ÖZEL ASKERİ ŞİRKETLER DOSYASI /// NACİ KAPTAN : SADAT ÖZEL DOSYASI (BÖLÜM 1-2-3-4-5-6)

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/01/SABOTAGE-TEAM-S ADAT.jpg>

SADAT DOSYASI – 1 * Pusudaki şeriat ordusu, SADAT !

Posted on <nacikaptan.com/?p=96875> May 15, 2022 by <nacikaptan.com/?author=2> Nacikaptan

BAĞLANTILI YAZILAR;
<nacikaptan.com/?p=96875> nacikaptan.com/?p=96875 – SADAT DOSYASI- 1 * Pusudaki şeriat ordusu, SADAT!
<nacikaptan.com/?p=99963> nacikaptan.com/?p=99963 – SADAT DOSYASI-2 * Devletin kasasından milyonlar SADAT’a akmış * 10 YILDA TAM 545 MİLYON TL
<nacikaptan.com/?p=99992> nacikaptan.com/?p=99992 – SADAT DOSYASI -3 * Sokak eylemlerine SADAT hazırlığı
<nacikaptan.com/?p=100022> nacikaptan.com/?p=100022 -SADAT DOSYASI -4 * Sunday Telegraph, Adnan Tanrıverdi’yi şöyle tanımlıyordu: “Kimilerinin gözünde İslam dünyasının en güçlü kiralık katili, emrinde binlerce savaş tecrübesine sahip Suriye’den paralı askerler olan eski bir general.
<nacikaptan.com/?p=100050> nacikaptan.com/?p=100050 – SADAT DOSYASI -5 * KARMAŞIK İLİŞKİLER; ERDOĞAN, SADAT, RUBİN, PEKER
<nacikaptan.com/?p=100113> nacikaptan.com/?p=100113 – SADAT DOSYASI – 6 * “Erdoğan Perinçek’i kandırdı mı?
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/%C5%9EER%C4%B0A T-DEVLET%C4%B0.jpg>

Birinci ASRİKA Kongresi, 23-24 Kasım 2017 tarihinde “Geçmişten Geleceğe Yönetim Biçimleri” başlığıyla İstanbul’da toplandı. Kongrenin sonunda bir anayasa taslağı kaleme alındı. 63 sayfa ve 181 maddeden oluşan, Türkçe, Arapça ve İngilizce hazırlanan “İslam Ülkeleri Konfederasyonu Anayasası” ayrı bir yönetim şekli, askeri gücü, yargısı, başkenti, bayrağı, dili olan “İslam Devletler Birliği” kurulması önerildi.
Bu anayasanın 6. maddesine göre, ASRİKA İslam Devletler Birliği’nin resmi dili Arapça, bayrağı kırmızı-yeşil zemin üzerine beyaz ay ve milli devlet sayısı kadar yıldız, başkenti İstanbul/Türkiye olarak belirlendi. Madde 7’de ise “ASRİKA İslam Devletler Birliği’nin temel amacı; İslam şeriat ve akidesini hâkim kılarak.” sözleriyle, kurulacak devletin de şeriatla yönetileceği ifade ediliyordu.
Bu anayasa taslağıyla İslam birliğinin tamamlanması için dört maddelik bir yol haritası çizildi:
“Birinci aşamada İslam ülkelerini konfederal bir yapıya kavuşturarak ‘İslam Ülkeleri Konfederasyonu’nun kurulması; ikinci aşamada ‘Bölgesel İslam Ülkeleri Meclisleri’ oluşturulması ve parlamentoların kararlarıyla bölgesel İslam ülkelerinin konfederal yapıya dönüştürülmesi; üçüncü aşamada ‘Bölgesel İslam Ülkeleri Konfederasyonları’nın teşekkülü tamamlandıktan sonra ‘Bölgesel İslam Konfederasyonları’nın merkezi yönetimleri güçlendirilerek federasyonlara dönüşmesi ve her federasyonun ‘İslam Ülkeleri Konfederasyonu’na konfedere birlik olarak bağlanması planlandı. Dördüncü aşamada ise ‘İslam Ülkeleri Konfederasyonu’nun ortak yargı, ortak savunma, ortak dış politika ve ortak icra organlarının kurulması önerildi.”
ORTAK PARA BİRİMİ: ASRİKA DİNARI
İkinci ASRİKA Kongresi 1-2 Kasım 2018 tarihlerinde “İslam Ekonomisi ve Ekonomik Sistemler” başlığıyla yine İstanbul’da toplandı. Kongreye 15 ülkeden 66 akademisyen katıldı. Kongre sonunda da ASRİKA projesinde yer alan ülkelerin ekonomileriyle ilgili kararlar alındı. Bu kararlara göre (Y.N.özetle): İslam ülkeleri arasında gümrük birliği kurulacak, zekât müessesesine ülkelerin ortak fonuyla kurumsal bir kimlik kazandırılacak, ticaret odaları ve ticaret mahkemeleri kurulacak, ortak para birimi ASRİKA Dinarı olacak, İslam ülkeleri arasında dil, din, tarih bileşkesinde kültürel yakınlık geliştirmek için güçlü bir siyasi irade oluşturulacaktı, vb.
Üçüncü ASRİKA Kongresi, 19-20 Aralık 2019 tarihlerinde tabii ki İstanbul’da ve “İslam Birliği İçin Ortak Savunma Sanayi Üretiminin Usul ve Esaslarının Tespiti” başlığıyla toplandı. Adnan Tanrıverdi, bu üçüncü kongreye ASSAM Yönetim Kurulu Başkanı unvanının yanı sıra Cumhurbaşkanı Askeri Danışmanı sıfatıyla katılıyordu. Tanrıverdi, “Mehdi’nin geleceği gün için hazırlık yapıyoruz” ifadelerini, yine bu kongrede kullandı.
ŞERİAT KONGRELERİNE KAMU SPONSORLARI
Dördüncü ASRİKA Kongresi 12-13 Aralık 2020 tarihinde toplandı. “İslam Birliği İçin Ortak Savunma Sistemi Usul ve Esaslarının Tespiti”nin uzantısı “ASRİKA Konfederasyonu Savunma Sistemi” ana başlığı altında düzenlenen kongre, COVID-19 nedeniyle online yapıldı.
Adnan Tanrıverdi, bu kongrenin ardından her yıl müşterek dış politika, müşterek adalet sistemi, ortak asayiş ve güvenlik konularını sıra ile işleyerek 2023 yılı sonunda (Y.N. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yıldönümünde!) İslam ülkelerini tek irade altında toplayacak bir modeli ortaya koymayı hedeflediklerini açıkladı.
Bu projelerin bir de sponsorları var. İslam devletleri kurmayı; hukuku şeriat, dili Arapça ve başkenti İstanbul olarak planlayan ASRİKA kongrelerinin sponsorluğunu Ziraat Katılım, Vakıf Katılım, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi, HAVELSAN, AKP dönemi İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, Bahçelievler Belediyesi, Esenler Belediyesi ve Sancaktepe Belediyesi gibi kurumlar yapıyor.
Cevaplanması gereken sorular:
Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuku şeriat, dili Arapça, başkenti İstanbul olacak bir İslam Birliği Federasyonu kurma planları yapmak anayasal suç değil mi?
ASRİKA gibi hukuk dışı bir organizasyona sponsor ve halkın vergileriyle var olan kamu kurumları hakkında bir inceleme yapılmayacak mı?
Ersin EROĞLU ve Caner TAŞPINAR*
_____
ANAYASAYI İHLAL VE DÜZENİ YIKMAYA TEŞEBBÜS DEĞİL MİDİR?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı alenen ihlal ederek kurulan şeriat ordusu SADAT’ın üzerindeki sır perdesini aralayan Gölge Ordu, gözleriniz dehşetle açılarak okuyacağınız bir araştırma, değerli okurlarım.
Çoğu TSK’den FETÖ bağlantıları yüzünden atılmış, laik cumhuriyet düşmanı eski/emekli subay ve astsubayların katıldığı bu şeriat ordusunun AKP iktidarı tarafından nasıl beslenip büyütüldüğünü de ortaya koyan kitap; Türkiye’nin sarmalandığı yeşil örümcek ağını mutlaka yırtıp atmak gereğini bir kez daha ortaya koyuyor. Araştırmacı yazarlar Ersin Eroğlu ve Caner Taşpınar’ın ciddi çalışmasının yanı sıra, cesur yurtseverliklerini de alkışlıyorum.
_____
*GÖLGE ORDU/Kırmızı Kedi Yayınevi, 2022
_____
Mine G. Kırıkkanat- 30 Ocak 2022 Pazar * <www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mine-g-kirikkanat/pusudaki-seriat-or dusu-sadat-1903790> www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mine-g-kirikkanat/pusudaki-seriat-ord usu-sadat-1903790

SADAT DOSYASI – 2 * Devletin kasasından milyonlar SADAT’a akmış * 10 YILDA TAM 545 MİLYON TL

Posted on <nacikaptan.com/?p=99963> May 15, 2022 by <nacikaptan.com/?author=2> Nacikaptan

<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/SADAT.jpg>

Devletin kasasından milyonlar SADAT’a akmış SADAT’ın kurucu ortaklarının son 10 yılda devletten 545 milyon TL’lik 110 ayrı ihale aldıkları ortaya çıktı.

VeryansınTv- 15 Mayıs 2022
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/%C5%9EER%C4%B0A T-DEVLET%C4%B0.jpg>

Tam adı Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. olan <www.veryansintv.com/haberleri/sadat/> SADAT, kurulduğu 28 Şubat 2012 tarihinden itibaren ülke gündeminden düşmüyor.
Son olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sürpriz bir çıkışıyla yeniden gündem olan SADAT, Tuğgeneral görevindeyken emekli olan ve Siyasal İslamcı kimliğiyle bilinen eski Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi ile 22 emekli subay ve astsubay tarafından 643 bin TL sermaye ile kuruldu. Sermayesi, kuruluşunun üzerinden henüz 8 yıl geçmişken 2020 yıl sonunda 1 milyon 548 bin TL’ye yükseltildi.
Önceki gün SADAT’ın İstanbul Beylikdüzü’ndeki merkezinin önüne giderek açıklama yapan CHP Lideri, “Önünde bulunduğumuz SADAT paramiliter bir kuruluştur. Burası terörist yetiştiren bir kurumdur” dedi. Seçim güvenliğinin önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliği sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve Saray’dır” ifadelerini kullandı.
10 YILDA TAM 545 MİLYON TL
Birgün’den İsmail Arı’nın haberine göre, SADAT’ın kurucuları ile ortaklarının ekonomik ilişkileri de oldukça dikkat çekici. Kurucuları ve ortakları arasında yer alan Mehmet Naci Efe ile Mehmet Tek aynı zamanda birçok şirketin sahibi veya ortağı. Kamu ihale bültenlerinde yer alan bilgilere göre, Efe ile Tek, kamu kurumlarından son 10 yılda toplam 545 milyon TL değerinde 110 ihale aldı.
‘KORUMADIKLARI’ KURUM YOK
Hatta Efe ve Tek ile ailelerinin sahibi olduğu şirketlerin kamu kurumlarından aldıkları ihaleler neredeyse saymakla bitmeyecek kadar uzun. Örneğin, Efe ile Tek’in sahibi olduğu şirketlerinden biri olan Ekol Grup Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizmetleri Limited Şirketi, 2012 ile 2021 yılları arasından kamu kurumlarında tam 86 özel güvenlik ihalesi aldı. Bu 86 ihalenin toplam bedeli ise 453 milyon 258 bin TL’yi buluyor.
Şirketin en fazla ihale aldığı kamu kurumlarının başında ise TCDD ve TEİAŞ gibi kamu kurumları geliyor. Şirket, Çarşamba Şeker Fabrikası’nı, Sakarya Üniversitesi’nin, Fırat Üniversitesi’nin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın, Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) bağlı öğrenci yurtlarının, İstanbul Anadolu Adalet Sarayı’nın, Bakırköy Adalet Sarayı’nın, AKP’li Çekmeköy Belediyesi’nin ve AKP döneminde İETT’nin özel güvenlik işlerini de aldı. Şirket bu kamu kurumlarından aldığı özel güvenlik işleriyle de milyonlarca lirayı kasasına koydu.
GÜVENLİK YETMEDİ TEMİZLİK İŞİNE DE GİRDİ
Efe ve Tek ile ailelerinin sahibi olduğu bir başka şirket olan Ekol Grup Koruma Güvenlik ve Eğitim Şirketi de 2015 ile 2021 yılları arasında 18 ihale aldı. Bu 18 ihalenin toplam bedeli ise 85 milyon 252 bin TL’yi buluyor.
Mehmet Naci Efe’nin ortağı olduğu Mne Personel Hizmetleri Şirketi kamu kurumlarından 2012 ile 2021 yılları arasında yaklaşık 13 milyon TL değerinde 6 ayrı ihale aldı. Şirket son olarak geçen yıl İller Bankası’nın “temizlik hizmeti işi” ihalesini aldı.
AKP’Lİ İBB’DEN YOLUNU BULMUŞ
İstanbul Ticaret Odası’nın kayıtlarına göre, SADAT’ın 23 kurucusundan biri olan Ersan Ergür’ün de Truva Yapı ve Peyzaj Sanayi Ticaret Limited Şirketi adında bir şirketi var. Ergür, bu şirketi aracılığıyla da 2016 ile 2019 yılları arasından kamu kurumlarından toplam 512 bin TL değerinde 9 ayrı ihale aldı. Şirketin bu 9 ihaleden 8’ini AKP döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’den alması dikkatleri çekti. Şirketin, İBB’nin şirketine yüzbinlerce liralık bitki ve çiçek sattığı bildirildi.
SADAT A.Ş. VE KURUCULARI HAKKINDA BİLİNENLER
2016’da Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olarak atanan Tanrıverdi, Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği’nin (ASSAM) organizasyonundaki şu sözlerine gelen tepkiler üzerine görevinden istifa etti: “İslam birliği Mehdi hazretleri geldiği zaman olacak. Mehdi hazretleri ne zaman gelecek Allah bilir. Bizim bir işimiz yok mu? Ortamı hazırlamamız gerekmez mi? İşte aslen bunu yapıyoruz.”
SADAT Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin Adaleti Savunanlar Derneği’nde (ASDER) yaptığı bir konuşma da akıllara geldi. Tanrıverdi konuşmasında, 15 Temmuz’un ardından, TSK’nın yapısının talepleri doğrultusunda değiştiğini belirtiyor. Tanrıverdi, “Silahlı Kuvvetler’in dönüştürülmesi için sunduğumuz tüm öneriler, 15 Temmuz’dan sonra uygulamaya kondu” ifadelerini kullanmıştı.
LİNK : www.veryansintv.com/devletin-kasasindan-milyonlar-sadata-akmis

SADAT DOSYASI – 3 * Sokak eylemlerine SADAT hazırlığı

Posted on <nacikaptan.com/?p=99992> May 16, 2022 by <nacikaptan.com/?author=2> Nacikaptan

<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/SADAT-2.jpg>

Sokak eylemlerine SADAT hazırlığı
Barış Terkoğlu – 16 Mayıs 2022
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/%C5%9EER%C4%B0A T-DEVLET%C4%B0.jpg>

Düşecek, düşecek, düşecek derken düşüyor. İnsan geçmişten öğrendiğiyle olacağı öngörüyor.
Kılıçdaroğlu, SADAT’ın kapısına gitti. Parmağıyla gösterdi: “Bu kuruluşun hedefleri arasında gayri nizami harp eğitimi var. Yani, sabotaj, baskın, pusu kurma, tahrip, suikast ve tedhiş. Arapça ‘tedhiş’, Türkçesi de ‘terör’.”
Okuyanlar hatırlayacaktır. SADAT’taki gayri nizami harp eğitimlerini de tedhiş meselesini de anlatmıştım.
Kılıçdaroğlu’nun ardından bir daha bakmak gerekiyor. SADAT’ın sitesinde verdikleri eğitimler anlatılıyor. Biri de “gayrı nizami harp paketi”. Elbette askerlere ya da polislere vermiyor. Temel askerlik eğitimi bilgisine sahip siviller alıyor. Peki kursları kimler veriyor?
SADAT’TA TEDHİŞ EĞİTİMİ
Yanıtı belli. SADAT, eski TSK personeli bilgisini kullanıyor. Nitekim SADAT’ın kurucusu ve eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı emekli General Adnan Tanrıverdi de gayri nizami harp uzmanı. SADAT şimdi silse de bu konuda bir iş ilanı vermiş. Arşivden çıkardığım o ilanda şu yazıyor: “Nizami, Gayri Nizami ve Özel Harekât Eğitmeni Personel Alımı Duyurusu.”
Tam da Suriye krizinin patladığı günlerde verilen ilanda “iyi derecede İngilizce ve Arapça bilme” şartı dikkat çekiyor. İlanın muhatabı ise “45 yaşından genç eski TSK mensupları”.
Yani TSK personeli, erken yaşta ayrılıp SADAT’ta işe başlıyor.
Peki, eğitimi alanlar hangi özellikleri kazanıyor? Bundan da bahsetmiştim. SADAT yazmış: “Başta psikolojik harp ve harekât olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş.”
Bu eğitimleri kimler aldı? Alanlar şimdi nerede? Bu soruların yanıtını bilmiyoruz. Yurtdışında bu eğitimi SADAT’tan alıp, daha sonra Türkiye’de vatandaşlık-sığınmacılık statüsü alanlar oldu mu?
Sabotaj, kaçırma ve suikast bir yana, Kılıçdaroğlu’nun dikkat çektiği “tedhiş” kavramına da değinmiştim. Zira tedhiş ile terör aynı anlamı karşılayan kelimeler. SADAT, tedhiş-terör eğitimi verdiğini kabul ediyor.
TSK geçmişte tedhiş kelimesini kullanıyordu. Ancak terör tanımının yerleşmesiyle, 80’li yıllardan itibaren, teröre dönüştü. ASALA için “tedhiş” denilirken, PKK ya da IŞİD “terör” olarak adlandırıldı. Yaşlı SADAT kurucularının dilinin eskide kaldığı anlaşılıyor.
Öte yandan savaşın da hukuku var. Tedhiş ya da terör, uluslararası hukuka, Cenevre Sözleşmesi’ne ve tabii milli mevzuata da aykırı.
Ayrıca. Kolaylıkla yapılan casusluk suçlamasındaki kriterlerin bu meseleye uygulanması da tartışılabilir. Zira ilanlarda görüldüğü gibi, eski TSK personeli, TSK’de öğrendikleri özel savaş ve silah bilgilerini, teknik ve taktik birikimi, yabancı güçlere öğretiyor. Bir detay daha fark ettim. SADAT, kazandırdığı becerilerden, “sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekât teknikleri”ni çıkarmıştı. Neden acaba?
DAVALARIN İÇİNDELER
Öte yandan. SADAT bir günde doğmadı. Kumpas davalarıyla eşzamanlı büyüdü. Adnan Tanrıverdi’nin anlattığına göre, kumpas davalarının propagandasını yapan ASDER de şeriat anayasasıyla gündeme gelen ASSAM da SADAT’ın öncülüydü. Bunun ötesinde 28 Şubat davasının hazırlayıcısı onlardı. Davadaki 387 asker müştekiden 128’i, ASDER’in hazırladığı basmakalıp dilekçeleri verdi. Siviller arasında da sekiz kişi SADAT danışmanıydı.
Öte yandan davaya sokuşturulan ve sahteliği kanıtlanan dijital deliller içinde bir tanesi ayrıca dikkat çekti. Zira bu belgeyi hazırlayanlar terör yerine tedhiş kelimesini kullanmıştı. Sanık askerler bunun sahteliğin kanıtı olduğunu söylediler. Zira 28 Şubat olduğunda TSK çoktan “terör” tanımına geçmişti. Yani kumpasçılar, SADAT’çılarla aynı dili konuşuyordu. TSK’de, Atatürkçüleri tasfiye eden kumpasları destekleyen SADAT’ın öncülü ASDER. Şeriat anayasası yazan SADAT’ın ağabeyi ASSAM. TSK’ye personel seçen mülakatlara giren, TSK’den ayrılan genç personeli bünyesine alıp gayri nizami harp eğitimi verdiren SADAT. Suikast, sabotaj, tedhiş-terör kabiliyeti kazandıran kurslar. Öyle anlaşılıyor ki seçime doğru, suikast-provokasyon-terör duyumu alan Kılıçdaroğlu, SADAT hamlesiyle, iktidara bir mesaj verdi. Testi kırılmadan “Aklınıza bile getirmeyin” dedi. Geçmişten öğrenen insan, geleceğe de yön verir. Yeter ki izleyici olmak yerine müdahaleyi seçsin.

LİNK : www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-terkoglu/sokak-eylemlerine-sada t-hazirligi-1936277

SADAT DOSYASI – 4 * Sunday Telegraph, Adnan Tanrıverdi’yi şöyle tanımlıyordu: “Kimilerinin gözünde İslam dünyasının en güçlü kiralık katili, emrinde binlerce savaş tecrübesine sahip Suriye’den paralı askerler olan eski bir general.

Posted on <nacikaptan.com/?p=100022> May 17, 2022 by <nacikaptan.com/?author=2> Nacikaptan

<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/SADAT-4.jpg>

_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/%C5%9EER%C4%B0A T-DEVLET%C4%B0.jpg>

Naci Kaptan – 17 Mayıs 2022
SADAT DOSYASI – 4
14 Eylül 2020 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski başdanışmanı Adnan Tanrıverdi, Sunday Telegraph’a konuştu: “Türkiye’nin SADAT gibi belki yüzlerce şirkete ihtiyacı var” diyordu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski başdanışmanı ve Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin (SADAT) kurucusu Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, İngiliz Sunday Telegraph gazetesine konuştu. Adnan Tanrıverdi “Suriye’ye ya da Libya’ya paralı asker göndermedik” dedi, Türkiye’nin SADAT gibi “onlarca belki de yüzlerce şirkete ihtiyacı olduğunu” söyledi. SADAT internet sitesinde kendisini, “Uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek Türk şirketi” olarak tanımlıyordu.
Sunday Telegraph, Adnan Tanrıverdi’yle röportajını da içeren haberini, internet sitesinde “Erdoğan, Wagner’e rakip olması için elit paralı asker gücü oluşturuyor” başlığıyla yayımladı. Gazetenin kağıt baskısındaki haberin başlığı ise “ABD, Libya’daki savaşçılarla ilgili olarak Erdoğan’ın ‘özel ordusunu’ suçluyor”.
Sunday Telegraph, Adnan Tanrıverdi’yi şöyle tanımlıyordu: “Kimilerinin gözünde İslam dünyasının en güçlü kiralık katili, emrinde binlerce savaş tecrübesine sahip Suriye’den paralı askerler olan eski bir general. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın sırdaşı olan Adnan Tanrıverdi, sabotajdan, kontrgerilla harekatına ya da suikastlere kadar savaşın bütün karanlık sanatlarında uzmanlığı olduğunu iddia ediyor.” <www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54148166> www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54148166
_____
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/sadat-5.jpg>

Dokunulmayan savaş şirketi : SADAT

© Deutsche Welle Türkçe – 15.10.2021 tarihinde şöyle yazıyordu;
Sedat Peker’in “oluk oluk kan dökme” çıkışı ile yine gündeme gelen SADAT hakkında iddialara ilişkin yargı ciddi bir soruşturma yürütmüyor. SADAT nasıl bir yapılanma, hakkında hangi iddialar bulunuyor?
İtiraflarıyla gündem yaratan Sedat Peker “oluk oluk kan dökme” çıkışını SADAT Yönetim Kurulu Başkanı emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi’nin bildiğini açıklayarak tartışmalara yeni boyut ekledi.
28 Şubat mağduru olduklarını iddia eden Tanrıverdi’nin arasında bulunduğu bir grup emekli asker tarafından kurulan SADAT, kontrgerilla olarak bilinen gayri nizami harp eğitimi veren “dini motifli” bir savaş şirketi olarak göze çarpıyor. SADAT hakkında silahlı eğitim kamplarından 15 Temmuz’a, Suriye’de El Nusra’ya silah taşımaktan Harp Okulları’nda mülakata girmeye kadar birçok iddia ortaya atıldı. Ancak bugüne kadar devletin ilgili kurumları tarafından SADAT’ın denetlendiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken, olayı soruşturması gereken yargıdan da ses çıkmadı.
Organize suç örgütü lideri olma suçlamasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker ile SADAT kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi arasındaki tartışmalarda yeni iddialar ortaya atıldı. “Ülkede korku iklimi yaratmak için silahlanın çağrısını yapmam ortak fikirdi” diyen Peker, Tanrıverdi’yi “Oluk oluk kan dökülme çıkışını yapacağından haberdar olmakla” suçladı.
Yabancı düşmanlığı vurgusu
Adnan Tanrıverdi, SADAT’ın ana amacının Müslüman ülkelerde “İslam birliği savunması” oluşturmak olarak vurguladı. Şirketin kuruluş amaçları arasında buna ilişkin şu dikkat çekici ifadeler yer alıyor:
– Haçlı zihniyetindeki sömürgeci ülkelere muhtaç olunmasını engellemek.
– İslam Ülkeleri arasında Savunma Sanayii ve Savunma işbirliği ortam oluşmasına yardımcı olmak.
– İslam İttifakına hizmet etmek.
Libya’nın arasında bulunduğu 22 ülkede faaliyet gösterdiği belirtilen SADAT, bugüne kadar birçok iddiayla Türkiye gündemine geldi.
SADAT’a yönelik suçlamalar
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, SADAT’ın Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları olduğunu iddia etti.
Sedat Peker, SADAT’ın Suriye’ye giden yardım tırlarının içinde El Nusra’ya silah gönderdiğini savundu.
Peker, SADAT’ın Rusya’nın özel kuvvetleri ALFA timlerinden eğitim aldığını da söyledi.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında SADAT’ın da sokağa inerek, darbe girişimini bastırmada görev aldığı öne sürüldü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem danışmanlığını yapan Tanrıverdi’nin başındaki SADAT’a bağlı emekli askerlerin Harp Okulları mülakatına üç yıl boyunca girdiği iddia edildi. Milli Savunma Bakanlığı, bu iddiaların “asılsız” olduğunu bildirdi.
Tanrıverdi iddiaları yalanladı
Bütün iddiaları yalanlayan ve şirketin aleyhinde haber ve yazı kaleme alanlara tazminat davası açan Adnan Tanrıverdi ise “SADAT, yurtiçinde emniyet teşkilâtına, TSK’ya ve başka hiçbir kuruma, örgüte veya sivil şahsa danışmanlık ve eğitim hizmeti vermemektedir” dedi.
Sedat Peker ve SADAT arasındaki tartışma sürerken, yargı bugüne kadar ortaya dökülen iddialarla ilgili ciddi bir soruşturma yürütmedi.
Alican Uludağ – 15.10.2021 – <www.dw.com/tr/dokunulmayan-sava%C5%9F-%C5%9Firketi-sadat/a-59523389 > www.dw.com/tr/dokunulmayan-savaş-şirketi-sadat/a-59523389
_____
Naci Kaptan 17 Mayıs 2022 – DEVAM EDECEK
SADAT DOSYASI – 5 * KARMAŞIK İLİŞKİLER; ERDOĞAN, SADAT, RUBİN, PEKER

Posted on <nacikaptan.com/?p=100050> May 18, 2022 by <nacikaptan.com/?author=2> Nacikaptan

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/SDAT-E%C4%9E%C4 %B0T%C4%B0M-KAMPI.jpg>

SADAT DOSYASI-5

Naci Kaptan – 18 Mayıs 2022
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/%C5%9EER%C4%B0A T-DEVLET%C4%B0.jpg>

KARMAŞIK İLİŞKİLER; ERDOĞAN, SADAT, RUBİN, PEKER

ABD’li devlet görevlisi, yazar Michael Rubin daha önceden 15 Temmuz kalkışmasının olabileceğini yazmıştı. Rubin her nedense Cumhurbakanı Erdoğan’a aşırı muhalif olan ve Erdoğan’ın politikalarını ağır eleştiren bir Pentagon görevlisidir. Rubin’in iddiaları bir dezenformasyon da olabilir, gerçek de olabilir. Bunun kararını yazıları okuyanlar ve gündemi yorumlayanlar verecektir. 15 Temmuz 2015 kalkışmasında katledilen askerlerin de SADAT tarafından öldürüldüğünü attığı twitler ile iddia etmiştir. Daha sonraları SADAT’ın başvurusu ile alınan mahkeme kararı sonucunda Michael Rubin’in twitlerine erişim yasağı getirildi.

MİCHAEL RUBİN KİMDİR?

Michael Rubin (D. 1971), Amerikalı tarihçidir. Amerikan Girişim Enstitüsü (“American Enterprise Institute”) adlı kuruluşta çalışmaktadır. Ayrıca Amerikan Donanması Askeri Akademisinde (Naval Postgraduate School) öğretmenlik ve Amerika’da yayınlanan Middle East Quarterly (Ortadoğu bülteni) dergisinin editörlüğünü yapmaktadır. Eski Pentagon görevlisi olan Michael Rubin, ABD derin devletinin adamlarından biri.
_____
Kasım 26, 2021 – American Enterprise Institute’te araştırmacı olan Michael Rubin, Erdoğan’ın son 18 yıldır yönettiği Türkiye’yi büyük ölçüde değiştirip biçimlediğini, Erdoğan yarın sahneden çekilse bile ülkenin normale dönmesinin kolay olmayacağını savunan bir makale kaleme aldı.National Interest sitesinde yayınlanan yazının özeti;
Türkiye’nin de talihsiz bir siyasi suikast tarihi var. SADAT gibi paramiliterler, Reichstag Yangını darbesi sırasında Türkleri öldürmek için keskin nişancılar kullanmış olabilir. Grup şimdi suikast eğitiminin reklamını yapıyor. Erdoğan karizmatik bir rakiple karşılaşırsa, eski müttefiki Fethullah Gülen ile rekabetinde mükemmelleştirdiği bir taktikle, cinayet için bir başka rakibini suçlarken diğerini devirerek bir taşla iki kuş vurabilir.
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi yaklaşık 20 yıldır yönetiyor. Türkiye Cumhuriyeti kuruluşunun 100’üncü yılına yaklaşırken, modern Türkiye’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana en önemli yöneticisi oldu. Erdoğan’ın yönetiminin ilk on yılında, birçok Batılı yetkili, Erdoğan’ın idaresi altındaki Türkiye’deki değişimi görmezden gelmeyi tercih etti.
Örneğin, hem Başkan George W. Bush hem de Barack Obama, Türkiye’yi bir demokrasi olmaktan çıkardıktan çok sonra bile övdüler. Başkan Donald Trump, Erdoğan’la tutarlı bir şekilde karşı karşıya gelmezken hem Dışişleri Bakanı Mike Pompeo hem de kongre liderleri, Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan hesap sormak için harekete geçti. Başkan Joe Biden’a hakkını vermek gerekir çünkü o Erdoğan’a selefleri gibi aynı dalkavuklukla yaklaşmadı.
Bugün çoğu Amerikan siyasi lideri Türkiye’nin müttefik olmadığını kabul ediyor. Şu anda Amerikan Kongresi’nde Türkiye Dostluk Grubu üyesi sayısı sadece bir kaç düzine oysa sadece on yıl önce bu grubun üye sayısı 200’den fazlaydı. İster işlemsel ister ideolojik olsun, Ankara’nın Moskova ile cilveleşmesi, Türkiye’nin gelecekteki herhangi bir kriz sırasında bir NATO müttefiki olarak ne kadar güvenilmez olabileceğinin altını çiziyor.
Erdoğan’ın hem İslam Devleti’ne hem de El Kaide bağlantılı örgütlere verdiği destek ve kendisini eleştirenleri terörist olarak tanımlaması, Türkiye’nin terörle mücadelede müttefik olmadığını gösteriyor. Bu gerçek Türkiye’nin kara parayla mücadelede gri listeye alınmasıyla kendisini gösteriyor. Realistler, Türkiye’nin İran’ı İsrail’in nükleer programı konusundaki casusluk çalışmaları nedeniyle bilgilendirmesinin ardından İran’ın emellerine karşı bir siper olarak değerli bir müttefik olarak gösteremez.
Erdoğan’ın mağdur ettiği Türkler, Batılı Türkler ve birçok göçmen, Erdoğan ile Türkiye’nin eş anlamlı olmadığına işaret ediyor. Erdoğan’ın Türkiye içinde giderek artan popülerlik kaybına işaret ediyorlar. Türk lirasının devalüasyonu (on yılda yüzde 80) Erdoğan’ın mali kötü yönetiminin bir kanıtı. Erdoğan büyük altyapı projeleriyle övünse de, bunların çoğu, dostları milyar dolarlık sözleşmelerle ödüllendirmeye yönelik şeffaf olmayan girişimler gibi görünüyor.
Erdoğan’a sadık Türkler bile onun yönetiminin ülke üzerindeki yıpratıcı etkilerine dikkat çekiyor. “İstanbul eski bildiğimiz şehir değil, çok bozuldu” söylemi, bir zamanlar Erdoğan’ın dini muhafazakarlığını iş dostu politikalar karşılığında görmezden gelmekten mutlu olanlar arasında giderek yaygınlaşan bir şikayet. Pek çok Türk, Erdoğan’ın kısıtlayıcı tavırları ve otokratik eğilimleri karşısında boğulmuş hissediyor. Daha eğitimli ve kozmopolit olan Türkler onun aptallığına ve komploculuğuna içerliyor.
Bu tablo önümüze iki soru koyuyor. Birincisi, bu tür bir popülerlik kaybının onun siyasi çöküşüne yol açıp açmayacağı ve ikincisi, Türkiye’nin 2002’den önce izlediği daha ılımlı, laik yola dönüp dönemeyeceği.
LİNK : nationalinterest.org/feature/can-turkey-recover-erdogan <nationalinterest.org/feature/can-turkey-recover-erdogan‘s-reign-196 299%C2%A0> ‘s-reign-196299%C2%A0
_____
“Sadat”, Ankara’nın Esad’a karşı mücadele için Suriyeli Sünni isyancıları eğitmesiyle yoğun bir şekilde ilgileniyor. – The Jerusalem İnstitute for Strategy and Security – “Sadat” is heavily involved in Ankara’s training of Syrian Sunni rebels for the fight against Assad. 24.04.2018
İran’ın İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC) bugün bölgedeki siyasi ve devrimci savaşın en önde gelen uygulayıcısıdır. Bu konudaki becerileri, İran’ın bugün Lübnan’ı kontrol etmesi ve Irak, Suriye ve Yemen’de baskın bir ele sahip olmasının başlıca nedenidir.
Türkiye, gölgeli de olsa bu çok önemli alana giren en son ülkedir.
2012 yılında eski Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi tarafından kurulan SADAT Savunma Müşavirliği, Ankara’nın bu alandaki enstrümanıdır. Faaliyetleri, hem Türk devletinin değişen doğasının hem de Ortadoğu’da güç ve nüfuzun şu anda inşa edildiği ve sürdürüldüğü sürecin kanıtıdır.
SADAT’ın oynayacağı rolü anlamak için önce benzer yapıların onları kullanan devletlere sağladığı avantajlara bir göz atalım. Devrim Muhafızları, İran konvansiyonel silahlı kuvvetlerinin veya “Artesh”in aksine, devlete değil, yönetim rejimine ve hedeflerine kesinlikle sadık insanlar tarafından yönetiliyor. Bunlar, özellikle rejimin yurt içinde savunmasında olduğu kadar yurtdışındaki hedeflerine ulaşmasında da seferber olmaya müsait “siyasi askerler”dir.
Devrim Muhafızları’nın yaratma ve kontrol etmede üstün olduğu vekil parti-milis yapıları, geleneksel güçlerle karşılaştırıldığında, kayıt dışılık ve inkar edilebilirlik avantajına sahiptir. Tahran’ın küresel çapta paramiliter ve terörist faaliyetlere -Burgaz ve Buenos Aires’te Yahudi sivillere yönelik saldırılar, Viyana ve Berlin’de Kürt politikacılara suikast vb.- destek vermesine ve bu faaliyetlerde bulunmasına izin verirken, diplomasi ve ticaret salonlarında yerini almaya devam ediyor. uluslararası toplumun sözde geleneksel bir üyesi.
Devrim Muhafızları, bu tür bir savaş için örnek teşkil etmeye devam ediyor. Diğer ülkeler, benzer bir işlevi yerine getirebilecek yapıları geliştirmekte daha yavaş olmuştur. Ama boşluklar kapanıyor.
Ruslar, tahmin edilebileceği gibi, son yarım on yılda oyuna girdiler. Düzensiz “gönüllüler”, Doğu Ukrayna’nın Donetsk ve Lugansk eyaletlerindeki mayalanmayı ateşlemek için Kremlin’in tercih ettiği araçtı ve bu da 2014’te Rusya’nın bu bölgeleri fethine yol açtı. Yevgeny Prigozhin’in Wagner şirketine bağlı askeri müteahhitler yardımcı ve inkar edilebilir olarak çok önemli bir rol oynadılar. Bu şirketle uğraşan kişilerin çoğu, Ukrayna’daki savaşın gazileridir.
SADAT: Şirketin web sitesine göre, şirketin misyonu “Müşavirlik ve eğitim hizmetleri vererek İslam dünyasının süper güçler arasında hak ettiği yeri almasına yardımcı olmak için İslam ülkeleri arasında savunma amaçlı bir sanayi işbirliği ve savunma amaçlı endüstriyel işbirliği kurmak”.
Web sitesinin Türkçe versiyonu kulağa biraz daha az sıradan bir özel askeri müteahhitlik firması gibi geliyor. Batılı devletler “emperyalist”, “haçlı” ülkeler olarak tanımlanıyor.
Tanrıverdi, daha sonra asimetrik savaşta uzmanlaşmış bir topçu subayıdır. Kuzey Kıbrıs’taki İç Cephe Komutanlığı’nın eski başkanı, İslamcı inançları nedeniyle 1997’de ordudan ihraç edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iktidardaki AKP çevreleriyle bağları köklü.
Uzun süredir Türkiye’yi izleyen Michael Rubin’in American Enterprise Institute için yaptığı yakın tarihli bir analiz, Temmuz 2016’daki darbe girişiminin bastırılmasında görev alan silahlı SADAT personelinin görgü tanıklarının raporlarına dikkat çekti. Başarısız darbe, Türk cumhurbaşkanının yeniden düzenlemeye yönelik kapsamlı bir girişiminin başlangıcını müjdeledi. Türk Silahlı Kuvvetleri kendine daha uygun bir çizgide olmasını sağladı.
Bu sürecin bir parçası olarak, İslamcı eğilimler nedeniyle görevden alınan yüzlerce subay göreve iade ediliyor ve Tanrıverdi, 2016 yılının sonlarında cumhurbaşkanının baş askeri danışmanı olarak atanmıştı.
SADAT, Türkiye’nin Esad’a karşı mücadele için Suriyeli Sünni Arap isyancıları eğitmesine yoğun bir şekilde dahil oldu. Şirket, Suriye savaşının başlangıcında bu amaçla Marmara bölgesinde bir takım tesisler kurmuştur. Muhalif Aydınlık gazetesinde 2012 yılında yayınlanan bir habere göre, bu eğitim tesislerinden en az biri, Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde, daha önce Türk Donanması tarafından eğitim merkezi olarak işletilen bir Türk askeri üssünde bulunuyordu.
Suriye’nin kuzeyindeki Suriye isyanı bugün ancak Türkiye’nin desteğiyle ayakta kalabiliyor. SADAT bu ilişkinin gelişmesinde ve kolaylaşmasında kilit rol oynamıştır.
Tanrıverdi, SADAT’ın Özgür Suriye Ordusu ile temaslarını inkar etmiyor ancak Temmuz 2016’da Cumhurriyet’te yayınlanan bir yazısında, hem Türk devletinin hem de ABD’nin Suriye muhalefetini desteklediğini ve SADAT’ın temaslarının Suriye’nin bilgisi dahilinde yürütüldüğünü kaydetti.
_____
SOL HABER MERKEZİNİN 12.10.2016 tarihli “15 Temmuz darbesini tahmin eden Rubin’den “Üçüncü bir darbe olabilir” başlıklı yazı;
Eski Pentagon yetkilisi Michael Rubin, Türkiye’ye dair tahminlerini yazdı. Daha önce Türkiye’ye yönelik darbe girişimi tahminiyle gündeme gelen Rubin, son yazısında darbe girişimini “tek bir olay” olarak görmenin yanlış olacağını söyledi. Türkiye’nin aslında “2 darbe” yaşadığını söyleyen yazar, üçüncü bir darbe daha olacağını ve yaşanacak darbenin “en tehlikelisi olacağını öne sürdü.
Rubin, ilk darbenin 15 Temmuz’daki “acemice ve beceriksiz darbe girişimi” olduğunu, bu girişimin Erdoğan’a “gerçek ve hayali düşmanlarını temizleme olanağı” verdiğini söyledi. Eski Pentagon yetkilisi, darbe girişimine Fethullah Gülen’in takipçilerinin yanısıra, “Kemalist subayların bir kısmının” da katıldığını iddia ederek, istihbarat ve hatta AKP içinden de bu girişime katılmış olanlar olabileceğini belirtti.
‘ÜÇÜNCÜ DARBE İDDİALARI KONUŞULMAYA BAŞLANDI’
Rubin, ilkinin ardından yaşanan ikinci darbeninse, “Erdoğan’ın sivil darbesi” olduğunu, bu darbenin “Türkiye’nin yapısı ve demokrasisi için 15 Temmuz olaylarından daha yıkıcı” olduğunu savundu.
RUBİN’DEN SEDAT PEKER ÖRNEĞİ
Sedat Peker’i örnek gösteren yazar, Sedat Peker’in Türkiye’nin en güçlü mafyası olduğunu, Ergenekon davaları sırasında tutuklandığını, ancak aldığı hapis cezasına karşın ilk serbest bırakılan kişilerden biri olduğunu belirtti. Peker’in tartışmalı geçmişinin, Erdoğan’ın kendisini onunla ilişkilendirmesini ve onunla işbirliği yapmasını engellemediğini belirten Rubin, Gülen’in daha geniş bir ağa sahip olmasına rağmen Peker’in bağlantılarının da aynı güçte olduğunu öne sürdü.
‘GERİYE MAFYA VE ERDOĞAN KALINCA NE OLACAK?’
Erdoğan’ın geçmişte “Gülen’in ağını kendi kirli işlerini yapmak için kullandığını” hatırlatan Rubin, Peker ve Mehmet Ağar gibilerin, Erdoğan’ı kendi kirli işlerini yapmakta kullandıklarına inandıklarını söyledi.
Erdoğan’ın, “Gülencileri, Kürtleri, liberalleri, feministleri ve siyasi muhalefeti hedef alırken, yalnızca kendi düşmanlarını değil Peker ve müttefiklerinin de düşmanlarını yok ettiğini” savunan Rubin, geriye yalnızca mafya ve Erdoğan kaldığında ne olacağını sordu.
Bu iki grup arasındaki çatışmanın şiddet içerip içermeyeceğini soran eski Pentagon yetkilisi, Erdoğan’ın kutuplaşmış Türkiye’yi “düdüklü tencereye koyduğunu” söyledi.
LİNK : haber.sol.org.tr/toplum/15-temmuz-darbesini-tahmin-eden-rubinden-yen i-yazi-ucuncu-bir-darbe-olabilir-172167
_____
Naci Kaptan – Devam edecek
SADAT DOSYASI – 6 * “Erdoğan Perinçek’i kandırdı mı?” Michael Rubin’den çok konuşulacak Perinçek iddiası * Alman basını: SADAT’ın, Erdoğan’ın ‘gizli ordusu’ olarak hareket ettiğine inanılıyor

Posted on <nacikaptan.com/?p=100113> May 26, 2022 by <nacikaptan.com/?author=2> Nacikaptan

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/SADAT-L%C4%B0BY A.jpg>

Naci KAPTAN – 23 Mayıs 2022
_____
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/micheal-Rubin.j pg>

“Erdoğan Perinçek’i kandırdı mı?”

Michael Rubin’den çok konuşulacak Perinçek iddiası
_____
ABD’li neo-con yazar Micheal Rubin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i hedef aldı. Rubin “Eğer Perinçekgiller emekli edilirse, Perinçek darbe sırasında SADAT’ın işlediği cinayetleri ifşa eder mi?” ve “Erdoğan Perinçek’i kandırdı mı?” sorularını sordu.
ABD’li neo-con Micheal Rubin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i hedef aldı.Rubin; paylaşımlarında, “Eğer Perinçekgiller emekli edilirse, Perinçek darbe sırasında SADAT’ın işlediği cinayetleri ifşa eder mi?” ve “Erdoğan Perinçek’i kandırdı mı?” sorularını sordu.
Cumhuriyet – 30 Temmuz 2017 – <www.cumhuriyet.com.tr/haber/erdogan-perinceki-kandirdi-mi-michael-r ubinden-cok-konusulacak-perincek-iddiasi-792373> www.cumhuriyet.com.tr/haber/erdogan-perinceki-kandirdi-mi-michael-ru binden-cok-konusulacak-perincek-iddiasi-792373
Cumhuriyet Gazetesindeki haberde, Micheal Rubin tarafından 15 Temmuz kalkışmasında işlenmiş olan korkunç cinayetleri konu eden iddialar ürpertici. Sorular havada uçuşuyor. Perinçekgiller kimdir? Doğu Perinçek 15 Temmuz’un karanlıklarına saklanmış olan cinayetler hakkında bilgi sahibi midir? Doğu Perinçek’in 15 Temmuz sonrası Erdoğan ile yakınlaşması ve Perinçek ve Partisinin Erdoğan’a destek vermeye başlamış olmasının ardında acaba bu iddialar mı vardır?
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/05/%C5%9EER%C4%B0A T-DEVLET%C4%B0.jpg>

Devam edelim;

Alman basını: SADAT’ın, Erdoğan’ın ‘gizli ordusu’ olarak hareket ettiğine inanılıyor
Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. veya kısa adıyla SADAT A.Ş, yurtdışında haber olmaya devam ediyor. Alman Die Welt gazetesi üç gün önce ‘Erdoğan’ın ikinci ordusu’ başlığıyla SADAT hakkında bir haber yapmıştı. Almanya’da yayınlanan Business Insider da bu haberden yola çıkarak bir yorum yazısı yayınladı.
Yazıda, “Erdoğan ne yapıyor?” diye sorularak, “Türk gölge ordusu giderek daha fazla ülkede ortaya çıkıyor” denildi. Haberin girişinde, “Türk şirketi SADAT, kendisini resmî olarak, ‘güvenlik politikası danışmanlık hizmeti’ veren bir kurum olarak görüyor. Ancak, SADAT bundan çok daha fazlası. Uzmanlar, SADAT’ın hem yurtiçinde hem de yurtdışında Erdoğan’ın ‘gizli ordusu’ olarak hareket ettiğine inanıyor. SADAT’ın şu anda hem Libya’da hem de Suriye’de aktif olduğu söyleniyor. Sadece bu da değil, geçmişte Avrupa’dan askerler topladığı söyleniyor,” yazıldı.
Die Welt gazetesinin haberine referanslar verilen Business Insider’deki haberde şu ifadeler yer aldı:
“Türk şirketi Sadat A.Ş. veya kısaca SADAT, İngilizce web sitesinin ana sayfasında kendisini oldukça zararsız bir şekilde sunuyor: Güvenlik politikası, eğitim ve bakım konusunda tavsiyelerde bulunan özel, uluslararası bir hizmet sağlayıcı. Ayrıca SADAT’ın, 28 Şubat 2012 tarihinde, 23 emekli ve astsubay tarafından, İslamcı duruşuyla nam salmış eski tuğgeneral Adnan Tanrıverdi önderliğinde kurulduğu belirtiliyor. O tarihten beri, şirket Türk ticaret siciline kayıtlı.
‘Misyon’ başlığı altındaki yazılanlar, çok daha az zararsız görünüyor. SADAT’ın amacının Müslüman ülkeler arasında güvenlik işbirliğini güçlendirmek olduğu söyleniyor. Şirket, İslam dünyasının süper güçler arasında hak ettiği yeri almasına yardımcı olmak istiyor. Özellikle ‘süper güçler’, Türkiye’de genellikle ’emperyalistler’ ve ‘haçlılar’ olarak suçlanan ABD ve muhtemelen Avrupa anlamına geliyor olsa gerek.
Türk gözlemciler, artık SADAT’ın zararsız değil, daha ziyade tehdit olarak görüyor. 40 bin adamın bu oluşumda olduğu söyleniyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük güç iddiasını askeri yollarla ileri sürmek istediği, ancak Türk askerlerinin hayatını riske atmaktan korktuğu her yerde buna destek olmaları gerekiyor. Uygulama alanları Suriye’den Libya’ya kadar uzanıyor. Kısaca: Erdoğan’ın, SADAT’ta – şahsen onu dinleyen ve başka hiç kimseyi dinlemeyen – yeni bir, çok amaçlı silah bulduğu görülüyor.
Erdoğan bunu başkalarından öğrenmiş olmalı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve paralı asker birlikleri Wagner Grubu, Libya ve Suriye’de konuşlanmış durumda. Ve ABD’den (öğrenmiş olmalı). Die Welt gazetesi, emekli yüksek rütbeli, adı belirtilmemiş bir generalle yaptığı görüşme de dahil olmak üzere bu konuda bazı araştırmalar yaptı. Buna göre SADAT şirketinin başlangıcı, ABD’nin Blackwater askeri şirketinin yardımıyla Irak diktatörü Saddam Hüseyin’i devirdiği 2003 yılına kadar dayanıyor.
Blackwater’in yükselişi, görünüşe göre Türkiye’de bir etki yaratmış. Bu oluşumun, aralarında Tanrıverdi de olduğu eski generallerin yanı sıra Erdoğan’ın da yurtiçi ve yurtdışındaki Türk operasyonları için kendi özel askeri grubunu kurmasını sağladığı söyleniyor.
SADAT’ın, 2012 gibi erken bir tarihte, Suriye lideri Beşar Esad’a karşı savaşacak Sünni-Arap savaşçıları eğitmek için Marmara bölgesinde bir dizi eğitim kampı kurduğu söyleniyor. Temmuz 2016’da ise şirketin askeri birliklerinin, Türk ordusunun bazı kesimleri tarafından Türkiye’de başlatılan darbe girişiminin bastırılmasına katıldığı.
Erdoğan da buna müteşekkirdi. Daha sonra İslamcı olduğu bilinen emekli askeri personelin Türk ordusuna yeniden entegre olmalarına izin verdi. Hatta Sadat-Grüner Tanrıverdi, Erdoğan’ın baş askeri danışmanı oldu.
ABD’li düşünce kuruluşu American Enterprise Institute’tan Türkiye uzmanı Michael Rubin, Mayıs 2017’de yayınlanan bir blog yazısında, alarma geçti. SADAT’ın, İslamcı Esad karşıtı terör örgütleri için Avrupa’dan çok sayıda savaşçı aldığını yazdı. Askeri şirket, muhtemelen Türk hükümetinin yardımıyla Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa ve İsveç vatandaşlarının geçerli Türk pasaportları almalarına yardımcı olmuştu.
Rubin şu sonuca varıyordu: “SADAT’ın – bir devlet kurumunun tabi olduğu kısıtlamalar olmadan- Erdoğan’ın gündemini takip ettiği ve uyguladığı açıktı” ve: “Görünüşe göre Erdoğan SADAT’ı, İran Yüksek Lideri’nin İran Devrim Muhafızlarını gördüğü gibi görüyordu: silahlı bir güç olarak yurt içinde siyasi sadakati sağlamak ve yurt dışında terörist faaliyetler yürüten silahlı bir güç olarak. ”
Erdoğan’ın avantajı, Türk cumhurbaşkanının hassas girişimlerin sorumluluğunu reddedip bir şeyler ters gittiğinde başkalarını suçlayabilmesidir. Sonuçta SADAT, Türk ordusu değil özel bir şirkettir.
Bu arada SADAT’ı artık sadece Suriye’yi bilenler tarafından değil, Libya uzmanları tarafından da biliniyor. Kuzey Afrika’da iç savaşın yaşandığı ülkede Türkiye, Trablus’ta Birleşmiş Milletler tarafından tanınan hükümeti destekliyor. Onları Türk askerleri ve görünüşe göre SADAT’ın paralı askerleriyle savunuyor.
Ama SADAT gerçekte ne kadar güçlü? Die Welt’e konuşan eski general “SADAT’ın Türk ordusundan farklı olarak ne altyapısı ne de kışlası var,” diyor. Bunun için özel bir ordunun var olmasına izin veren yasaların eksik olduğunu ekliyor.
Tanrıverdi’nin bu yılın başında Erdoğan’ın baş askeri danışmanlığından istifası, bu değişikliği biraz daha az olası hale getirdi. Tanrıverdi haftalar önce, şirketinin, geleneksel İslami inanışlara göre dünyayı adaletsizlikten kurtarması gereken bir kurtarıcı olan Mehdi’nin önünü açması gerektiğini açıklamıştı. Türk muhalefetinin tepkisi büyük oldu. Öyle büyük ki Erdoğan bile kendisini Tanrıverdi’den uzaklaştırmaya mecbur hissetti.”
(KRONOS DÜNYA) 21 Ağustos 2020 – <kronos35.news/tr/alman-basini-sadatin-erdoganin-gizli-ordusu-olarak -hareket-ettigine-inaniliyor/> kronos35.news/tr/alman-basini-sadatin-erdoganin-gizli-ordusu-olarak- hareket-ettigine-inaniliyor/
Değerli okur,
Görüldüğü gibi işler araştırdıkça, okudukça karmaşıklaşıyor. Fakat görülen odur ki SADAT yabancı ülkeler tarafından da karanlık ve terörle, karmaşa ile bağlantılı bir kuruluş olarak değerlendiriliyor.
Naci KAPTAN – 23 Mayıs 2022 – DEVAM EDECEK