
Kadir Uğur Yılmaz : ZAZA, GORANİ, KURMANÇ, SORANİ… KİMLİKLERİN ÜZERİNDE BİR MASKENİN ADI : “KÜRT”
1 Kasım 2025
***
Bugün Ortadoğu’da “Kürt kimliği” diye sunulan yapının, aslında tarih boyunca ayrı dilleri, ayrı kültürleri ve ayrı kökenleri olan halkların tek potada eritilmesiyle oluşturulmuş bir siyasi kurgu olduğunu artık gizleyemiyorlar.
Gerçek şu: Ortadoğu’da “Kürt” adıyla anılan yekpare bir millet hiçbir zaman var olmadı. Vardı; Zazalar, vardı; Goraniler, vardı; Kurmançlar ve Soraniler… Her biri farklı dil gruplarına, farklı geleneklere ve farklı tarihsel köklere sahip topluluklardı. Fakat 19. yüzyıldan itibaren İngiliz ve Rus istihbaratının yürüttüğü etnografik mühendislik, bu farklı kimlikleri “Kürt” potasında eriterek tek bir siyasi kimlik üretmeye girişti.
Minorsky’nin Masası, Bell’in Haritası
Rus oryantalist Vladimir Minorsky, bu mühendisliğin ilk taşlarını koydu. Onun “Kürdistan” tanımı, etnik değil jeopolitikti. Minorsky sahada görev yapan bir istihbarat subayıydı; amacı, Osmanlı hâkimiyetindeki dağlık bölgelerde Türk otoritesini zayıflatacak “alternatif kimlikler” üretmekti.
İngiliz istihbaratı ise bu teoriyi pratiğe döktü. Gertrude Bell ve Lawrence gibi ajanlar, bölgede yaşayan Zaza, Gorani, Soran ve Kurmanç halklarını tek bir etiket altında toplamaya başladı: “Kürt.”
Oysa tarihî kayıtlar başka şey söylüyordu.
Zazaca, Hint-Avrupa dil grubuna uzak bir lehçedir; Kurmanci ile karşılıklı anlaşılabilirliği zayıftır. Goranice ise bambaşka bir söz varlığına sahiptir. Aynı köyde yaşayan iki topluluk, birbirinin dilini tam olarak anlayamazken; dışarıdan gelen bir İngiliz memur, hepsine “Kürt” damgasını vurdu.
Siyasi Kimlik, Etnik Gerçekliğin Yerine Geçti
Burada mesele, halkların kardeşliği değil, kimliklerin gasp edilmesidir.
İngilizlerin amacı, Türklerin güney hattında bir “tampon kimlik” yaratmaktı. Ruslar içinse mesele, İran ve Osmanlı üzerindeki nüfuz mücadelesiydi. Bu iki güç, bölgedeki farklı halkları tek çatı altında gösterip “uluslaşma süreci” kurguladılar.
yüzyılın ortalarına gelindiğinde, Sovyetler bu kurguyu akademikleştirdi. Moskova’da “Kürtoloji Enstitüleri” kuruldu, diller sınıflandırıldı, haritalar çizildi, “Kürtçe” diye birleştirilmiş bir yapay dil standardı oluşturuldu. Zaza, Gorani, Kurmanci, Sorani farkı unutturuldu.
Kimlik Değil, Maskedir
Bugün “Kürt kimliği” olarak dayatılan yapı, aslında bu halkların kimliksizleştirilmesi projesidir.
Zaza kendi adını unutsun, Gorani kendi dilini bıraksın, Kurmanci “tek bayrak” altında hizalansın istediler. Bu, kültürel zenginliği değil, asimilasyonu temsil eder.
Türkiye’de “Kürt sorunu” denilerek gündeme getirilen mesele, aslında Zaza, Gorani, Kurmanci ve Sorani halklarının kimlik hakkı değil; bu kimliklerin İngiliz-Rus ortak projesine kurban edilmesidir.
Bu proje, etnik değil siyasidir. Amacı, Türk devletinin güney hattında sürekli kaynayan bir sosyolojik fay hattı oluşturmaktır.
Gerçek Kimlik: Halkların Ortak Kaderi
Bu halklar, tarih boyunca Türklerle yan yana yaşamış, birlikte savaşmış, aynı sancağa bağlı kalmıştır. Hiçbiri Batı’nın çizdiği yapay sınırları tanımamıştır. Minorsky’nin masasında başlayan kimlik inşası, bu kardeşliği parçalamak için sahaya sürülmüştür.
Bugün yapılması gereken şey, “Kürt” etiketi altında kimliksizleştirilen bu halkların tarihsel kimliklerini iade etmek ve onları yeniden kardeşlik potasında buluşturmaktır.
Çünkü mesele “Kürt kimliği” değil, Zazaların, Goranilerin, Kurmançların ve Soranilerin kendi adlarıyla var olma hakkıdır.
Ve bu hak, Batı laboratuvarlarında değil, Anadolu’nun kardeşliğinde yeşerir.