
TÜRKÇE ÜZERİNE KISA BİR NOT
Türk alfabesini bütün hepsinden farklı bir özelliği vardır.
1900’lerin başlarında özellikle Türkçe için adapte edilmiştir.
Buna biz harf devrimi diyoruz.
Türk milleti tarih içinde pek çok kez alfabe değiştirmiştir.
İlk ve asıl alfabeleri Gök Türk alfabesi, ya da batılıların deyimiyle eski Runik Alfabedir.
Çoğu bunu Futhark alfabesi olarak bilir.
Zaman içinde Soğd, Çin, Sankrist alfabeleri de Türkçe kullanılmıştır.
Son bin yılda ise Arap alfabesisin Fars versiyonu kullanılmıştır.
Son adaptasyonda harflerin bire bir seslerle uyumlu olmasına dikkat edilmiştir.
Bu nedenle tıpkı müzik notaları gibi kim okursa okusun, aynı yazıyı aynı şekilde okur.
Bir porte üzerindeki müzik notalarını çalma konusunda çok fazla tereddüt yoktur.
İşte onun gibi.
Türkçenin fonetik uyumunu bozan ödünç alınmış bazı kelimeler vardır.
Ancak, bunların sayıları oldukça azdır.
İşin güzel tarafı yabancı kelimelerin de, uzun zaman içinde çeşitli kurallara göre Türkçenin ses ve sessiz uyumu içinde assimile olması için genel geçer kurallar vardır.
Örneğin, Farsçadan ödünç alınmış olan nardubān (نردبان) sözü Türkçeleşmiş ve merdiven halini almıştır.
Böylece pek çok ödünç kelime zaman içinde dönüşerek Türkçe sesli, ve sessiz uyumuna uyumlu hale gelmiştir.
Ve dilin zenginleşmesini sağlamıştır.
Yazısı yüzyıllar içinde evrilmiş diğer dillerde ise ses, harf uyumu zamanla çok azalmıştır.
Bu nedenle bir kelimenin tam olarak nasıl okunacağı çoğu zaman tartışılır.
Erişkin, okur yazarlarda bile zaman zaman kafa karışıklığı olur.
Bunu gidermek için popüler gazeteler ve dergilerde kelimelerin nasıl okunacağını anlatan küçük açıklayıcı köşeler vardır.
Bu farkı en güzel anlatan bir Fransız stand-up komedyeninin gösterisinin linkini buraya koyuyorum.