Yayınlandı: 11.04.2025 15:48
Henüz güncellenmedi

ANMA MESAJI : Boğazlıyan Kaymakamı olarak anılan milli şehidimizi katlinin 106.yıl dönümünde kutsal anısı önünde saygıyla eğiliyor ve anıyoruz.

Mehmet Kemal Bey, Beyazıt Meydanında 10 Nisan 1919 ünü sabahı kurulan idam sehpasında asılarak şehit edilir.
 
ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak Boğazlıyan Kaymakamı olarak anılan milli şehidimizi katlinin 106.yıl dönümünde kutsal anısı önünde saygıyla eğiliyor ve anıyoruz.

“Ölmüşleri yaşatan, yaşayanların bellekleridir.’’ demişse 2000 yıl öncenin Çicero(*) bir bildiği olmalı!

Dolayısı ile yaşadığımız süreçte olup bitenleri doğru anlayabilmek ve değerlendirme için Türk ve Türkiye tarihinde olanları bilmemiz ve ülke gerçeklerine uygun anlamamız gerekiyor.

Hala sözde Ermeni soykırımı ve PKK/PYD meseleleri emperyalizmin gündeminde ve her türlü araçla Türkiye’ye dayatmakta isse bunun nedeni ülke/dünya meselelerini doğru anlayamayan doğru yerde konumlanamayan ve doğru seçim yapamayan okumuş büyük çoğunluk ve közkaman (**) lardır. 10.4.2025 P.be, Antalya

Kaymakamı Mehmet Kemal Bey Neden Asıldı?

Kemal Bey’in asılması için Fransız ve İngiliz işgal kumandanlıklarının, Ermeni komitacılarının ve Ermeni Patriği Zaven’in baskısı vardır.

Görevini yaparken Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin kararı ile hiçbir gerekçe gösterilmeden yargılanmak üzere 7 Ocak 1919’da gözaltına alınmış ve 30 Ocak 1919’da İstanbul’a getirilir.

Bu baskılar üzerine , Divanı Harp Reisi Hayret Paşa, Sadrazam Ferid Paşa ile yaptığı şiddetli bir münakaşadan sonra istifasını verdi.

Yerine de önceden hazırlanmıştı idam kararı yerine getirilmesine memur edişmiş “Nemrut” lakaplı Kürt Mustafa Paşa tayin edilir.

Çoğu Ermeni komitacısı şahitlerin iftiralarına maruz kalan Kemal Bey savunmasında özetle şöyle konuşur:

·  Reis Paşa, ben ne bunların dedikleri vuku bulunduğunu söyledikleri cinayetlerden de haberim yok.

·  Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek.

·  Rica ederim, bu vahşeti kim yapar? Hepsi iftiradan ibarettir.

·  Düne kadar bir hakimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz.

·  Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının ve malumdur.

·  Ermeniler ise Rus ordularının kah önüne geçerek, kah arkasında kalarak, ekseriye memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı.

·  Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyani durdurmak maksadıyla, iddia makamının da isteği üzerine, kurban verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban ben olmam.

·  Siz kurban seçmekle değil, ancak hak ve adalete hüküm vermek vicdanını görevi taşıyan bir yüksek heyetsiniz.

·  Mutlaka kurban aranıyorsa o herhalde, bütün bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur değildir.

Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu olan Kemal Bey bulunduğu koğuştan dışarı çağırılır ve yakalanır ve Beyazıt Meydanı’na çıkarılır

Önceden haber alan pek çok serseri Ermeni meydana toplanır.

Kemal Beyin Asılmadan Önceki Son Sözleri:

·  Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir.

·  Son sözüm bugün de budur, yarın da budur.

·  Vatandaşlarım ben bir Türk memuruyum. Sizlere yemin ederim ki ben masumum.

·  Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar.

·  Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet.

·  Asil Türk milletine çocuklarımı emanet ediyorum.

·  Borcum var, servetim yok. Üç çocuğumu millet uğruna yetim bırakıyorum.

·  Yaşasın millet

Kemal Bey’in İdamının Tanıklarından Ahmet Ağaoğlu Konuyu Şöyle Anlatır:

·  Koğuşumuza Boğazlıyan Mutasarrıfı Kemal Bey’i getirdiler.

·  Terbiyeli, na­zik ve münevver bir gençtir.

·  Kemal Bey’i muhafızlığa aldılar ve orada idam hükmünün padişah tarafından tasdik olunduğunu kendisine tebliğ ettiler…

·  Pencerelerden bakıyorduk, darağacının uçlarını görüyorduk.

·  (İnfaz) hemen bizim gözümüz önünde oldu.

·  Herkes ağlıyor, hapishane memurları, zabitler ve biz ağlıyoruz. Neferler küfürler sa­vuruyorlar; padişaha, hükümete lanet ediyorlar.

·  Ermeniler anlaşılıyor ki dünden haber almışlar ve kısas meydanına bir cemi gafir [alelade kalabalık] halinde toplanmışlardı.

·  Müslüman seyircilerden birisi ‘Kemal Bey metanet!’ diye bağırdı; ve hakikaten bedbaht genç emsali ender metanet göstermiş.

·   Müslümanlara hitaben: ‘Yazıklar olsun’ diye bağırmıştır ve masum olduğunu yeminlerle teyit etmiştir.

·  Ailesi için hiçbir şey bırakmayan bu bedbaht gencin çocukları için mahpuslar arasında bir liste açıldı ve 1300 lira toplandı!

·  Alemdar gazetesi bugünkü nüshasında Kemal Bey’in idamından bahse­derken diyor ki: ‘ İttihatçıların evlâdı yetim, kadınları dul kalmalı ve hanümanları [ev barkları] sönmelidir.’

·  Aynı nüshada Ermeni patriği Zevan Efendi’nin bir beyanatı dercedilmiştir.

·  Zevan Efendi diyor ki: ‘Anadolu İttihatçılar ile dolu kalır­ken Ermeniler müsterih olamazlar. Ermeniler Venizelos’la teşrik-i mesai et­mektedirler, âtilerinden [geleceklerinden] emindirler. Kafkasya Ermenilerinin 60 bin munta­zam ve 20 bin milis kuvvetleri vardır ki bütün düşmanlarını kahretmek için kâfidir. Ermenistan’ın payitahtı Trabzon’dur!

(Ahmet Ağaoğlu, Mütareke ve Sürgün Hatıraları)

MEHMET KEMAL BEY, KİMDİR?

·  1884 yılında Beyrut’ta doğar.

·  Antalya ve İzmir liselerinde okur.

·  1908’de Mülkiye’den pekiyi derece ile mezun olur ve Beyrut Vilayeti Maiyet Memurluğuna atanır.

·  1909 yılında Cezair-i Bahri Sefid (12 Adalar Valiliği) maiyet memurluğunda stajını bitirip kaymakam olur.

·  Bu süreçte Rodos İdadi (lise) sinde Türkçe ve sosyal bilimler öğretmenliği yapar.

·  Çeşitli yerlerde görev yaptıktan sonra 1915’de Boğazlıyan Kaymakamı olur.

·  Ardından çeşitli görevlerin ardından ikinci kez Boğazlıyan Kaymakamlığı’na atanır.

·  Bu süreçte tehcir sırasında görevinde ihmal gerekçesiyle  13 Haziran 1917 tarihinde Ankara Valiliği İdare Kurulu’nun Lüzumu Muhakemesi kararı ile görevden alınarak azledilir.

·  Yargılandığı Konya İstinaf Mahkemesi’nin kararıyla aklanarak ve Tarım Müfettişi olarak görevlendirilir.

·  Bu görevdeyken Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin siyasi kararı ile aynı konuda hiçbir gerekçe gösterilmeden yargılanmak üzere 7 Ocak 1919’da gözaltına alınmış ve 30 Ocak 1919’da İstanbul’a getirilir.

***

(*)Çiçero (M.Ö. 106 – 43): Marcus Tullius Çicero, Romalı devlet adamı, felsefeci, hatip, hukukçu ve yazar.

(**)

(1) Közkaman: Manas destanında geçer. Çok akıllı, bilinçli, kurnaz ve kendi obasına, soyuna ihanet içinde olan kişidir. Prof. Dr. Rahmankul Berdibayev “Baykal’dan Balkan’a” kitabında “Közkamanlık terimi Manas Destanı’nda kullanılan bir terimdir. Közkamanlar aslen Kırgız olsalar da kendi gelenek ve göreneklerini küçük görürler. Kendi soyunun tarihini bilmemek ve bilmek istememek közkamanlığın belirtisidir. Onlar dünyadaki güzelliklerin hepsini başka ülkelerde arar, kendi ülkelerinde övünülecek ve örnek alınacak hiçbir şeyin olmadığını düşünürler. Közkamanlık ruhu, her an dirilmeye hazır bir durumda beklemektedir. Aslında Türk toplumlarına şöyle bir bakıldığında ve toplumlardaki kültürel birtakım bozulmalar ya da kopmalar incelendiğinde bu kanının ne kadar doğru ve korkutucu olduğu gerçeği anlaşılacaktır.”diye açıklamıştır.

(BU YAZI DERLEMEDİR)