
Sabahattin Ali’yi öldürülmesinin 77. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
16 Haziran 1948’de ölüsü bulunduğunda yalnızca 41 yaşındadır. Kriminal incelemeyle 2 Nisan 1948 günü öldürüldüğü tespit edilir. Devlet tarafından gömülen cenazesinin nerede olduğu ise hala bilinmemektedir.
S.ALİ KİMDİR?

Yüzbaşı Ali Selahattin Bey ve Hüsniye Hanım’ın ilk çocuğu olarak 25 Şubat 1907’de Osmanlı’nın Edirne Vilayeti’nin Gümülcine Sancağı’na bağlı Eğridere’de dünyaya gelir.
· İstanbul Muallim Mektebi’nden öğretmen çıkar.
· Yozgat Merkez Cumhuriyet İlkokuluna atanır.
· 1928 yılında ise eğitim amacıyla Türkiye Cumhuriyeti tarafından Almanya’ya gönderilmiştir.
· Burada hem özel bir kurumdan hem de bazı kişilerden özel Almanca dersi alır.
· Almanya’daki ikinci yılını tamamlamadan Türkiye’ye geri çağrılır.
· Çeşitli ilkokul ve ortaokullarda çalıştığı süreçte sosyalist fikirleri nedeniyle zaman zaman tutuklanıp hapse konur.
· Cumhuriyet’in 10. kuruluş yıl dönümü sebebiyle çıkan genel aftan yararlanarak serbest kalmıştır.
· Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatını etkileyen toplumcu gerçekçi yazar ve şairidir.
· Konularını toplumsal eşitsizliklerden seçen S.Ali ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini anlatır.
· Şiirlerinin hemen hemen tümü bestelenerek seslendirilmiştir.
· Günümüzde de en çok okunan kitaplar arasında yer alan öykü ve romanlarıyla edebiyatımızın en bilinen, sevilen yazarlarındandır.
· Sabahattin Ali yalnız edebiyat ve sanatçı olarak değil düşünce yazıları ve gazeteciliği ile de ülke tarihimizde iz bırakmıştır.
· 1940’lı yıllarda yükselen faşizmin hedefinde olan aydınlarından biridir.
· Tehditler almaya başladığı 1940’lı yıllarda Köy Enstitüleri de hedefe konulmuş ve Yüksek Köy Enstitüsü kapatılmıştır.
· Köy Enstitüleri de bu dönemde CHP’nin hışmına uğrar
· Hasan Âli Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı görevinden alınır.
· Yücel’in döneminde MEB’nin Çeviri Bürosu’nda da çalışır.
· “Ne İstiyoruz?” yazısından :
– Biz istiyoruz ki, bu memlekette yapılan her iş, üç beş kişinin çıkarına değil, … milyonların yararına olsun….
– Biz İstiyoruz ki, bu topraklar üzerinde insanlar, kafalarında taşıdıkları fikirlerden dolayı değil, bu yurdun, bu halkın yararına ya da zararına yaptıkları işlerden hesap versinler….
– Biz İstiyoruz ki, şu topraklar ve onun üzerinde yaşayan insanlar, hiçbir yabancı devletin oyuncağı olmasın.
– Dünya işlerinde politikamız, şunun bunun kölece peşinden gitmek değil, bu milletin selametini en iyi sağlayacak yolları müstakil olarak seçmek şeklinde kendini göstersin.
– Bütün bunları düşünmek ve bunları istemek bir suçsa, hemen haber versinler, bu suçu işlemekten, yazmaktan, söylemekten vazgeçelim.
– Eğer suç değilse, bize kahpece vurmaktan vazgeçsinler… (Markopaşa Dergisi/25.11.1947 )