Yayınlandı: 23.04.2021 18:33
Güncellendi: 24.10.2021 20:07

SAĞLIK DOSYASI : Enfeksiyon hastalıkları Profesörün paylaşımıdır :


Enfeksiyon hastalıkları Profesörün paylaşımıdır :

Lise son sınıf WhatsApp grubunda paylaştığım aşı konusunu enfeksiyon hastalıkları profesörü olmam hasebiyle burada da paylaşıyorum. Umarım faydalı olur. Doktor olmayan okuyacaklar için halk ağzı ile örnekler vererek anlatmaya çalışıyorum.

Vücudumuzun görünce gıcık olduğu yabancı maddeye biz ANTİJEN diyoruz. Mikroplar yani bakteriler, virüsler dediğimiz minik yaratıklar vücudumuz için birer antijendir. Vücut ise bunlara savunma olarak ANTİKOR dediğimiz maddeyi yapar. (Vücudu savunmanın birçok yolu vardır. Ama onları anlatmayacağım)
Şimdi mikrobu veya covid virüsünü bir insan gibi düşünün. Bu adam geliyor sizi kolları ile dövüyor, ayakları ile tekmeliyor bir de kafa atıp perişan ediyor. İşte biz bu adamı lab ortamında öldürüyoruz ve ölüsünü enjekte ediyoruz. Vücut bunu ölü olarak görse de gelecekte tekrar canlısı ile karşılaştığında hatırlıyor ve onunla savaşmak için antikor yapıyor. Bu antikora da tabanca diyelim. Yaptığı tabancaya kurşunları koyup önce ölüsü üzerinde deneme yapıyor. Sonradan benzer canlısı ile karşılaşınca ateş edecek. İşte Çin aşısında bu ölü adam bütün olarak var.

Biontek mRNA aşısında ise adamın kolları ve bacakları var. Bu mikroptan bağımsız laboratuvar ortamında sahte bir şekilde üretilmiş.

Şimdi bu alman aşısına 200 kol 200 bacak yapıp koyuyorsun. Çin aşısına ise üç tane ölü adam koyuyorsun. Sayılar atmasyon tabi ki; anlayın diye. Alman aşısındaki bu kol ve bacaklar hareket ediyor. Bu nedenle vücut daha çok gıcık olup daha fazla mermi ve silah yapıyor; antikor yani. Ama aşının saklama derecesi -20 ve daha sıcağa gittikçe bu yapay kol ve bacaklar bozuluyor. Çin aşısına neden 3 taneden fazla adam konulmuyor. Teknik nedenler. Virüs ancak canlı hücrede ürer. Biz mikrobu döllenmiş tavuk yumurtasında belli bir sürede üretiyoruz. 3 adam oluyor. Sonra o yumurtanın içindeki üç adamı belli maddelerle öldürüyoruz. Bu maddelerin bir kısmı ölü adamın üzerinde kalıyor. O maddelerin fazlası zehirler diye bir aşı dozunda üç adamı geçemiyoruz.

Gelelim mutasyona. Terminatör filmi vardı Arnold swarzenberger oynamıştı. Sonra 2, 3 ve 4 de çekildi. Her neyse. Seyrettiyseniz daha iyi anlayacaksınız. Terminatör 2’deki robot şekil değiştiriyordu. Aynen onun gibi, bizim insan şekli verdiğimiz covid mikrobunun sağ eli 2 metre oluvermiş, al sana İngiltere mutasyonu. Ya da sol ayağı 25 cm’e düşmüş al sana Güney Afrika mutasyonu. Şimdi bizim oluşturduğumuz antikor kol, bacak ve kafaya ateş edecek ya. Kafaya edilen ateş esas mikrobu öldürüyor. (Yani spike antikoruna bakın diyorlar ya işte bu)
Bizim mikrobun kolu değişip mutasyona uğrayınca vücudumuzun Çin aşısı vasıtası ile ürettiği tabanca hala kafaya ateş edebilir. Yani mutasyonlara klasik aşı (Çin aşısı) daha dayanıklıdır. Ama karşısına gelen mikrop ölü olduğu için vücut mRNA aşısına göre antikoru daha az üretiyor.

Peki aşı olan niye hasta oluyor. Bu antikorların değişik fraksiyonları vardır. Kanda ilk oluşana IgM sonra uzun süreli oluşana IgG denir. Bir de IgA vardır. O mukoza dediğimiz ağız, gırtlak, bağırsaklar gibi organların iç derisine verdiğimiz ad olan mukozadan salgılanır. İşte püf noktası bu IgA da. Bizim Çin aşışı da, alman aşısı da IgA yı yeterince oluşturamıyor. Çünkü kola yapıyoruz. (Ek parantez. Hatırlar mısınız çocuk felci aşısını küçükken olurken ağzımıza damlatmışlardı. Çünkü çocuk felci mikrobu ağızdan alınıyor. Bağırsağa gidince oranın mukozasının IgA tipi antikoru çocuk felci mikrobunu öldürüyor.)
Bu nedenle aşılı kişinin boğazındaki mukozaya mikrop yapışabiliyor ve hastalandırıyor. Ama hafif geçirecektir mantığı burada. IgM ve IgG lerimiz hazır.

Gelelim Çin mi, alman mı? Hangisini bulursanız olun derim. Çin aşısı bilinen bir teknoloji. Grip aşıları, çocuk felci aşısı gibi benzerleri var. mRNA aşıları kanser için denendi. Başarılı olmadı. Aynı teknoloji enfeksiyon biliminde deneniyor şimdi. Klasik aşıya göre bir tık yan etkisi fazla. Benim önceden geçirilmiş iki defa acile düşmeme sebep olan ciddi allerjim var. Ben o nedenle Çin aşısı olduğuma memnunum.
Son olarak Türkiye’de burundan sprey sıkılacak aşı çalışması var. O aşı olmuş olsa üste hafif geçirme de olmayacak. Çünkü IgA üretecek.

Dünkü yazımdan sonra birçok soru geldi. Onların cevaplarını da müsaadenizle burada hepinize açıklamak isterim.

İlk soru bu salgın biter mi. Cevap biter tabii ki ama nasıl biter. Birinci yol Yeni Zelanda örneği. Dünyanın ucunda bir ülkesiniz. Kapınızı herkese kapatıyorsunuz. İçerdeki hastalananları hemen bulup tedavi ediyorsunuz. Ve hiç kimseyle görüşmeden mutlu mesut bekliyorsunuz. Neyi? Aşının gelmesini. Çünkü insanlarınızın vücudunda antikor yok. Türkiye’de bu yapılamaz. Çünkü Dünyanın ortasında gibiyiz. Memlekete gelen gidenin haddi hesabı yok.
Biz bitirmek için ne yapacağız. Sürü bağışıklığı yani toplumdaki insanların %80 den fazlasının hastalığı geçirmesi. Olur mu? Tabii ki olmaz. Çünkü mikrop yakaladığı bin kişiden dördünü, beşini öldürse (ki öldürüyor) ülkemizde 400.000 500.000 kişiyi öldürür demektir. Hastaneler dolup taşar. Doktorlar ve diğer sağlık personeli mahvolur. (Şu anda bile salgının şiddetinden mahvolmuş durumdalar)

Üçüncü yol toplumun %80 den fazlasının aşılanması. İsrail bunu yaptı. Ne dedi salgının başında Biontek firmasına. Kardeş aşın kaça. Cevap 2 lira. Al sana 5 lira. İlk çıkanları bana gönder. Ama İsrail’de küçük ülke. 4, 5 milyon. Biz bunu yapamazdık.

Aşıyı biz kendimiz üretse idik şimdiye kadar. Aslında aşı yapmak çok kolay. Ülkemizde enfeksiyoncular, mikrobiyologlar özellikle virolog ve immünologlar kolayca aşı yapabilir. Mesele aşı sayısında. Dün bahsettim ya. Klasik ölü virüs aşısında canlı hücre lazım. Bunun için içinde embriyo gelişmiş tavuk yumurtası kullanılıyor diye. Milyonlarca yumurtada uygun koşullarda mikrobu üreteceksin. Sonra uygun dozlarda öldürerek şişeleyeceksin. Kapasite kolay kolay yetmez. Bakın Rusya’ya. Aşılamada %4,5 da (bizde iki doz aşılananlar %10 oldu bugün. Bence bu başarıdır. Umarım artarak gider.) Rusya kapasitesi yetmediği için sputnik aşısını Kore ve Hindistan’da da yaptırıyor. ( Ek parantez Tansu Çiller zamanında mark, dolar bir anda üç katına çıkmıştı ya, 1996, 1997 gibi aşı yapımı maliyetli diye bütün aşı yapımını durdurduk biz. Bence aşı stratejik bir nesnedir. İnşallah ders olur. Büyük tesisler yaparak her çeşit aşıyı
üretmeye tekrar başlarız.) ( Ek parantez 2 anlaşılsın diye yumurta diyorum doktor okurlar hücre kültürünü anlatabilmek için öyle dediğimi hoş görsün lütfen)

Bir diğer soru Çin aşısına Neden Hacettepe tıpın hocaları % 95 etkili brezilya % 50 etkili dedi. Şimdi Prof Dr Serhat ÜNAL ve Prof Dr Murat Akova dünya çapında bilinen İyi bilim adamlarıdır. Ve yakın arkadaşlarımdır. Aslında bizimkilerin de; Brezilyalıların da dedikleri doğru. Bizimkiler dün bahsettiğim IgM ve IgG antikorlarının %95 oranında geliştiğini söylüyor. Brezilyalılar tutmuş boğazdan bir de mikrobu PCR ile aramış. Mukozanın yaptığı yapışmayı önleyen IgA yetersiz olduğu için %50 sinde mikrobun boğaza yapışması var demişler. Ama tekrar söyleyeyim. Bizim kanımızda yeterli IgM ve IgG antikorları var. Bu durum ciddi hastalık geçirmeyi önler.

Son soru. Peki salgın ne zaman biter. Vaktini bilemem. Dünya aşı kapasitesi belli. Kolejden sınıf arkadaşım Mustafa Atalay Finlandiya’da doktor olmasına rağmen hala aşısını olamadı. AB de senin ülken fazla aldı. Benimki fazla aldı tartışması var. New Jersey’de Ankara Tıptan sınıf arkadaşım internetten aşı sırası alabilmek için morbid obezi işaretledim diyor. Bizde de aşıların gecikeceğinden korkuyorum. İnşallah gecikmez ve en kısa sürede (iki ,üç ay içinde) asgari 18 yaşına kadar herkes aşılanır. (Ek parantez 3. Bazı mutant Covid mikropları da artık çocuklarda belirtili hastalık yapmaya başlamış. İnşallah yüzdesi azdır ama ben okul çocuklarının da hepsinin aşılanmasından yanayım.)
Lütfen aşı olsak da olamasak da maske, mesafe ve hijyene devam edelim.

Son dileğim de krizi yönetenlerden. Lütfen tam kapanma uzun süreli olarak yapalım. İsrail bir yandan aşılarken bir yandan sıkı tedbire devam etti.

Bugün bir soru daha geldi. Biz büyüklerimize iki doz aşı yaptırdık. E çok güzel. İkinci aşıdan üç hafta sonrada spike antikoru baktırdık ve antikor 0 çıktı. Ne yapacağız şimdi. Bu Çin aşısında % 5 beklediğimiz durum. Alman aşısında yeterli antikor oluşma oranı % 99 -99,5. Çünkü dün yazmıştım alman aşısında 200 kol bacak var, Çin aşında 3 ölü adam. Tamam da ne yapacağız. Maske, mesafe ve hijyene dikkat etmeye devam.

Bir de alman aşısını olsam. Maalesef o olmuyor. Toplum bağışıklığı %80 i geçene kadar dikkatli olacaksın. % 5 lik gruba girdim diye üzülüp paniklememek için de antikor baktırmayacaksın.

Yazdıklarımı okuyan tanıdıklar, arkadaşlar sormaya devam ediyor. Ben de soru ve cevabı buradan paylaşıyorum; Mehmet hocam ben mühendisim. Evet kardeşim çok güzel. Biontek aşısı da yapılmaya başlanmış. Şimdi hala karar veremedim. Çin aşısı Sinovac mı olsam, Alman aşısı Biontek mi. Bana bunları otomobil modelleri ile anlatırsan daha iyi kafamda oturur düşünüyorum. Peki kardeşim. Çin aşısı Sinovac’ı Peugeot 301 1.5 dizel gibi düşün. Ucuz, piyasada hemen satılır, bir depo mazotla İstanbul-Ankara arasını gider gelirsin. Aslında Rus aşısı Stupnik’te onun ikiz kardeşi Citroen C-elysee gibi. Tamam anladım. Peki Alman Biontek. O da Audi A4 3.0 TFSI gibi. İstanbul-Ankara bir depo ile gidip dönemezsin. Ama yeni teknoloji hayalet göstergesinde 250 bastığını görebilirsin. Peugeot’da da 180 gidiyorsun ama. Yani Ne Çin aşısı Murat131 Şahin ne de Alman aşısı, Rolls Royce Ghost veya Mercedes S500 değildir.