
Suna Yaman yazdı I İran, su krizi derinleşince komşulardan su satın almayı düşünüyor
İran’ın komşulardan su alması fikri teorik bir çözüm gibi görünse de bölgedeki yaygın kuraklık, su kaynaklarının tükenmiş olması ve altyapı/lojistik koşullar bu planı zayıflatıyor. Uzun vadede, ülkenin iç su kaynaklarının verimli yönetimi, su kullanımında kısıtlamalar, tarımsal reform ve suyun fiyatlandırılması gibi yapısal adımlar atılmadan ithal su gibi geçici çözümler, sorunu kökten çözmeye yetmez.
04/12/2025
(The Turkish Post) – SUNA YAMAN
***
İran’da uzun süredir artan kuraklık ve su kaynaklarının hızla tükenmesi, hükümeti radikal bir adım atmaya zorladı. Ülke genelindeki baraj rezervlerinin alarm verici boyutlara düşmesi ve son yıllardaki yağış azlığı, su tedarikini dış ülkelere yönlendirme kararını gündeme getirdi.
“KOMŞU ÜLKELERDEN SU ALABİLİRİZ”
İran Enerji Bakanlığı’nın açıklamasına göre, bakan Abbas Aliabadi, “Bize su satmak isteyen ülke olursa alırız” diyerek dış ülkelerden su ithalini değerlendirdiklerini söyledi. Ancak bu plan, coğrafi ve bölgesel koşullar nedeniyle büyük soru işaretleri taşıyor. Çünkü İran’ın komşu ülkeleri özellikle sınır bölgelerinde yer alan ülkeler benzer kuraklık ve su baskısı altında.
BARAJLAR VE REZERVLER ALARM VERİYOR
Ülke genelinde barajlar neredeyse boş durumda. Başkent Tahran’ı besleyen ana su kaynaklarından bazıları kritik seviyelere ulaşırken, su kesintileri ve su tedarik krizinin kaçınılmaz olduğu uyarıları yapılıyor. Örneğin, ülkenin kuzeydoğusundaki büyük şehir Meşhed’in barajlarında su seviyesi %3’ün altına düşmüş durumda.
Ayrıca, tarım alanlarındaki dramatik kuraklık ve yer altı su kaynaklarının tükenmesi yüzünden, birçok verimli ova bir zamanlar ülkenin gıda ambarı olarak görülen bölgeler çölleşme riskiyle karşı karşıya.
İKLİM + YANLIŞ SU POLİTİKALARI
Kriz yalnızca yağış azlığına bağlanamıyor. Uzun yıllardır süren yanlış su yönetimi, aşırı su tüketen tarım politikaları ve suyun fiyatlandırılmaması gibi yapısal hatalar; suyun verimli kullanılmamasına yol açtı. Ülkenin tükettiği suyun yaklaşık yüzde 90’ı sulama ve tarımda kullanılıyor ancak bu su kullanım modeli, mevcut kuraklık koşullarında sürdürülemez görünüyor.
Bu durumu değerlendiren uzmanlar, “bu artık bir su krizi değil, su iflasıdır” diyerek, köklü su yönetimi ve tarımsal politikalar reformuna ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
TÜRKİYE’DE DE KURAKLIK VE SU BASKISI ARTIYOR
Üstelik bu su krizi sadece İran’la sınırlı değil; Türkiye de 2025 itibarıyla son 50 yılın en şiddetli kuraklık dönemlerinden birini yaşıyor. Ülke genelinde baraj ve rezervuar seviyeleri kritik düzeye inmiş durumda: başta İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından beslenen barajların doluluğu %25–30’un altına düştü; bu, büyük kentlerde günlük su tedarikinde kesintiye neden olabiliyor.
Özellikle tarımın yoğun olduğu İç Anadolu, Ege ve Güneydoğu gibi bölgelerde su stresi — sulama suyunun yetersizliği nedeniyle — hem ürün verimini hem de gıda güvenliğini tehdit ediyor. Uzmanlar, küresel ısınma, yağışlardaki düşüş ve plansız su yönetimi gibi faktörlerin birleşiminin, Türkiye’yi kalıcı bir su kıtlığı döngüsüne sürükleyebileceğini belirtiyor.
İTHAL SU PLANI NE KADAR GERÇEKÇİ?
İran’ın komşulardan su alması fikri teorik bir çözüm gibi görünse de bölgedeki yaygın kuraklık, su kaynaklarının tükenmiş olması ve altyapı/lojistik koşullar bu planı zayıflatıyor. Ayrıca, su paylaşımı ya da “su ihracı” gibi konular, uluslararası su politikaları, sınır anlaşmaları ve karşılıklı su kaynakları dengesi gibi hassas dengeler içeriyor.
Uzun vadede, ülkenin iç su kaynaklarının verimli yönetimi, su kullanımında kısıtlamalar, tarımsal reform ve suyun fiyatlandırılması gibi yapısal adımlar atılmadan ithal su gibi geçici çözümler, sorunu kökten çözmeye yetmez.