OSMAN TURNA : ÇAĞIMIZDA PUTÇULAR
İslamcı kesimin 70’lı yılların önde gelen entel düşünürlerinden biri olan Rasim Özdenören şöyle demiş;
“Çağımız Müslümanı neye teslim olması gerektiğini unutmuş.
Ne yazık ki korkunç derecede putları var.
Bu putları kıramaz.
Zîra puttan ibarettir kafası artık.
Meseleleri düşünmeye çalıştığında putların gözünden düşünüyor.”
70’li yılların ülkücüsü olarak, o dönemi yaşamış, görmüş ve fikir tartışmaları yaptığımız o dönemin siyasal islamcıları akıncı gençlik, o dönemde şeriat düzeni ve ümmet birliğinin Kur’anın bir emri gibi görüşlerine karşılık, biz ülkücü gençlik olarak bütün Türklerin birliğini sağlayarak önce Turan ve sonrasında ilay-ı kelimutullah yolunda dünya nizamı olarak Kızılelma ülküsüne ulaşmaktı.
Türklüğümüzü beden, İslamı ise Ruhumuz görüp et-tırnak misali olmaktır.
Ayrıca Kur’an, siyasi islamcıların söylediği gibi şeriat düzeninden söz etmez, aksine çağın ihtiyaçları ve koşullarına göre dünyada düzen oluşturmalarını öğütler, kişiyi ve yönetenlerin nasıl olmaları gerektiğini öğütler, adalet, hukuk ve karşılıklı hakların korunmasını, haram-helal ölçülerini, zalim, zulüm ve zülme karşı direnme, kul hakkını gözetmeyi ve benzeri toplumsal barışı ve sevgiyi öncelemeyi, gerektiğinde hak, adalet, hukuk için savaşmayı bile öğütleyen yüce bir dindir, biz ülkücü hareket bu ölçülere bağlı kaldıkça birer dava adamı ve çağın alp erenleri olabiliriz.
Peki nasıl oluyor da siyasal islamcılar ve ümmetçiler bu kadar dönüştü de düşünsel olarak putçuluğa kadar evrildiler.
Doğrusunu söylemek gerekirse evrilme ve devrilme, solcular, sosyalistler, komünistler ile biz ülkücülerde yok dersek yalan olur sanırım.
Neyse konumuz siyasal islamcılar ve ümmetçilere dönelim.
Özellikle çakma Atatürkçüler ve laikçilerin, inanan kesimlere karşı yıllarca uyguladıkları baskılar, islamcıların cemaatleşerek güçlenmelerini hatta iktidara gelmelerini sağlayınca, bunlar da karşı intikam duygusuyla karşı bir baskı unsuru olmaya başlayıcında, inandıkları davadan sapmalar başladı.
Bence aslında bunların evrilmesindeki en büyük etkenler, bu kesimin mağdur olduğu iktidara gelmeleriyle, siyasal islamcılar bir anda makam, yöneticilik, para sahibi ve kadınlarla bir arada çalışma ortamına kavuştular.
Makam ve mevkiye kavuşunca, törpil ve adamcılık yapmayla inançlarında ilk sapmalar oluştu.
İkinci sapmaya, kadınlarla aynı ortama girince, imam nikahı aldatmasıyla, gizli çok eşlilik eşlik etti.
Bence en önemlisi müslümanlar parayla tanıştılar, lüks araba, kat, yat ve villalara kavuşunca, islamcı bir burjuva sınıfı oluşunca, çağımızın kapitalist ve liberal müslümanlar çoğalmaya başladı.
Yani siyasal islamcılar, inandıkları şeriat düzeni ideolojisinden işi islamın güncellenmesi gerektiğine inanmaya başlayan yeni bir islamcı kesim karşı karşıya kaldık.
Şimdi sizlere söylüyorum, makam, mevkii, para ve çok eşliliğe ulaşmış yeni kapitalist islamcılar, inandıkları o şeriat düzenine inanın ilk onlar karşı çıkacaklar, hatta yeni hadisler ortaya çıkarıp, liberalizmin ve kapitalizmin islama ters düşmediğini ileri süreceklerinden hiç kuşkum yoktur.
İşte aslında samimi bir entel ve islamcı olan Rasim Özdenören’in asıl söylemek isteyip söyleyemediği, siyasal islamcıların ve ümmetçilerin evrilerek çağımızın putları olan makam ve paralara sahip olunca, Allah’ın imtihanını kaybettiklerini öz bir şekilde dile getirdiğini düşünüyorum…
Osman Turna
