Yayınlandı: 26.10.2025 20:33
Güncellendi: 04.11.2025 20:03

KKTC DOSYASI : Kıbrıs seçimi bana yirmi yıl öncesini hatırlattı… Kurtlar Vadisi’nin ‘Başrol’ oyuncusu

Kıbrıs seçimi bana yirmi yıl öncesini hatırlattı… Kurtlar Vadisi’nin ‘Başrol’ oyuncusu

Soner Yalçın yazdı…

E-POSTA : sonery@odatv.com

22 Ekim 2025

***

Tecrübe… Aklın babası, hafızanın anasıdır.

Bir anımı anlatmalıyım:

Yıl, 2004.

Türkiye’nin gündeminde Birleşmiş Milletler’in, Kıbrıs’ın tek devlet olmasını isteyen Annan Projesi var. Adanın her iki bölgesinde referandumu yapılacaktı.

AKP-Liboş solcular-FETÖ ittifakı “Yes Be Annem” propagandası yaptı… Çin bedduasını hatırlatan günlerden geçtik; “enteresan zamanlarda yaşayasın!”

Sembollerin bilinçleri darmadağın ettiği zamanlardı. Örneğin, referandumun yapılma tarihi 24 Nisan idi; sözde “Ermeni soykırımı”nın anıldığı gün… Ne uyanıklık değil mi; “Ermenileri kopardınız ama Rumları koparamayacaksınız” subliminal mesajı vermek…

Türkiye’yi bölmek isteyenler Kıbrıs’ı birleştirmek istiyordu!

“Yes Be Annem” propagandasının hedefinde, (Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyen Enosis’e karşı) direniş önderliği yapmış Rauf Denktaş vardı, Türk Mukavemet Teşkilatı vardı…

Sonuçta Türk tarafı referandumda yüzde 64,0 “Evet” dedi! “Barış karşıtı” gösterilen Kıbrıs Türklerinin gerçekçi-tecrübeli siyasi lideri Rauf Denktaş yenilmişti; büyük tuzağı halkına anlatamamıştı…

Demek kimileri, adadaki Türklere hafızasını kaybettirmişti.

Birey için hafıza neyse, bir ulus için de tarih odur. Tarihini çarpıtan bir toplum nörotik bir kişi, tarihini bilmeyen bir toplum ise hafızasını kaybetmiş demektir. Tehlike büyüktü.

Yeni hafıza inşasına karşı ne yapmak lazımdı?

Geleyim anıma:

“BAŞROLDE” BİR CUMHURBAŞKANI

Kurtlar Vadisi dizisinin 99 bölümünde konsept danışmanı olarak çalıştım.

Türkiye’nin en başarılı senaristlerinden (ki aynı zamanda dizinin yapımcısı olan) Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener ile Kıbrıs tuzağına karşı kamuoyunu uyandırmak için ne yapmamız gerektiğini konuştuk. Türk dünyasının onur ve direniş figürü Rauf Denktaş’ı yalnız bırakmayacaktık…

Tarih 3 Mart 2005.

Dizinin 73. bölümünün “başrolünde” bir Cumhurbaşkanı vardı; Rauf Denktaş!

Mesajlarını dizi yoluyla halka ulaştırdık. Ne diyordu Denktaş o sahnesinde:

-“Kıbrıs, yalnız bir ada değil, Türk milletinin haysiyet sınavıdır…”

-“Kıbrıs davası, Anadolu’nun güvenlik meselesidir…”

-“Bir milletin hafızası silinirse, kimliği de silinir. Biz Kıbrıs Türkleri, hafızamızı koruyarak var olduk…”

Denktaş dizide ulusal onur, bağımsızlık ve direniş mesajı verdi.

Bilge lidere saygı duruşunda bulunarak tarihi hafızayı hatırlatmanın “ödülünü” aldık! Ergenekon kumpasları başladığında Kurtlar Vadisi dizisi hedefe kondu.

Taraf, Radikal gibi gazeteler başta olmak üzere FETÖ medyası diziyi, “Ergenekon yapılanmasını romantize ederek meşrulaştırdı” diye yargı konusu yapmak istedi. Zekeriya Öz gibi savcılar göreve çağrıldı.

Geri adım atmadım:

Kıbrıs Türk direnişi aleyhinde yaratılan algı çalışmalarına karşı Hürriyet gazetesinden 3 Ağustos 2008 tarihli tam sayfa Türk Mukavemet Teşkilatı’nı yazdım.

Kıbrıs mücahitlerine destek için Türkiye’den, 16 Ağustos 1958’de gönderilen silahların ellinci yılıydı. Yazımın sonunda şunu dedim:

“Bugünlerde yandaş medya, Kıbrıs TMT’yi Ergenekon’a bağlamak istiyor; devletin her türlü gizli operasyonunu kirli gösteriyor. Etnik temizlik yapmak için kurulan faşist EOKA’ya karşı, devletin Kıbrıslı Türkleri örgütlemesi kirli bir operasyon mudur? Dinci-liberal ittifak, devletin temiz-kirli tüm örtülü operasyonlarını aynı kefeye koyarak, Cumhuriyetin koruyucusu kurumlar ve kişiler hakkında kamuoyunda şüphe yaratmayı amaç edinmiştir…”

Sonuçta, “hakkımda karar” gecikmedi; tutuklandım, iki yıl hapis yattım…

NERDE BU DEVLET AKLI

Steinbeck’in sözüdür; “tarih hatalarımızın aynasıdır ama biz aynaya bakmayı sevmiyoruz.”

Sevmediğimiz için “devlet aklı” süreklilik içermiyor. Siyasi rüzgârlara kapılıp daima değişen beyhude bir “yapboz oyunu” oynayıp duruyor! AKP’nin Kıbrıs politikası bunun tipik örneği…

Yazmak istediğim sadece FETÖ-Liboş solculara (ki arkalarında CIA-MOSSAD vardı) kapılması değil, ısrarla hatalarından ders çıkarmaması iktidarın! Bu da maalesef strateji yoksunluğuna yol açıyor…

Mesela:

AKP iktidarı çeyrek asırdır KKTC’nin diplomatik izolasyonunu aşamadı, Türkiye dışında hiçbir devlet, KKTC pasaportunu tanımıyor.

KKTC’nin tanınması için tek adım atmadı. Tanımak isteyen ülkelerle bile görüşmedi…

ABD-İsrail tehditlerini görmezden gelip Kıbrıs Türklerinin kuşatılmasını önemsemedi. Ersin Tatar deniz üssü yeri tahsis etti, üç yıldır çivi çakılmadı. Keza açılan Maraş şehrini yenilemek için hiçbir şey yapılmadı.

NAVTEX gibi haberleşmeyi gerçekleştiremedi. Askeri tatbikat bile yapmadı. Ki ABD-İsrail bölgede “Noble Dina” ve “Nemesis” gibi askeri tatbikatlar gerçekleştirdi…

Deniz yetki alanı kavramı “Mavi Vatan” stratejisini unuttu. Sismik faaliyetleri durdurdu. Sondaj gemilerine Kıbrıs bayrağı bile çekilemedi…

Uzatmayayım. Siyaset arenasında retorik çok, -ambargoyu kaldırmak gibi- icraat yok.

İktidarın tek övündüğü, “demir-çimento politikası”/Cumhuriyet yerleşkesi yapmak!

Seçim sonucuna hiç şaşırmayınız; çeyrek asırdır ne strateji var ne de taktik planlama var…

Soner Yalçın

Odatv.com