Yayınlandı: 11.07.2022 22:55
Güncellendi: 12.07.2022 10:44

DEMOKRAT PARTİ DOSYASI : Demokrat Parti ve Adnan Menderes’in Akibetinden Çıkarılması Gereken Dersler

Demokrat Parti ve Adnan Menderes’in Akibetinden Çıkarılması Gereken Dersler

Her 27 Mayıs’ta çeşitli etkinliklerde toplanıp İslam’ın, Cumhuriyetin, Demokrasinin ve Laikliğin öneminden bahseden Siyasal İslamcılar ve muhafazakarlar 1960 askeri darbesinin ve Adnan Menderes’in idam edilmesi ve onun demokrasi şehitliği üzerinden partilerine oy devşirme siyaset sanatlarını icra ederler.
Ama bütün bunların DP ve Menderes’in demokratik sürece geçişi yanlış anlayıp ve yorumlamasından dolayı başlarına darbe ve idam edilme kötülüğün geldiğinden hiç bahsetmezler.
Yoksa onlarda aynı şeylerin başlarına gelmesinden mi endişe ediyorlar?
Biraz bu sorulara cevaplar arayalım.
Çok partili döneme daha önce geçilmek istenmiş ancak başarısız olunmuştu. 1925 Terakki Perver ve 1930 Serbest Fırka denemelerinde başarılı olunamamıştı. Halk Cumhuriyetin getirdiklerini henüz anlayamadığı için çok partili hayatı benimsememişti.
7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti (DP) kuruldu. DP ve daha sonra kurulan diğer partilerle Türkiye’de çok partili demokratik hayat başladı. 21 Temmuz 1946 da yapılan Milletvekili Genel seçimlerine 13 parti ve bağımsızlar katıldı. CHP 397, DP 61, MP 5 ve bağımsızlar 7 milletvekili kazandılar. Bir sonraki 14 Mayıs 1950 Milletvekili Genel seçimlerinde ise Demokrat Partinin zaferi ile sonuçlanmıştı. DP 416, CHP 69, MP 1 ve bağımsızlar 1 milletvekili kazandılar.
Bu seçimle Türk siyasi tarihinde demokratik seçimlerle iktidar ilk defa el değiştirmişti. DP Genel Başkanı Adnan Menderes güçlü Başbakan olmuştu. Hatta o kadar güçlüydü ki, mecliste sandalye sayısı (416) bakımından ezici çoğunlukla anayasayı bile değiştirebilecek konuma gelmişti. Ancak bu durum hem toplum hem de siyasi partiler için önemli bir sınavdı.
1950 den sonraki çok partili sistemde DP iktidarı uzun sürecinde Türk toplumunun büyük bir kesiminin kafasında soru işaretleri oluşmuştu;
* Seçimle iktidara gelenler DP seçimle iktidarı bırakacak mıydı? * Yoksa kendisine oy veren kitlelerin etkisi ile Cumhuriyet ile hesaplaşma yolunu mu seçecekti? * Diğer bir ifade ile Cumhuriyet ilkelerine ne kadar sahip olacaktı?
DP mensupları ve Başbakan Adnan Menderes hükümeti bu konuyu iyi analiz edip, doğru tartamadılar.
On yıl süren iktidar gücü, onları demokratik olmayan yanlış tercihlere sürükledi. Hatta 18 Nisan 1960 tarihinde 15 kişiden oluşan Tahkikat Komisyonu adlı bir komisyon kurdular ve bu komisyona TBMM’nin yetkilerini aşan yetkiler vererek anayasayı açıkca ihlal edip, halkın iradesini yanlış yönde kullanmaya başladılar. Bu anayasaya aykırı davranışlarından dolayı halk kitleleri sokaklar döküldü. Türkiye’nin her yeri gösteri ve protesto sahasına dönüştü. Sıkıyönetim kararları da bu gösterileri engelleyememişti.
Sonrasında DP iktidarı sandık ve seçim yoluyla değil de, ne yazık ki hiç de istenmeyen 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ile devrildi.
Çok partili demokratik sistem bir kere daha başarısızlığa uğramıştı. 2000 yılına gelinceye kadar çok partili sistem ara ara kesintiye uğramıştı. Ancak bundan sonra değişen dünya algısı nedeniyle böyle bir kesintinin olmayacağı ortadır.
Sosyal Medyanın sokaktaki her vatandaş tarafından aktif şekilde kullanıldığı ve benzeri soruları sormaya başladığı gerçeği ortada iken iktidardaki AKParti’nin aynı akıbete bu sefer ordu eliyle değil de, halkın eliyle sandıkta devrilmesi gerçekleşme olasılığı her geçen gün artmaktadır.
1950-60 döneminde sorulan soruların bir benzeri bugün sokakta, siyaset kulislerinde, TV tartışma programlarında, gazetelerde, sosyal medyada vb her yerde konuşuluyor artık.
İşte o sorular;
* Seçimle iktidara gelen AKParti 2023 seçimlerin mağlup olursa iktidarı bırakacak mı? * İktidarda uzun süre kalan AKParti tekrar iktidara geldiği takdirde kitlelerin oyunun etkisine kapılıp 2023 ve sonrasında Cumhuriyet ve Atatürk ile hesaplaşma yolunu mu seçecek? * 2023 de iktidara hangi parti gelirse Cumhuriyete ve ilkelerine sahip çıkacak?
Çok daha fazla ve enterasan sorular elbette var. Bugün sorulan sorulardan bu üç sorunun 1960 darbe sürecine doğru giderken benzeştiği için konu etmenin daha doğru sonuca bizi ulaştıracağını düşünmekteyim.
Peki, yine darbe mi olacak !?
Evet olabilir !! Ama tek fark askeri cenahtan değil de, bu sorulara tatmin edici cevaplar alamayınca şüpheleri derinleşen ve sağda solda bu şüphelerini dile getirerek başka insanlarında şüphelenmesine yol açacağı için darbe seçim sandığında demokratik yolla gerçekleşebilir ancak.
Bu darbede tek fark ise, çok partili sistem kesintiye uğramayacak. Darbe sadece cumhuriyetle hesaplaşma dürtüleri olduğuna (halk arasında) inanılan hükümete ve onun partisine de olmayıp, Türkiye Cumhuriyetin temel dinamiklerine karşı olduğu yönünde seçmenin düşünmesine neden olan tüm Siyasal İslamcı görünümlü partilerin siyasi hayatlarını kesintiye uğratmak, daha da zayıflatmak ya da tamamen bitirmek gibi olasılıklar her geçen gün artmaktadır.
Saf ve temiz niyetlere siyaset yaparken islami değerleri önceleyen partiler ve siyasi hareketler ve düşünce kuruluşları bunları şimdiden bilseler iyi olur.
Vesselam.
Sadi ÖZGÜL