femije e Nebıut Dhe per Zotın ju betohem, qe jam bır I Alıut Xhahılet le te me shajne, syte I kane te verbuar S’shohın Henen e ndrıtuar, me shkelqımın e Rabbıut.” Tercümesi: “Ben Sultanım, Seyyidim, Nebi’nin oğluyum Allahıma yemin ederim, Ali’nin oğluyum Cahiller bana sövsün, gözleri kördür Ay şevkini görmüyor, Rabb feyz vermiyor.” “Jam abdall nje I perunjur, Shoku ım eshte Alıu Per te tjere skam nevoje kur krahu ım eshte AlıuGjıthe vajtımet qe bej une ahu ım eshte Alıu Vend I kıbles Muhammedı, I perunjes eshte Alıu” Tercümesi: “Ben mütevazi bir abdalım, Ali benim dostumdur Başkalarına ihtiyacım yok, Ali benim desteğimdir Avazlarımda Ali benim ahımdır Kıble yeri Muhammed, el öpmek te Alinindir” Şemimi Baba 1807 yılında vefat etmiş ancak şiirleri Arnavutluk ve Arnavutların yaşadığı diğer bölgelerde ölümünden sonra da canlılığını devam ettirmişlerdir. Arnavutça yazılan şiirin ikinci ve en önemli merkezi Fraşer’da bulunan Bektaşî tekkesidir. Bu tekkenin kurucusu Nasib Tahir Baba XIX. yüzyılın başlangıcında yaşamış ve ardından birçok şiir bırakmıştır. Nasib Tahir Baba’nın şiirlerinden bir örnek verelim: “Xhahilia thone – Ne jemi qystah Vehten nuk e njohne-elhuqmu lıllah. Bizlere küstah der cahiller Kendilerini tanıyamadılar El-hükmülıllah Zotne tone e njofme İmami zaman Kush nuk e ka njohur mbet hayvanullah. Allahımızı tanırız İmamı zamanı da Kim tanımamış ise Kaldı hayvanullah Hased nuk kemi Ne kete xhıhan Se kush ka hasedne Ka lanetullah. Hasedimiz yoktur Bu cihanda Hased kimde varsa o dur lanetullah. 1835 yılında vefat eden Nasib Tahir Baba kurmuş olduğu tekkenin bahçesinde defn edilmiştir. Halk tarafından türbesi devamlı ziyaret edilmektedir. XIX. yüzyılda yaşayan ve Arnavutça yazan büyük Bektaşî şairler arasında Baba Abdullah Melçani de yer almaktadır. Korça etrafında bulunan Melçan Tekkesi’nin kurucusudur. 1852 yılında Melçan’da vefat etmiştir. Şiirlerinden bir örnek: “Do te behem dervish me aba Shpırtın tım do ta bej xhaba Per ty Sarı Salltuk Baba Te them madherıne tende, Ja Shah Te them bukrıne tende ja Nur. Tı je Ahmedı Myftar Perendıa t’ka ne nazar Hazretı Alıu me zylfıkar Thone trımrıne tende, Ja Shah Thone bukrıne tende, Ja Nur. Tercümesi: “Abalı derviş olacağım Canımı feda edeceğim Senin uğruna, Sarı Saltık Baba Söylerler güzelliğini, Ya Şah Söylerler yüceliğini, Ya nur. Sen bir Ahmed-i Muhtarsın Sen Allahın nazarındasın Hazreti Ali Zülfikarı ile beraber Söylerler kahramanlığını, Ya Şah Söylerler güzelliğini, Ya Nur” XIX. yüzyılın sonunda yaşamış diğer bir Bektaşî şairi Leskovik’li Abidin Baba’dır. Arnavutça ve Türkçe şiirleri vardır. Arnavutça yazdığı bir şiirinden örnek: “Me myhyr te nubuvvetıt Dhe me shpat te Velajetıt Dhe nam te Emanetıt Erdhı Zatı Paq Hynqar. Me urtesıne e Hasanıt Me xhemal te Imam Hysejnıt Me ıbadet e Zejnelıt Erdhı Zatı Paq Hynqar”. Tercümesi: “Nübüvvetin mührü ile Velayetin kılıcı ile Emanetin şanı ile Geldi Seyyid Pak Hünkâr. Hasan’ın hikmeti ile İmam Hüseynin cemali ile Zeynelin ibadeti ile Geldi Seyyid Pak Hünkar.” Fraşer tekkesinde yetişen Şeyh Dalip de bu şairlerin arasında yer almaktadır.Fuzuli’nin “Hadikatu’s- Suada” sını Arnavutçaya tercüme eden Dalip Fraşeri XIX. Yüzyılın sonlarında yaşamış olan en büyük Arnavut şairidir. Dalip Fraşeri’den bir örnek: “Per rıza te Hakut – Kush u be kurban Dhe plaçkat e barkut – İ berı vıran Kim Allah rızası için – oldu kurban Yüreğindeki herşeyi etti viran. Shkendıja e dynjase – Qe s’deshi bedel Ne çol te Qerbelase – Atje shtıu themel. Dünyanın yıldızı – İstemedi bedel Kerbela çölünde – Orada attı temel. Ate vend ıa zgjodhı – Xhenabı Mennan Vete e desh e hodhı – Ne ate mejdan O yeri seçti Cenab-ı Mennan Kendi istedi gönderdi- o meydana. Nga Xhenabi Gafur – İ zbrıtı ajet Ja Hysejn Sabur – Mos ki kasavet. Cenab-ı Gafurdan – İndi ayet Ya Hüseyn Sabır – Olmasın sende kasavet. Dhe ti o Dalip thir – Thir o derdimen Thir Hysejn Aline – Se aj te gjen. Sen hey Dalip davet et davet et ey meczub Davet et Hüseyn Ali’yi Zira o seni bulur Fraşer Bektaşi dergahı Arnavut Bektaşilerinin merkezi haline gelmiş ve bu tekkede de Arnavutların en büyük şairlerinden biri olan Naim bey Fraşeri yetişmiştir. Naim Fraşeri 1846 yılında Arnavutluğun Pırmet kazasının Fraşeri köyünde doğdu Babası Berat’tan gelip Fraşeri’ye yerleşmış bir akıncı ailesinden olan Halid Bey’dir. Naim Bey ilk tahsilini Fraşer köyünde tamamladı aynı zamanda ailece mensub oldukları Bektaşi tekkesinde Farsça ve Arapça öğrendi.1865 yılında kardeşi Şemsettin Sami ile beraber Yanya Zosimea Rum Lisesine kaydoldu. Lisede Yunanca, Fransızca ve İtalyanca öğrendi. 1871 yılında İstanbula gitti, ancak verem hastalığına yakalandığından dolayı beş altı ay sonra Arnavutluğa geri döndü. 1871-1882 yılları arasında değişik idari vazifelerde bulundu, fakat takibata uğradığından dolayı1882 yılında ailesiyle beraber İstanbul’a yerleşti.1884 yılında “Drita” adlı Arnavutça aylık bir dergi çıkarma iznini aldı ve yayınladı. 19 Kasım 1900’de Erenköy’deki evinde öldü ve Merdivenköy Şahkulu Bektaşi Dergahının kabristanına defnedildi. Naaşı 1978 yılında Arnavutluğa nakledilmiştir. Eserleri: Kendonjetoreja ( Okuma kitabı), Vjersha Per mesonjetoret e para ( İlkokul Talebelerine Şiirler), Bageti dhe Bujqesi ( Hayvancılık ve Ziraat ismini taşıyan sembolik uzunca bir şiirdir), Lulet e Verese ( Yaz Çiçekleri), Mesime ( Öğretiler), Fletore e Bektashinjet ( Bektaşiler’in Defteri), Istorie Skenderbeut ( İskender Beyin Tarihi), Qerbelaja ( Kerbela). Türkçe yazdığı eserler de şunlardır: Kavaid-I Farisiyye der Tarz-I Nevin, İhtiraat ve Keşfiyyat, Fusul-I erbaa. Farsça da ” Tahayyulat” adlı bir şiir mecmuası yazmıştır. Naim Bey aynı zamanda değişik dillerden Arnavutçaya tercümeler de yapmıştır. Homerin İlyadasını Türkçe ve Arnavutçaya tercüme etmiştir. Şiirlerin tamamında büyük ölçüde tasavvufi hava hissedilmektedir. Arnavut edebiyâtının en meşhûr sîmâlarından biri olan Naîm Bey Fraşeri değişik konularda yazdığı şiirlerin arasında tasavvufî içerikli olanları da vardır. Naim Bey Fraşeri büyük mutasavvıflar ve Bektaşi şairlerinin eserlerinden en çok etkilenen Arnavut şairlerinden biridir. O, eserlerinde vahdet-i vücudu, ilahî aşkı, insanı işlerken tasavvuf şiirinden oldukça etkilendiği açıkça ortadadır. Bu etki en iyi şekilde Naim Bey’in ” Fyelli ( Kaval)” şiirinde görünmektedir. Naim Bey’in bu şiiri Mesnevi’nin ilk onsekiz beyitine çok benzemektedir. Bu şiirin tamamını Türkçe tercümesiyle veriyoruz: Fyelli Kaval Pa degjo fyellin ç’thote Dinle kaval ne söylüyor Tregon mergımet e shkreta Perişan ayrılıktan anlatıyor Qahet nga e zaza bote Hakikat dolu sözlerle Me fjale te verteta Kara dünyadan şikayet ediyor Qe kur se me kane ndare Eş ve dosttan beni Nga shok e nga mıqesıa Ayırdıkları zamandan beri Gra e burra kane qare Feryatlarımdan ağlamayan Nga ngasherımet e mıja! Kadın erkek kalmadı. Kraherore e kam cpuar Sînemi deldim geçtim E kam bere vrıma vrıma Delik deşik ettim Dhe kam qarre e kam renkuar Ağladım, inledim Me mıjera psheretıma Binlerce ah çektim Dhe me boten e gezuar Neşeli dünya ile Behem shok edhe marr pjese dost olur katılırım Dhe me njerez te helmuar zehirlenmiş insanlarla ise Behem mık me besa bese söz vererek dost olurum Puna sı do qe te bjere Durum ne olursa olsun Une qanj me mallengjıme Ben acı ile feryad ederim Me cdo vent e kurdohere Her yer ve zamanda Psheretın zemra ıme Kalbimle inilerim. Gjıthe bota me degjojne Dünya feryadımızı duydu Po se jashtmı me shohın Sadece dışardan gördu Deshıren sma kuptojne İsteğimi anlayamadı Zjarr e brendeshme sma njohın İçimdeki ateşi tanıyamadı Njerezıt me muarrıne İnsanlar benimle oturdu Une qaj e mallengjohem Ben ağladım sızladım Po dufn e pshehte sma dıne İçimdeki ahı bilemediler Andaj kurre sperdellehem Ve asla anlayamadılar Gjıth ata qe jane ndare Ayrı düşenlerin tamamı Fyellıt shoke ju bane Kavala dost oldular Shkallet e tıj dısa fare Onun değişik perdeleri Na shkalluan mendjen tane Aklımızı perdeledi Orremet ı njerezıse Ey insanlar kalabalığı Zerıı fyellit seshte ere Kavalın sesi rüzgar değildir Ky eshte zjarrı dashurıse Aşkın ateşidir Qeıra kallamıt mjere Zavallı kavala düşen İ ra qiellıt e ndrıtı Semaya düştü aydınlattı İ ra zemris e nxehu Kalbe düştü ısıttı İ ra veres e buçiti Şaraba düştü coşturdu İ ra shpırtıt dhe e dehu Cana düştü sarhoş etti İ dha ere trindafılıt Güle koku verdi İ dha drıte bukurıse Güzelliğe ışık verdi İ dha kenge bılbılıt Bülbüle türkü verdi İ dha shıje gjıthisıse Kainata tad verdi Ay zjar ra ni qıej O ateş semaya düştü Edhe duke perveluar Düştüğü yeri yakıp kavurdu U bene kaq yj e dıej Bunlarca yıldız ve güneş oldu Qe ı mba Zotı nder duar Hepsini Allah elinde tutuyor Nga ky zjarr Zotı ı vertete Kaınatı yarattığı Qe ka ngrehur gjıthesıne Bu ateşten Yüce Allah Hoth nje shkendıje ne jete Bir kıvılcım dünyaya attı Dhe berı soje njerıne Ve insanı yarattı O morre zjarr ı bekuar Ey mübarek ateş Une me ty jam perzjere Ben seninle karıştım Pa jam tretur e kulluar Sende eridim sızıldım Po te kam shpırt mos me lere Canımsın beni bırakma Naim Bey’in ” Kaval” isimli şiirinde büyük ölçüde Hazreti Mevlana’dan etkilendiği gibi, diğer eserlerinde de Hazreti Mevlana’nın konuyu işleyiş tarzını ve temalarını mahallî tiplemelere de yer vererek güzel bir şekilde işlemiştir. Naim Bey Arnavutların millî meselelelerini bile işlerken Hazreti Mevlana’nın Mesnevîsinin birçok yerinde hissedilen sosyokültürel arka planı hissettirmektedir. Naim Bey’in Hazreti Mevlana’dan etkilenmesi başlı başına bir araştırma konusudur. Bugüne kadar bu konuda, üç beş yüzeysel makalenin dışında, kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Biz burada Naim Bey’in eserlerindeki temel konulardan olan vahdet ve insan hakkında yazmış olduğu iki şiirden birer örnek verelim. Njerezıa İnsanlık “Beso e duaj Perendine “İnan ve Allahı sev Dhe dije qe eshte tek tine Ondan gelen her şeyi sev E ki bese njerezine İnsanlığa olsun güvenin Se ajo eshte udh e Perndise. Budur emri Allahın. Te drejtene do Perendija Adâleti Allah sever Ate do dhe urtesija Hikmet de O’nu sever Dhe mendeja dhe diturija Akıl ve ilim insanlığa Dhe nevoj e njerezise. Büyük bir ihtiyaçtır. Njeriu u be i delire İnsan pâk yaratıldı Po ate qe s’eshte e mire Lâkin temiz olmayanı Eshte e lig e peshtir Kötüdür hakirdir Te mos ta benje nje jete. Ve yaşamaya lâyık değildir. Se ka peshe te peshonje Tartılar devamlı tartar Andaj çdo gje te punonje Bu nedenle iş yaparken Lipset me mend te gjykojne Akılla hareket et Te miren ta gjejne vete Güzelliği ararken. E mira na eshte gjene Güzellik bulunmuştur E kemi ne doret tene Elinize verilmiştir Qe nga kreji kshtu ka qene Baştan beri böyle imiştir Po njerıu nuke mejtohet. İnsan ise hiç düşünmemiştir. Kur te zeme njerezine İnsan olduğumuzda Te behemi me Perindine Allah’ı sevdiğimizde Te duam miresine İyilikle davrandığımızda E liga do te mergohet. Kötülük kalmaz yerde. Njerezıa njerıne e çmon İnsanlık insana değer verir Edhe shpirtin elarteson Allah’la beraberliğe götürür Veç ajo zemren e gezon Onsuz insan hiçbir şeydir Njerin e ben te nderuar. İnsanlık Allahı sevdirir. Njerezıa na perdelen Ne güzeldir insan için Me Zon ajo na hsembelen Şeytandan uzak dursun Njerıu pate gjesendi s’vlen Güzelliğe yanaşsın Sa do te jete i mesuar. Hikmeti talep etsin. Fare mire do te ronte Çok güzel yaşardı Te ligat do ti haronte Kötülüğü unuturdu Dhe djalle do ta debonte Şeytanı uzaklaştırırdı Do te ish afer Perendise. Allah’a yaklaşırdı. Perendia Allah Zot i madh e i vertete Allah Hak ve Ekberdir Ne gjithesi eshte vete Kâinatta tektir Ai eshte gjithesia O kâinattır Gjithesıa eshte e Tıa. Kâinat da O’nundur. Ai eshte krej dhe fundi O ibtida ve son Pa ate ska vend gjekundi Onun yeri de yoktur Çdo gje qe na shohen syte Gördüğümüz herşey O’dur Eshte ai se ska te dyte Başka birşey yoktur. İ urti nga do te kthehet Hakîm ne tarafa dönerse Fytyr e Tij i refehet Onun vechi görünür Se e tere gjithesıa Çünkü bütün kâinatta Tregon bukurın e Tıja. Onun güzellikleri anlatılmakta. Zot i madh e i vertete Büyüktür Allah ve doğrudur Eshte e verteta vete Hakîkatın ta kendisidir Pa ka bese miresine İyiliği emreder Urtesine e njerezine. Hikmeti ve insanlığı sever. Tek’ eshte vellazerija Kardeşlik neredeyse Atje eshte Perendija Allah oradadır E drejta eshte e verteta Doğruluk ve hakîkat Jane besa pa te meta. Hiç eksiksizdir. Zoti kerkon dashurine Allah aşkı sever Njerezine e urtesine İnsanlığı ve hikmeti arar Ai qe ben miresine İyiliği yapan E ka afer Perendine. Allahı bulur yanında Perendia miresine Allah bizden iyilik ister Do nga ne dhe miqesine Kardeşliği çok sever Miresi e njerezise İyilik ve insanlık Eshte udh e Perendise”. Allahın yoludur”. Naim Bey aynı zamanında Arnavut Bektaşilerine el kitabışeklinde “Fletore e Bektashinjet” (Bektaşilerin Defteri) ismini taşıyan , Tarikat-i Aliyye- i Bektaşiyyenın öğretilerini içeren, büyük bir bölümü manzum yazılımış küçük bir risalesi de vardır.Bu risalede Naim Bey Bektaşi mühiplerinin inanışlarını, erkanını, davranış biçimini ve iyi davranma usullerini içermektedir. Arnavutça nesir ve nazım şeklinde yazılan bu eserin değişik yerlerinden bazı örnekler:” Bektaşi’lerin inancı bir geniş yoldur. Önünde hikmet, kardeşlik, dostluk, mehabbet, insanlık ve bütün iyilikler ışık saçmaktadır. Bir tarafta ilim çiçekleri diğerinde hakikat gülleri. İlimsiz hakikatsız ve kardeşliksiz insan gerçek Bektaşi olamaz. Bektaşilerin yolu açık ve düzdür, aklı olanlar için hikmet ve iyilik yoludur. İnsan engellenmemiştir, bütün şeylerde hürdür ve işlerin tamamı onun elindedir. Ancak anlayan, marifet sahibi olan ve temyiz eden aklı, kendisini yaşatan ruhu, ayırd eden kalbi ve bütün işleri tartan vicadınının farkında olması gerekir. Kadın ve erkek birdir, ayrıları gayrıları yoktur. Erkek kadından ancak kötülük sonucu ayrılır ve kadın ancak büyük ihtiyaç sonucunda kapatılır. Eğer işi yoksa kadın erkeklerden ne kadar uzak durursa o kadar iyidir.Bektaşilerin yolunda kadın örtünmez, gizlenmez, onun örtüsü utanma ve iffettir. Bektaşilerin yolunda utanma ve iffet, insanlık, hikmet ve bütün iyilikler inanç esasıdır. Tekkedeki insan dışardakilerden daha iyi olmak zorundadır.Tekkede olanlardan derviş olmak isteyen de yine Baba’dan el alır. Bundan sonra artık elbisesini çıkarmaz çünkü yol müsaade etmez.Derviş insanlığın hizmetkarıdır, müteva- zi, hikmetli ve mülaimdir. Biri ona küfretse, vursa bile el kaldırmasın, söz söylemesin, sabırlı olsun.Derviş eğer hırkayı giymeden önce evli imiş ise hırkayı giydikten sonra da evinde çocuklarıyla oturur. Evlenmeyeceğine dair söz vermek istiyorsa ( mücerretlik ) yine el alır ve bundan hiçbir zaman geri dönemez. Evlenmeyen dervişler tekke ve dergahlarda oturur. Bu nedenle yola giren kişi bütün kötülükleri bırakıp , iyiliklere sarılır. Kötü kalplı, kötü ruhlu ve çirkin sıfatlı insanlar iyilerin arasına katılamaz ve Tanrıya yaklaşamazlar.Bu yolda insan kendini tanımalıdır, çünkü kendini tanıyan insan Tanrıyı da bilir. İnsan yumuşak kuzu huylu olmalı, canavar değil. İnsan iyi huylu, doğru, bilgili, seven olmalıdır ve insanı süsleyen bütün iyilikler onda bulunmalıdır. Bu yol iyiliğin, dostluğun, hikmetin ve kardeşliğin yoludur. Güzel çiçeklerle dolu olan bu yola , cahiller yaptıkları gibi , diken ve pislik atmak büyük günahtır. Zira bu yol iyilikten başlayıp iyilikle biter. Hakikata ve iyiliğe teslim olan, yalan ve kötülüklerden uzak duran mürşidler için bütün insanlar birdir. Bu mürşidler Muhammed-Alinin yolunun takipçileridir. Bundan dolayı akıllı, hikmetli, eğitimli olmaları gerekir. Zira eğitimsiz, görgüsüz insan yontulmamış ağaca benzer, cahil insan çocuk gibidir. Mürşitler hakikat insanları olmalıdır. Kusurlardan uzak, iyi sıfatlarla donatılmış, hırstan, kibirden, kinden, içkiden, desiseden, yalandan ve yolsuzluktan uzak olmalıdırlar. Bektaşi defterinde nazım şeklinde yazılmış bazı şiirler de vardır: ALLAH Büyük ve hak Allah Kainatta tektir O kainatın kendisidir Kainatta Onundur. O baş ve sondur Hiçbir yerde yeri yoktur Gözlerimizin gördüğü her şey O’dur, zira ikincisi yoktur. Arif ne tarafa dönerse Onun yüzünü görür Çünkü kainatın tamamı Onun güzelliğini anlatır. Büyük ve Hak Allah Hakikatın kendisidir İyiliğe ve hikmete İnanmayı farzeder. Kardeşlik neredeyse Allah oradadır Doğruluk ve hakikat Kusursuz inançlardır. Allah sevgiyi İnsanlığı ve hikmeti sever İyilik yapan kişi Allaha yakındır. Allah ise bizden İyiliği ve dostluğu ister Bunun dışında birşey istemez İhtiyacı da yoktur. İnsanlığın iyiliği Allahın yoludur Hakkın kendisi Doğruluk içindedir. İyilik yapan kişiyle Allah ile salihler Kainatta var olanlar beraberdir. Dipnotlar: 1. Prof. Dr. Tetova Üniversitesi, Makedonya 2. Barkan- Ayverdi, Tahrîr Defteri, s.434-435, 436-437 vd. 3. Baba Recepi , Mistiçizma ıslame dhe bektashızma, . s.208. 4. Baba Recepi, A.g.e., s.210. 5. Hajdar Salıhu , Poezia e Bejtexhinjeve, Priştine 1987 , s. 15. 6. Baba Recepi , A.g.e. s.240. 7. Hajdar Salihu , A.g.e. s. 270. 8. Baba Recepi, A.g.e. s.294. 9. Fraşeri, Naim, Vepra I, s. 172-173. 10. Frasheri, Naim, Vepra, s.123.