Yayınlandı: 09.10.2022 12:12
Güncellendi: 10.10.2022 08:55

YUNANİSTAN SORUNU DOSYASI /// YUNANİSTAN’IN İZMİR’İ İŞGALİ VE ABD * YUNANİSTAN İNGİLTERE’NİN TUZAĞINA NASIL DÜŞTÜ * (TOPLAM 2 Bölüm)

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/ATAT%C3%9CRK-CE PHEDE.jpg>

YUNANİSTAN’IN İZMİR’İ İŞGALİ VE ABD – YUNANİSTAN İNGİLTERE’NİN TUZAĞINA NASIL DÜŞTÜ * Bölüm 1

Değerli okur,

9 Eylül yaklaşıyor, İzmir’in kurtuluşunun 100. yılı, Dalya. Mareşal Gazi Paşa’nın kahraman ordusunun kendisinden daha çok askeri, silahı/teçhizatı olan Yunan ordusunu süpürerek İzmir’de denize gömdüğü gündür. Dağlarında çiçekler açan İzmir’in 100.yılı olan kurtuluşun 9 Eylül günü kutlu olsun. Muzaffer komutan Gazi Paşaya, silah arkadaşlarına, Kocatepe’den İzmir’e kadar ölümün üzerine koşa koşa korkmadan giden şehitlerimize, Gazilerimize saygı ve selam olsun.
Aşağıdaki yazıda İzmir’in işgalinin nasıl planlandığı, Yunanistan’a hangi sözlerin verilerek nasıl kandırıldığını ve Yunan ordusunun Batı Anadolu’nun işgal edilmesi için nasıl ateşe sürüldüğünü anlatan bu yazının özetini çıkartarak bölümler halinde sunacağım.

Naci Kaptan / 07 Eylül 2022

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/%C4%B0ZM%C4%B0R %C4%B0N-%C4%B0%C5%9EGAL%C4%B0.jpg>

İZMİR’İN İŞGALİ VE ABD

BÖLÜM 1 – YUNANİSTAN İNGİLTERE’NİN TUZAĞINA NASIL DÜŞTÜ

Öz: Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayarak Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik olarak çıkmıştır. Ateşkes antlaşmasından ziyade âdeta bir teslimiyet belgesi niteliğinde olan mütarekenin 7. maddesi gereğince İtilaf devletleri, savaş öncesinde imzaladıkları gizli anlaşmalar doğrultusunda Anadolu’nun çeşitli bölgelerini işgale başlamışlardır. Şüphesiz bu işgallerin en önemlisi 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanistan tarafından işgal edilmesidir. İzmir’in işgali Türk halkında büyük bir tepkiye neden olmuş ve bu sayede Kurtuluş Savaşı’na giden süreç hız kazanmıştır. Bu çalışmada, İzmir’in işgaline giden süreçte başta ABD olmak üzere İtilaf devletlerinin Paris Barış Konferansı’nda izledikleri politika ve işgal kararının alınmasında oynadıkları rolün yanı sıra işgal sonrasında yaşanan gelişmeler incelenmiştir.
Kenan ÖZKAN*

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/Birinci-D%C3%BC nya-Sava%C5%9F%C4%B1-s%C4%B1ras%C4%B1nda-Yunan-siyasi-sahnesi-Yunanistan-Kra l%C4%B1-I.-Konstantin-solda-ve-Ba%C5%9Fbakan-Eleftherios-Venizelos-sa%C4%9Fd a.jpg>

Birinci Dünya Savaşı sırasında Yunan siyasi sahnesi: Yunanistan Kralı I. Konstantin (solda) ve Başbakan Eleftherios Venizelos (sağda)
İngiltere ve Yunanistan Arasındaki Pazarlıklar Birinci Dünya Savaşı’na giden süreçte İngiltere ve Yunanistan’ın yakınlaşması Balkan Savaşları sırasında daha da hız kazanmıştır. 1856 Paris Kongresi ile birlikte takip ettiği Osmanlı toprak bütünlüğü politikasına 1878 Berlin Kongresi’yle son veren İngiltere, Hindistan yolunu güvence altına almak amacıyla Doğu Akdeniz’de kendisine yeni bir müttefik arayışı içerisine girmiştir.
İngiltere’nin aradığı müttefik ise Balkan Savaşları sırasında elde ettiği başarıları nedeniyle Yunanistan oldu. Yunanistan’ın elde ettiği başarılar Londra tarafından yakından takip edilmekteydi. Lloyd George, Yunanistan’ın Londra Başkonsolosu John Stavridi ile gerçekleştirdiği 10 Kasım 1912 tarihli görüşmede içinde bulunulan durumda birlik olmanın gerekliliği üzerinde ısrarla durmaktaydı:
“. Müttefikler aralarında anlaşırsa Türkiye’nin Avrupa’da kalan bölümünü düşündükleri en iyi biçimde paylaşabilirler. Girit’i şimdiden kendinize ait sayabilirsiniz. Girit’i almanıza engel olabilecek tek devlet İngiltere’dir ve İngiltere, Girit’i almanızı engellemek için ne bir kurşun atacak ne de tek bir gemi hareket ettirecektir.”
İngilizler, Yunanistan’a açıkça Girit’i teklif etmişlerdi. Ancak Yunanistan daha fazlasını istiyordu. Stavridi, İtalyanların Ege adalarını işgal etmesi sonucunda Yunanistan’ın bu adaları ele geçirmesine engel olduğunu dile getirdi. Lloyd George ise buna: “. Bu bir yüz karasıdır. İngiliz Hükûmeti bugünkü durumda resmî bir yardımda bulunamaz ama Yunanistan, adaların kendisine bırakılmasını barış koşullarından biri olarak ileri sürerse İngiltere buna karşı çıkma için hiçbir şey yapmayacaktır.” yanıtını verdi.
İngilizler, Yunanistan’ı kazanabilmek amacıyla Girit’in yanı sıra Ege adalarını da taahhüt etmekteydiler. Her iki taraf için de karşılıklı çıkarlar söz konusuydu ve 18 Kasım 1912’de Lloyd George, Churchill ve Stavridi, karşılıklı çıkarları dengelemek için Avam Kamarasında bir araya geldiler. İngiltere’nin asıl amacı Akdeniz’de bir müttefik kazanarak Avusturya ve İtalyan donanmalarını mağlup etmekti.
Adriyatik Denizi kapatılacak olursa Avusturya ve İtalyan donanmaları hapsedilmiş olacaktı. Bu amaçla İngilizler, Yunanistan’dan üs olarak kullanmak için Kefalonya Adası’ndaki Argostili’yi istedi. Stavridi, Argostili yanında Ege adalarını da kullanma yetkisi verecek şekilde İngiltere ile daha genel bir anlaşma yapma önerisinde bulundu. Daha genel kapsamlı bir anlaşma sonucunda İngilizler düşmana karşı daha fazla gemi kullanma olanağını yakalayacak, İngiliz ticaretini korumak ve daha ufak çaplı görevler Yunan donanmasına düşecekti. Ayrıca Yunan donanması İngiltere tarafından geliştirilecekti. Tüm bunların karşılığında Yunanistan ne alacaktı?
Savaş sırasında Argostili İngiltere’ye bırakılacak olursa savaş sonrasında Yunanistan bundan ne kazanç sağlayacaktı?
Stavridi, genel olarak savaş sonrasında başlayacak barış görüşmelerinde İngiltere’nin desteğini sağlamak amacındaydı. Genel bir İngiliz-Yunan anlaşması için Stavridi diretirken Lloyd George ve Churchill, Yunanistan’a verilecek ödün olarak Kıbrıs’ı düşünüyordu.

<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/David-Lloyd-Geo rge-Vittorio-Emanuele-Orlando-Georges-Clemenceau-ve-Woodrow-Wilson.jpg>

Büyük Dörtlü Versay sarayında . Soldan sağa: David Lloyd George, Vittorio Emanuele Orlando, Georges Clemenceau ve Woodrow Wilson. Fotoğraf Edward N. Jackson (ABD Ordusu Sinyal Birlikleri) Wikipedia.
Venizelos, genel bir İngiliz-Yunan anlaşması için 12 Aralık 1912’de Londra’ya gitti. Bu seyahat aynı zamanda Yunanistan’ın Anadolu macerasının da başlangıcı anlamına gelmekteydi. İlk görüşme 16 Aralık 1912’de Venizelos ile Lloyd George arasında gerçekleşti. Bu görüşmede Argostili-Kıbrıs pazarlığı yapıldı ve Venizelos, “Yunanistan’ın bütün ulusal eğilimlerinin İngiltere’yle daha sıkı bir iş birliği yapmaya yöneldiğini” belirtti.
Lloyd George ise İngiltere’nin hiçbir ülkeyle anlaşması olmadığına dikkat çekerek Yunanistan’la yapılacak bir anlaşmanın Fransa ile yapılacak anlaşma şartlarına da uyması gerektiğini vurgulamıştır.
29 Ocak 1913’de gerçekleştirilen ikinci görüşmede Lloyd George, Churchill, Prens Louis, Stavridi ve Venizelos hazır bulundu. Churchill Yunan donanmasının savaş zamanında oynayacağı rol hakkında hazırladığı muhtırayı Venizelos’a verdi. Venizelos görüşmelerden çok memnundu. Büyük bir savaşın eşiğinde, ittifaklarla parçalanmış durumdaki Avrupa’nın bir parçası olan Yunanistan barış sonrası müzakereleri için aradığı müttefiki bulmuştu.
İngiliz Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey, 23 Ocak 1915’te Atina’daki İngiliz Elçisi Sir Francis Eliot’a Yunanistan’ın İtilaf devletleri yanında savaşa katılması hâlinde Batı Anadolu kıyılarında bazı bölgelerin verileceği önerisinde bulunması talimatını verdi.10 Grey, Eliot’a verdiği talimata “Mr. Venizelos kesin bir söz isterse bunun verilmesinde bir zorluk olmayacağına inanıyorum.” ifadesini de eklemişti. Gelinen noktada İngiltere için asıl mesele Yunanistan’a bırakılacak toprak parçasının belirlenmesiydi.
12 Ada’yı Yunanistan’a teklif etmek iyi bir fikir olabilirdi ama 1912’den beri adalar İtalya’nın işgali altındaydı. İtalya’nın İtilaf blokuna çekilmeye çalışıldığı bir sırada adaları Yunanistan’a bırakmak büyük hata olacaktı. İngilizlerin önünde duran bir başka seçenek ise Kıbrıs’tı. Ancak burası kendi kontrollerindeydi ve İngiliz Hükûmeti Kıbrıs’ı en son seçenek olarak saklamak niyetindeydi. Geriye tek seçenek olarak Batı Anadolu kıyısındaki İzmir kalmıştı.
İngilizlerin bu önerilerine karşılık Yunan Başbakanı Alexandros Zaimis tarafsızlık politikasını sürdürdü. Zaimis’i ikna etmek için İngilizler, 17 Ekim 1915’te Kıbrıs’ı Yunanistan’a bırakma önerisinde bulundu. Ancak Venizelos’un aksine Yunan Hükûmetinin takip ettiği politika “küçük fakat onurlu bir Yunanistan”dı.
Atina savaş karşıtı bir politika takip etmekteydi. Bu politikanın önde gelen simaları Venizelos’a muhalif olmalarıyla tanınan George Gounaris, Savunma Bakanı Victor Dousmanis, Ionnas Metaxas, A. Exadaktilos, Xenephon Stratigos’un yanı sıra kralın danışmanlarından George Streit ve Rallis, Theodikis gibi tanınmış siyasetçilerdi.
Özellikle Metaxas, Venizelos’a sunduğu birçok memorandumda Anadolu’da genişleme siyaseti güdülmesinin imkânsızlığından söz etmekteydi. Venizelos’a muhalif olanların üzerinde durduğu ortak nokta, savaş Müttefikler tarafından kazanılsa dahi Bulgaristan’ın Yunanistan’ın toprak kazanımlarına ve dolayısıyla toprak bütünlüğüne saldırıda bulunacağı idi. Müttefikler, Asya’daki Türkiye topraklarını parçalama konusunda yazılı güvence vermedikleri sürece Anadolu’da Yunanistan lehine herhangi bir genişlemeden söz etmek mümkün olmayacaktı.
Metaxas’ın birtakım olmazsa olmazları mevcuttu. Bunlardan ilkine göre Küçük Asya’nın ve dolayısıyla Batı Anadolu’nun fiilî işgali sırasında başarıya ulaşmak için Müttefikler yeterli kuvvetle sefere katılma hususunda taahhütte bulunmalıydılar. İkinci iş olarak Anadolu İtilaf devletleri arasında paylaşılmalı ancak bu gerçekleştirilmezse Türk egemenliğinde kalacak kısım, Yunanistan’a bırakılacak olan bölge için (İzmir ve çevresi) tehdit oluşturmayacak bir büyüklükte olmalıdır.
26 Nisan 1915’te imzalanan Londra Anlaşması’yla İtalya, Müttefikler yanında savaşa girme kararı aldı. 1912’den beri işgal altında tutulan 12 Ada’nın egemenliği ve Trablusgarp’ın yönetimi İtalyanlara bırakıldı. Bunun yanı sıra İtalya’ya Antalya bölgesinden de toprak verilecekti. İtalyanlar aslında uzun süredir bu bölgelerin peşindeydi. Yunanistan’ın savaşmayı reddetmesi şimdi onlara büyük bir fırsat vermişti.
Venizelos İtalyanların bu taleplerinden ilk kez 27 Aralık 1914’te Roma’daki Yunan elçisinin gönderdiği yazı vasıtasıyla haberdar oldu. “İtalyanlar, Almanya’nın yenilgisi durumunda Anadolu’nun taksim zamanının geleceğini ümit etmekte ve böyle bir durumda İtalya orada bir yere ayak basma konusunda şansını denemeyi düşünmektedir.” diyen Yunan elçisi İtalyan Hükûmetine göre Anadolu’daki paylaşımın ne şekilde olacağını özetlemiştir:
Ancak Müttefikler İtalyanlara 12 Ada, Trablusgarp ve Anadolu’da Antalya dışında daha fazlasını vermek zorunda kalacaklardı. İtalyanların, İngiltere ve Fransa arasında imzalanan Sykes-Picot Anlaşması’ndan haberdar olmaları üzerine gösterdikleri hoşnutsuzluğu gidermek için Müttefikler 17 Nisan 1917’de imzalanan St Jean de Maurienne Anlaşması ile Konya’yı da içine alacak şekilde Antalya-İzmir arasındaki sahil şeridini ve İzmir’in kuzeyini İtalyanlara verdiler.
Yunanistan’ın savaşa girmesinden hemen önce Atina cephesine dönecek olursak Venizelos’un iktidardan uzaklaşmasından sonra da Müttefiklerin Yunanistan’a yaptıkları savaş çağırılarının kesilmediğini görmekteyiz. İzmir ve çevresinin Yunanistan’a verilmesi teklifi bu defa 12 Nisan 1915’te Gounaris Hükûmetine yapıldı. Gounaris, Kral Konstantin ve danışmanı Streit, Yunanistan’ın toprak bütünlüğünün Müttefikler tarafından garanti edilmediği sürece bu çağrıya hayır diyeceklerini söylediler.
Atina’nın bu tavrı Venizelos taraftarlarının 1916 Ağustos’unda Selânik’te “Ulusal Savunma” olarak adlandırılan devrim hareketine neden oldu. Daha sonra Venizelos 9 Ekim 1916’da Selânik merkezli “Devrimci Geçici Hükûmeti” kurdu. Ülkenin kesin olarak iki cepheye bölünmesi ile 1922’deki Anadolu faciasından sonra gelişecek olayların tohumu da atılmıştı bir anlamda. Müttefiklerin müdahalesi ile Kral Konstantin sınır dışı edildi ve Venizelos Haziran 1917’de İttifak devletlerine savaş ilan etti.
_____
LİNK : www.academia.edu/36079703/YUNANİSTANIN_İZMİRİ_İŞGALİ_VE_ABD

YUNANİSTAN’IN İZMİR’İ İŞGALİ VE ABD * YUNANİSTAN İNGİLTERE’NİN TUZAĞINA NASIL DÜŞTÜ * Bölüm 2

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/%C4%B0ZM%C4%B0R %C4%B0N-%C4%B0%C5%9EGAL%C4%B0-1.jpg>

Bölüm 1 <nacikaptan.com/?p=102220> nacikaptan.com/?p=102220
_____
DEVLETLERİN DOSTLARI YOKTUR, ÇIKARLARI VARDIR
“. Müttefikler aralarında anlaşırsa Türkiye’nin Avrupa’da kalan bölümünü düşündükleri en iyi biçimde paylaşabilirler. Girit’i şimdiden kendinize ait sayabilirsiniz. Girit’i almanıza engel olabilecek tek devlet İngiltere’dir ve İngiltere, Girit’i almanızı engellemek için ne bir kurşun atacak ne de tek bir gemi hareket ettirecektir.” (Lloyd George – Başbakan)
_____
BU BÖLÜM “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI” DİYENLERE ;
Sivil halkın da bunlardan neler çekmiş olduklarını, şehrin ileri gelenleri ve kadınlar size anlatacaklardır. Camilerimizin kirletildiğini göreceksiniz. Eskişehir’deki Imamlar’ın ve Söğüd’deki Ertuğrul Gazi Türbesi’ndeki sarıkların çöp yığınları arasından ve köpeklerin ağzından toplandığını göreceksiniz.
Berthe Georges-Gaulis’in, Gündüzbey savaş meydânından ayrılıp Bilecik’e doğru yolculuktan sırasında, bu ağır yaralı kahramanın bahsettiği Ertuğrul Gazi Türbesi’nin ne hale getirildiğini de gördüğü anlaşılır:
“Söğüd’den bir kilometre uzaktaki Ertuğrul Gazi’nin Türbesi, Müslümanlar’ın en kutsal ziyaret yerlerinden biriydi. Çeşitli biçimde kirletilmiş ve tahrib edilmiş türbenin kapısı ile içindeki gıranit lahidin kapağı açılmış. Civardaki başka bir türbeye Yunanlılar yaralılarını ve ölülerini yerleştirmişler.
Biz geldiğimizde burası temizlenmekteydi. Yaşlı Imam, bize buralarını gezdirdi ve izahat verdi. Söyledikleri benzeri vak’alar arasında belki, en çok te’sir eden ve unutulmayacak iz bırakanlardı. Dini duyguların kahredici hakaretlerle tahriki, milli duyguların yabancı entirikalarla şahlandırılması, tahrib, Müslüman ahalinin öldürülmesi.. Yolumun üzerinde karşılaştığım işte hep bunlar.. (Gazeteci-yazar, Berthe Georges-Gaulis’in anılarından)
Berthe Georges-Gaulis’in Türk Milliyetçiliği adlı eserinde Istiklâl Savaşı’mız, Ingiliz Emperyalizmi’ne karşı Türkler’in mücâdelesi olarak ma’nâlandınlmıştır; çünki müttefiki Fıransızlar’ı arkadan vuran, Yunan taarruzunu sevk ve idâre eden Ingilizler’dir.
_____

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/1919-1922-SAVA% C5%9EI-YUNAN-KAZANSA-%C4%B0D%C4%B0-HAR%C4%B0TA-B%C3%96YLE-OLACAKTI.jpg>

Venizelos’un gördüğü büyük Yunanistan rüyası
Biz yine ana konuya dönelim;
Venizelos 4 Şubat 1919 tarihinde meclise sunduğu raporda;
Kuzey Epir(*) Ege adaları, Trakya ve Batı Anadolu’nun Yunanistan’a bırakılması talebinde bulundu. Üzerinde 120.000 Yunan ve 80.000 Arnavut yaşadığı için Kuzey Epir’i istedi. On İki Ada’da 12.000 çeşitli millet halkına karşılık 110.000 Yunan’ın bulunduğunu söyledi. Trakya, Yunanistan’a ait olmalıydı. Bölgede İstanbul da dâhil olmak üzere 730.822 Yunan yaşamaktaydı.
Venizelos Batı Trakya’daki Türk nüfusunun Bulgarlardan daha fazla olduğunu kabul ediyor, bölgenin idaresi Türklere bırakılmayacaksa Yunanistan’a bırakılmalıdır, diyordu. Çünkü Türkler, Bulgarlardan ziyade Yunan yönetimini tercih ederlerdi. Bulgaristan’ın Ege Denizi ile bağlantısı kesilmeliydi. Bunun yerine Akdeniz’le ilişkisini uluslararası hâle getirilecek olan Boğazlar üzerinden yapmalıydı. Yunanistan, Bulgaristan’a Kavala ve Selânik’ten ticaret yapma izni verecekti.
Batı Anadolu’ya gelince Venizelos’un iddialarına göre bölgede toplam Rum nüfusu 1.700.000 idi. Batı Anadolu’da Aydın ve Bursa vilayetlerinde 1.013.195 Rum bulunmaktaydı. Yakındaki Ege adalarının nüfusunu da buna ekleyen Venizelos, bu sayının 1.450.000’e ulaştığını fakat bölgedeki Müslüman nüfusunun ise 943.000 olduğunu belirtti.
Venizelos’un konferansa sunduğu nüfus istatistiklerinin gerçek rakamlarla uzaktan yakından alakası yoktu. 1891 yılı Türk istatistiklerinde Aydın vilayetinde 1.356.119 kişiden 1.118.492’si Müslüman, 195.431’i de Rum’dur. 1905’te yapılan bir Türk istatistiğinde ise İzmir vilayeti için toplam 210.973 kişiden 100.356’sı Müslüman, 73.636’sı ise Rum’dur.
Bunun yanı sıra “Vakit” gazetesinde yer alan nüfus istatistiğinde Aydın vilayetinde yaşayan 1.588.996 kişiden 1.293.567’si Müslüman, 233.914’ü Rum vatandaşıdır. İzmir’de ise 338.179 kişiden 111.486’sı Müslüman, 87.497’si Rum’dur.31 Bu rakamlardan anlaşıldığı kadarıyla Venizelos’un ortaya koyduğu dayanaklar geçersizdi.
Nitekim Başkan Wilson’un danışmanlarından Amerikalı Profesör Albert Lybyer 1922 senesinde kaleme aldığı bir makalesinde konu hakkında “.Türk Trakya’sında ve İzmir dolaylarında nüfus durumu, halkın isteği ve ekonomik koşulların bu bölgelerin Yunanistan’a verilmesini haklı çıkarıp çıkarmayacağını öğrenmek için Paris Konferansı yerinde soruşturma yapmak zahmetine dahi katlanmadı. Oysa 1919’da Trakya ve Küçük Asya’nın İzmir dolaylarındaki Türkler büyük çoğunluğu teşkil ediyordu.” demekteydi.

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/16-Eyl%C3%BCl-1 922de-USS-Edsall-DD-219-Yunan-m%C3%BCltecilerin-%C4%B0zmirden-tahliyesi-i%C3 %A7in-%C4%B0zmir-Liman%C4%B1nda.jpg>

16 Eylül 1922’de USS Edsall (DD-219), Yunan mültecilerin İzmir’den tahliyesi için İzmir Limanına demirledi (National Museum of the U.S. Navy arşivinden)

Yunanistan’ın İzmir’i İşgaline Giden Süreç ve ABD’nin Rolü
Venizelos’un bu istekleri Müttefikler tarafından farklı farklı tepkilerle karşılaştı. Aynı bölgelerin peşinde olan İtalyanlar doğal olarak isteklere karşı çıktı. Fransa ise Yunan istekleri karşısında tarafsız kalmayı tercih etti.
İngiltere, Yunan isteklerine Dışişleri ve Genelkurmaydan gelen raporlar doğrultusunda beklenmedik şekilde karşı çıktı. Yunanistan’ın Doğu Trakya’ya yönelik istekleri makul karşılanırken Batı Trakya hakkındaki iddialara karşı çıkılmaktaydı. Burada çok az miktarda Yunan yaşadığına dikkati çeken İngiliz Dışişleri, Batı Trakya’nın Yunanistan’a verilmesine aleyhte görüş belirtti.
Genelkurmay Başkanlığından gelen tepkilerde, Anadolu’ya yönelik istekler için “Etnolojik olarak savunulamaz.” ifadesi kullanılmaktaydı. Türkler bölgenin idaresini üstlenemeyecek kadar beceriksiz olduklarını yüzyıllar içinde yaşanan deneyimlerle göstermişti. Bu ortamda önerilen çözüm yolu ise uluslararası bir garanti altında özerk bir yönetim ve Türk vilayetlerindeki Yunan azınlık için medeni haklarının korunmasını sağlayacak bir yapının oluşturulmasıydı.
ABD çevrelerinde ise puslu bir hava mevcuttu. Diğer liderler gibi Wilson da Venizelos’tan etkilenmişti. Fakat Amerikalılar her konuda olduğu gibi bu konuda da temkinliydi. Batı Anadolu üzerindeki Yunan isteklerini, İtalyan isteklerine tercih ediyorlardı. İzmir’in Yunan toprağı olması kabul edilebilir bir istekti.
Amerika’nın Yunan talepleri hakkındaki genel görüşü bu çerçevedeydi. Ayrıntılara baktığımızda ise karşımıza Westermann’ın raporu çıkmaktadır. Westermann, söz konusu raporu, Venizelos’un Yunan isteklerini konferansa bildirmesinden sonra Lloyd George’un isteği doğrultusunda 6 Şubat 1919’da oluşturulan “Yunan Taleplerini Tetkik Komisyonunun (Commission on Greek Claims)” çalışmaları sırasında hazırlamıştır.
Westermann Yunan isteklerini reddediyordu. Her şeyden önce “Türk” teriminden ne kastedildiğinin açıklanması gerektiği üzerinde durmaktaydı. Westermann’a göre bu terimle ister yerli olsun ister göçmen olarak gelmiş olsun bölgedeki Türkçe konuşan topluluk kastediliyordu.
Venizelos’un “Onlar Meclisi”ne sunduğu nüfus istatistiklerini güvenilir bulmayarak Amerikan istatistiklerini kullandı. Bu istatistikler 1908 yılında Aydın vilayetinde yapılan asker celplerine dayanıyordu ve rakamlar Amerikan Misyonunun kontrolünden geçmişti. Rumların nüfusunu gösteren rakamlar Yunan istatistiklerine göre daha azdı ve arada yaklaşık 100.600 civarında fark vardı. Türk nüfusunun, toplam nüfusun %63’ünü, Rum nüfusun ise ancak %32’sini teşkil ettiğini belirtiyordu. Türk ve Rum nüfus arasında yarı yarıya fark bulunmaktaydı.
Westermann 12. maddeye uygun olarak Türk halkının kendi geleceğini belirleme kudretine sahip olmasını savundu. Batı Anadolu’nun coğrafi olarak bir elin parmakları gibi kıyıya dik uzanan dağ sıralarından ve bu dağ sıraları arasındaki derin vadilerden oluştuğunu belirten Westermann, bütün bu vadilerin Yunanistan’a bırakılması hâlinde Rumların çoğunlukta olmadıkları bu bölgeye hâkim olacaklarını belirtti.
Batı Anadolu’nun kıyı şeridini Yunanistan’a bırakmak ise Anadolu’nun geri kalan kısımlarının denize çıkışını kapatmak olacaktı. “Bu hâlde Türklere bırakılan yerler coğrafi ve ekonomik hiçbir değer taşımayan arazi parçasından ibaret kalacaktı.”
Özetle Westermann, Yunan isteklerini uygun bulmuyor; bunu nüfus, coğrafya ve ekonomik olarak mantıklı sebeplerle açıklıyordu. Bu tarzda düşünen sadece Westermann değildi. Amerikan delegasyonunun istihbarat bölümü de Yunanistan’ın Batı Anadolu’daki isteklerine karşı çıktı.
İzmir, Anadolu’nun en önemli ticari çıkış kapısı olması nedeniyle bütün Anadolu için hayati bir öneme sahipti. Venizelos’un taleplerine karşı çıkan Amerikalı yetkililer arasında ABD Atina Elçisi Droppers Garret de bulunmaktaydı. 13 Mart 1919’da Paris’e gönderdiği mektubunda bu karşı çıkışının nedenlerini anlatıyordu. Garret’e göre Venizelos’un amacı, İzmir ve yöresini Yunanistan’a bağlamaktı.
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2022/09/venizelos.jpg>

Venizelos “. Rum ve Türk topraklarının birbirinden ayrılması sonucu Orta Doğu’da mutlak bir barışın sağlanacağına Müttefikleri inandırmaya çalışıyordu.” Garret konu hakkındaki görüşlerini iki noktada topladı:
1. Venizelos’un çizeceği sınırlar ne olursa olsun Rumlar bunlarla yetinmeyecektir. Rumlar kendilerinin Türk idaresi altında bırakılmalarını haksızlık olarak niteleyeceklerdir.
2. Venizelos, memleketin gerçek temsilcisi değildir. Onun yurttaşları hakkındaki düşünceleri ne olursa olsun Rumlar tüm Anadolu’yu isterler kanısındayım. Venizelos’un Yunan kamuoyunu tatmin edecek bir sınır çizmesi fikri dahi gülünçtür. Böyle bir sınırla birbirinden ayrılacak Rumlar ve Türkler hiçbir zaman iyi komşuluk münasebetlerine geçemezler. İzmir’in Yunanlara verilmesini öngören tek sebebin oradaki Türk idaresi altında inleyen soydaşlarını kurtarmak olduğu iddiasını da kabul etmeyeceğim. Venizelos’un tezi Osmanlı İmparatorluğu için bir çözüm yolu olamaz. Bence Türkiye’nin yeniden kurulması sorununu gerçekten büyük devlet adamı olanlar halledebilirler.
_____
(*) Kuzey Epir, Arnavutluk’un güneyi ve bir bölümü bugün Yunanistan’ın içinde merkezi Yanya şehri olan çameria bölgesidir. Arnavutların iki boyu olan kuzeyli geg ve güneyli tosklardan, toskların yaşadığı bölgedir. 1914 yılında Güney Arnavutluk’ta Yunan azınlık tarafından kurulan kısa süreli bir yönetimdir. Ekim 1914 tarihinde Yunanistan tarafından ilhak edildiyse de Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan Kasım 1921’de bölgeyi Arnavutluk’a geri verdi.( <tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_Epir_%C3%96zerk_Cumhuriyeti> tr.wikipedia.org/wiki/Kuzey_Epir_Özerk_Cumhuriyeti)
_____
Naci Kaptan / Sayfa 118 – 123 Özeti
_____
Kenan ÖZKAN – <www.academia.edu/36079703/YUNAN%C4%B0STANIN_%C4%B0ZM%C4%B0R%C4%B0_% C4%B0%C5%9EGAL%C4%B0_VE_ABD> www.academia.edu/36079703/YUNANİSTANIN_İZMİRİ_İŞGALİ_VE_ABD