
Şevket SAYILGAN : 102 yılda Türkiye ekonomisi : Cumhuriyet panoraması
29 Ekim 2025
Ekonomist
E-POSTA : sevket.sayilgan@dunya.com
***
29 Ekim 1923 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti bugün 102 yaşına girerken, bu süre zarfında ‘ekonomi’ alanında da sayısız kırılma, reform, kriz ve büyüme dönemi yaşandı.
Bu makalede, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren geçen bu dönemi; makroekonomik göstergeler, üretim-yapısı dönüşümleri, dış ticaret ve finansal kırılmalar açısından ekonomik verilerle değerlendirmeye çalışacağız. Amaç, sadece geçmişe dönük bir analiz değil; bugünün şartlarında, 102 yıllık birikimi göz önüne alarak Türkiye ekonomisinin nerede durduğunu ve hangi yönlere doğru ilerlediğini anlamaktır. Kuruluşun 102. yıldönümünde, hem gurur verici başarıları hem de yapısal sorunları göstermek önemlidir.
Türkiye ekonomisini anlamak için, büyük ölçüde aşağıdaki dört tarihsel döneme ayırmak faydalıdır:
(i) 1923–1950 dönemi, (ii) 1950–1980 dönemi, (iii) 1980– 2000 dönemi ve (iv) 2000 sonrası dönem (özellikle 2001 krizini izleyen ve küresel entegrasyonun arttığı dönem).
Temel ekonomik başarılar
102 yıllık süreçte Türkiye ekonomisinde öne çıkan başarıları şöyle sıralayabiliriz:
-Kişi başına gelirde kayda değer artış: Yukarıda belirtildiği gibi 1923’ten 1938’e dönem büyük bir başarı hikayesi iken, 1938 -1950 savaş döneminin etkileri, 1950 sonrası dışa açılma sürecine bağlı toplumsal değişimin başlamasıdır. 2000 sonrası ise global entegrasyonun en üst seviyeye çıkması dikkat çekicidir. 1923 den 2024’e gelir yaklaşık 27 kat artmıştır. Bu toplumsal değişimin somut göstergesidir.
-Sanayileşme ve üretim yapısında dönüşüm: Tarım ağırlıklı yapıdan sanayi-hizmet ağırlıklı yapıya geçiş önemli bir başarıdır.
-Küresel ekonomi ile entegrasyon: İhracatın artması, dış ticaretin artan payı, üretim-tedarik zincirlerine katılım bu sürecin bir parçasıdır.
-Altyapı yatırımları ve şehirleşme: Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ulaştırma, enerji ve kamu hizmetleri yatırımları yapılmış, şehirleşme hız kazanmıştır.
-Kurumsal gelişim: Özellikle 1980 sonrası serbestleşme, özelleştirme, bankacılık ve finans sektörünün modernleşmesi ve global sermayeyle ilişki kurulması ekonominin dinamizmini artırmıştır.
Yapısal zayıflıklar ve krizler
Her başarı kadar, Türkiye ekonomisinin karşılaştığı yapısal zayıflıklar ve krizler de önemli. 102 yıl boyunca yaşanan başlıca sorunlar:
-Yüksek ve dalgalı enflasyon: Fiyat istikrarının tam sağlanamaması, beklenmedik döviz kuru hareketleriyle birleştiğinde ekonomik kararları belirsizleştirdi.
-Cari işlemler açığı ve dış borç bağımlılığı: Türkiye’nin dış ticaret açığı ile finansman ihtiyacı zaman zaman artarak kırılganlık yaratmıştır.
-Düşük toplam faktör verimliliği ve katma değeri yüksek üretime geçişin gecikmesi: Sanayi-rekabet gücünü yüksek teknolojiye taşıma konusunda hâlâ mesafe var.
-Gelir dağılımı eşitsizlikleri, bölgesel farklılıklar ve yapısal işsizliğin devam etmesi: Ekonomik büyüme sağlanmış olsa da, bu büyümeden tüm kesimler eşit pay alabilmiş değil. Örneğin, eşitsizlik üzerine yapılan bir çalışma Türkiye’de büyüme-eşitsizlik ilişkisinin klasik kalıplardan farklı olduğuna işaret etmektedir.
-Kur politikalarının belirsizliği, finansal piyasaların kırılganlığı: Döviz kuru şokları, bankacılık sektöründeki riskler ve makro-finansal istikrarsızlıklar ekonomi üzerinde baskı oluşturdu.
102.yılda ‘durum değerlendirmesi’
Kuruluşun 102. yılı olan bugün geldiğimiz noktada Türkiye ekonomisi nicelik açısından kayda değer bir büyüklüğe ulaşmış durumda