22 Ağustos 2022
Önsezi mi, istihbarat çalışmaları sonucunda mı? 29 Ekim 2020. NATO’nun yedi gemiden oluşan bir filosu, 30 Ekim-6 Kasım tarihlerinde Poseidon 2020 tatbikatına katılmak üzere Boğazlardan Karadeniz’e geçiş yapmıştı. Yapılan açıklamalarda filonun, Bulgaristan açıklarında tatbikat icra edeceği, gemiler arasında Türk TCG Edremit mayın tarama gemisi ile Romanya, Fransız, İtalyan ve İspanyol mayın tarama gemilerinin ve bir Yunan lojistik nakliye gemisinin de bulunduğu belirtilmişti. Rusya, gemilerin Karadeniz’e girişi ile birlikte radarlarını NATO gemilerine çevirmiş ve Rusya Ulusal Savunma Kontrol Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Rus Karadeniz filosunun NATO gemilerini anlık kesintisiz takip ettiği bildirilmişti. Ertesi yıl Rusya’nın Ukrayna sınırına büyük kuvvetler yığması, füzelerini atış durumuna getirmesi, 24 Şubat 2922 günü de Ukrayna’yı işgale kalkışması NATO’nun güçlü istihbaratıyla önceden tespit edilmiştir. Ukrayna limanlarının Rus donanması tarafından bombalanması, mayınlarla korunan limanlarda ticari gemilerin giriş-çıkışlarının kısıtlanması veya yasaklanması NATO’nun muhtemel senaryolarında ele alınmış olmalıdır. Bir mayın harbi ihtimalinin belirmesi, mayınların temizlemesi veya serseri mayınların kontrol altına alınması gibi faaliyetler bu senaryolarda oynanmış olacak ki, böyle bir tatbikata da yansıtılmıştır. Ege’nin iki yakası Ege’nin iki yakasındaki komşular arasında ihtilâf hiç bitmiyor. Her iki taraf da deniz gücünü karşı tarafın kapasitesinin üzerine çıkarmak için çaba sarf ediyor. Yunan tarafında şimdi Amerikan güçleri de bulunuyor.
Bunların görevi, Rusya’nın Ege’ye tamamen sarkmasına karşı hazır kuvvet olarak adlandırılıyor. Yunanistan ise Amerika’nın varlığını rahatlatıcı bir vesile olarak görüyor. Tıpkı bir asır öncesinde olduğu gibi. Amerika, Yunanistan’a F35’lerden vereceğini ve kendi belirlediği üslerde de bu uçakları konuşlandıracağını söyleyince Yunan siyaset adamları, Türkiye’ye hava atmaya başladılar. Oysa Yunan hükümeti Yunan Hava Kuvvetlerinden bir brifing alarak daha temkinli davranabilirdi. **Yunanistan’ın kendine ait bir deniz havacılığı yoktur, **Türkiye, eski bir plana göre F-35 uçaklarının inmesi gereken “Anadolu” adlı bir uçak gemisi üzerinde hızla çalışıyor. Çok yakın gelecekte devreye girecek, **Türk Hava Kuvvetleri, Yunanlılardan (360’a karşı 270 savaş uçağı) önemli ölçüde daha büyük. Denizaltılar söz konusu olduğunda, her iki tarafın da birkaç eski denizaltısı var. Her biri sekiz torpido kovanına sahip son derece sessiz tip 214 dizel-elektrikli denizaltılar ise en yeni silah. Aradaki fark, Yunanistan’da 2016’dan beri bu denizaltılardan toplam beşinin aktif hizmette olması, Türkiye ise daha büyük bir siparişin ilk denizaltılarını geçen yıl almıştı. Denizaltı iş birliği şu anda Almanya’nın Türkiye’ye yaptığı silah ihracatının en büyük bölümünü oluşturuyor. Bu, sık sık Türkiye’nin Suriye’ye yasa dışı uluslararası müdahalesi nedeniyle eleştirildi, Alman hükümeti bunu “Sadece denizcilik sektörü için” sağlandığını söyleyerek reddetti. Şimdi ise bu alanda NATO ortakları arasında silahlı bir çatışma tehdidi var. Dolayısıyla Ege’nin her iki tarafında da Alman deniz teknolojisinin çok büyük bir bölümü konuşlandırılmış durumdadır.
Bu da siyasi krizi Alman diplomasisi için halihazırda olduğundan daha da tehlikeli hale getiriyor. Alman gemileri, çeşitli NATO misyonlarının bir parçası olarak Doğu Akdeniz’de dört yıldır seyir halindeler, deniz ve bölge hakkında çok kesin bilgiler edindiler. Tabii ki, Türk ve Yunan limanlarına uğradılar. Sonuçta Yunanistan bu kadar silahlanmayı kendisi için yapıyorsa gereksizdir. Türkiye’ye karşı yapıyorsa yetersizdir. Bu imkânlar, güç ve enerji müşterek platformlarda işbirliğine dönüştürülebilir
TRAKYA GAZETESİ – www.trakyagazetesi.com.tr/denizde-ustunluk-ve-istihbarat-makale,4798. html