Yayınlandı: 02.07.2022 20:50
Güncellendi: 04.07.2022 13:39

NAZİZM DOSYASI /// PROF. DR. ALİ FUAT KALYONCU /// Alfred Kantorowicz : Nazi temerküz kampından Türkiye’ye

PROF. DR. ALİ FUAT KALYONCU /// Alfred Kantorowicz : Nazi temerküz kampından Türkiye’ye

E-POSTA : f.kalyoncu@fikir.news <mailto:f.kalyoncu@fikir.news>

1933 yılındaki nüfus kayıtlarına göre Almanya’da 5oo.ooo civarında Yahudi vardı. Almanya nüfusunun ancak yüzde 1’i idiler. Bunların yaklaşık dörtte üçü şehirlerde orta sınıf, esnaf, sanatçı ve ticaret yapan kişilerdi, tabii zengin olup bankası olanlar da vardı. Kırsal kesimin büyük bir kısmını Almanlar oluştururken, şehirlerde Yahudilerin fazla olması, Almanların kıskançlığını çeken bir noktaydı. Naziler 1929 ekonomik krizinden büyük ölçüde etkilenen halkın tepkilerini bu Yahudiler üzerinde toplamayı başardılar. Halbuki bu kriz esasen Amerika’dan kaynaklanıp dünyayı etkileyen bir kapitalist sistem sorunu ve sonucuydu. Hitler, partisinin propaganda çalışmalarında sürekli Yahudileri bir nefret odağı haline getiriyordu. 1933 yılında iktidara geldiklerinde 7 Nisan’da Ari ırktan olmayan kişilerin her tür kamu hizmetinden atılmasına imkân veren Ulusal Kamu Hizmeti Kanunu çıkarılır. Üniversitelerde imzaya açılan Pro Adolf Hitler (Hitler’e bağlılık yemini) bildirisini imzalamayanlar görevlerinden atılmaya başlanır. Görevden atılanların bazıları tutuklanır ve toplama kamplarında zorunlu gözetim altına alınırlar.
<i0.wp.com/fikir.news/wp-content/uploads/2021/12/Toplama-kamp.jpg?ss l=1>

9 ay toplama kampında kalan doktorun serbest bırakılması ile ilgili hem Alman hem de Türk kayıtlarında çeşitli söylemler var. Ancak iki iddia daha başat durumda: Birincisi Atatürk’ün araya girerek bizzat Kantorowicz’in Türkiye’ye gönderilmesini istemesi ikincisi ise İsveç Veliaht Prens’in araya girerek doktorun serbest kalmasını sağlaması.

Einstein gibi çok ünlü ve şanslı olanlar hemen Almanya dışına çıkarlar. Ancak burada bahsedilecek olan Alfred Kantorowicz o kadar şanslı değildir. Bildiri imzaya açıldığında Kantorowicz önce izine çıkar ancak izin dönüşü hem de bir öğrencisi tarafından ihbar edilerek yakalanır ve kardeşi ile beraber tutuklanır. Yahudi kökenli olmasının ötesinde Sosyal Demokrat Parti üyesidir ve Sovyetler Birliği’ne iki kez gidip bir süre orada kalmıştır, komünist olduğu yönünde dedikodular vardır. Yani Nazilerin istemediği her olumsuzluğu üzerinde taşımaktadır. Dünya çapında bir bilim insanı olmasının hiçbir önemi yoktur. Kantorowicz önce Bonn Hapishanesi’nde dört ay yatar. Sonra bir toplama kampı olan Boergermoore’a gönderilir. Bu kamplara sadece Yahudiler değil, aryan ırk içine girmeyen çingene, homoseksüel ve engelliler de getiriliyordu. Naziler, tutukluların sayısı artınca bu grupları birbirinden ayırmaya karar verir. Kantorowicz sosyalistlerin ve Yahudilerin tanınmış entelektüel kesiminin toplandığı başka bir kampa nakledilir. Bu yeni kampta yaklaşık beş ay kaldıktan sonra başına gelecek kötü gelişmeleri beklerken birden beklenmedik bir biçimde kendini Türkiye’de bulacaktır. Şimdi bu olayın geri planına bakalım.
Türkiye, 1933 yılından itibaren kapılarını bu sakıncalı Alman Yahudi ve muhalif bilim insanlarına açmıştı. Nöropatoloji alanında çalışan Macar asıllı bilim insanı Prof.Dr.Philipp Schwartz ve dönemin en ünlü cerrahlarından Prof.Dr.Rudolf Nissen İstanbul’a gelerek çalışmaya başlamışlardır.
Zamanla bazı kaynaklarda 400’ü aşkın (veya bazı kaynaklar 1200’e kadar çıkmaktadır) bilim ve sanat insanı Türkiye’ye gelecektir.
Alfred Kantorowicz kimdir ??

<i0.wp.com/fikir.news/wp-content/uploads/2021/12/kantorowicz_prof_dr _alfred.jpg?ssl=1>
Döneminde Avrupa’nın en ünlü diş hekimlerinden birisidir, aynı zamanda Tıp doktorudur. 1933 yılından 1950 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Diş hekimliği fakültesini kuracak ve orada çalışacaktır. Diş hekimliğinin her alanında araştırmalar ve eğitmenlik yapmıştır. Kantorowicz 1880 yılında Prusya’nın Poznan bölgesinde doğmuş, 1900 yılında diş hekimi olmuş ve 1901-1905 yılları arasında da tıp eğitimi almıştır. Ancak 1909 yılında Münih Üniversitesi Diş Enstitüsünde diş hekimliğine dönüş yapar. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte gönüllü doktor olarak savaşa katılır. 1917 yılında 2.Sınıf Demir Haç madalyası alır. Nisan 1918’den itibaren ise Bonn Üniversitesinde öğretim üyesi olarak diş hekimliği dersleri vermeye başlar. Mesleğinde yükselerek 1923 yılında Bonn Üniversitesi Diş, Ağız ve Çene ordinaryüs profesörü olur.

<i0.wp.com/fikir.news/wp-content/uploads/2021/12/Olaf-Alfred-Kantoro wicz.jpg?ssl=1> ,
Kantorowicz tutuklu iken Almanya’da görevlerinden ayrılmak zorunda kalan bilim adamları çeşitli ülkelerde üniversitelerde görevler almaya başlamışlardır. Türkiye’ye ilk gelen ekipte yer alan Prof.Dr.Schwartz tarafından Mustafa Kemal Atatürk’e sunulan bilim adamı listesinde Kantorowicz’in ismi, kendisi o sırada toplama kampında olduğu için çizilidir. Kantorowicz o dönemde mesleğinde tanınan, ünlü bir bilim adamı olduğu için Atatürk Kantorowicz’in de Türkiye’ye mutlaka gelmesini ister. Bu amaçla Alman Hükümetine bir mektup yazar. Atatürk’ün ilk mektubunun yazılmasının ardından İstanbul’da o sırada ders veren, daha sonra Amerika’da UCLA Üniversitesi’ne geçen ünlü Alman Filozof Hans Reichenbach ve Duke Üniversitesi’nde kuramsal kimyacı olan Fritz London ile İsveç Veliaht Prensi VI.Gustaf Adolf da Kantorowicz’in toplama kampından çıkarılması için mektup yazdıkları bilinmektedir. Ancak konuya son noktayı Atatürk koyar. Atatürk, tam iki ay boyunca Alman Hükümetinden bir cevap gelmeyince, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ı çağırıp bir nota çektirir. Notanın içeriği; “İki ay boyunca mektubumuza cevap verilmemesi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı kasıtlı bir hareket midir?” şeklindedir. Bu mektuptan 48 saat sonra Alfred Kantorowicz İstanbul’a gelir. Aslında Atatürk’ün talebi sadece Kantorowicz değildir, Gestapo izlemindeki iki bilim insanını daha yani Gerhard Kessler ve Friedrich Dessauer’i de birlikte ister ve üç bilim insanı da İstanbul’a gelir. Türkiye ve lideri çok prestijlidir. Günümüzde üzülerek böyle bir durumun olamayacağını görüyor ve üzülüyorum.
Kantorowicz İstanbul’da.

<i0.wp.com/fikir.news/wp-content/uploads/2021/12/kantorowicz_snav.we bp?ssl=1>

Yaptığı ilk işlerden biri diş hekimliği eğitimini 4 seneye çıkarmak olur. Eğitim ve sınav kurallarını düzelten doktor, meslektaşlarının derslerini de denetler. Ayrıca Kantorowicz, diş hekimliği okulunda cerrahi, çene ortopedisi gibi yeni bölümler kurarak eğitimi çeşitlendirir. Doktora ve doçentlik sınavları için de düzenleme yapan doktor, böylece özgün bilim insanlarının yetişmesine önayak olur.

Kantorowicz, Türkiye’de modern diş hekimliğinin gelişiminde kilit bir rol oynar ve 3 yıllık eğitimi 4 yıla çıkarıp, diş hekimliğini cerrahiden ayırır. Diş Hekimliği alanında çeşitli kitaplar yazar. Sadece öğrencilere değil, eğitici kadroya da ders verecektir. Maaşı 625 TL’dir. Bu o zamanki milletvekili maaşı 350 TL olduğu düşünülürse, iyi bir gelirdir.
<i0.wp.com/fikir.news/wp-content/uploads/2021/12/Atatrk-ve-Alman-Dih ekimi.jpg?ssl=1>
İran Şahı Pehlevi, 1934 yılındaki Türkiye seyahatinde Atatürk’ün dişlerini çok beğenir. Atatürk, Şah’a ağzındaki dişlerini çıkarıp gösterir. Şah bunu görünce şaşırıp aynı dişlerden kendisinin de istediğini söyler, Şah’ın dişleri çok sorunludur. Atatürk dişlerini yapan Kantorowicz’ten Şah’ın dişlerinin tedavisini yapmasını rica eder. İran Şahı, Kantorowicz’in yapmış olduğu yeni dişleri ile Türkiye’den mutlu ayrılacaktır. Şah vefatına kadar etrafına bu olayı anlatacaktır. Türkiye’de ayrılma dönemi geldiğinde dekanlığa şöyle bir mektup yazar; ”Artık bana kalan, Üniversite amirlerine ve dolayısıyla Türkiye Hükümetine teşekkürlerimi sunmaktır. Ben Türkiye’nin kendi başına bırakıldığı bir zamanda yapmış olduğu tarihi terakkiyi beraberce yaşama imkanına nail olduğumdan dolayı bahtiyarım. Türkiye Hükümeti bana çok şerefli ve beni tamamiyle tatmin edici bir vazife olarak Tıbbın bir kolunu yeniden ihya etmek ve beni Türk gençliğini yetiştirme vazifesini üzerine almış olan kimseler sırasına dizmek lütfunda bulundu. Türk Hükümeti bana karşı olan tekeffülünü büyük bir alicenaplık ve dikkatle ifa etmiş olduğu gibi, bende his ettiğim teşekkürümü, vazifemi kusursuz ifa etmek suretiyle ispat etmek istedim. Eğer bunda muvaffak olmuş isem kendimi çok bahtiyar hissedeceğim”.

<i0.wp.com/fikir.news/wp-content/uploads/2021/12/protez.jpg?ssl=1>
Alfred Kantorowicz iyi bir sporcu, iyi bir kayakçıdır. Uludağ’ın kayak merkezi olarak kullanılmaya başlanmasının öncülerindendir. Maalesef kayak yapma amacıyla Uludağ’da bulundukları bir sırada 13 yaşındaki oğlu Erich geçirdiği bir bunalım sonucu intihar eder. 1946 yılında Türk vatandaşlığı için başvurmuş fakat hangi nedenle bilinmez, bu başvurusu kabul edilmemiştir. 1950 yılında tekrar ülkesine dönerek Bonn Üniversitesine geçmiştir. Türkiye’ye en son 1958 yılında gelmiş ve Diş Çürüğü Proflaksisi konulu bir konferans vermiştir. 17 Şubat 1962’de Bonn Tıp Fakültesi tarafından kendisine eğitimde 50. yıl ödülü verilmiştir ve bundan kısa bir süre sonra, 6 Mart 1962’de 82 yaşında yaşamını yitirmiştir.

Prof.Dr.Ali Fuat KALYONCU