
Muharebe cephesinde kitap okuyan,’… asker açken ben bu yemekleri yiyemem !!!’ diyen önder
Albay Mustafa Kemal’in komuta 27 Şubat 1916’da Edirne’den ayrılan 16. Kolordunun Diyarbakır’a nakli 11 Mart’ta tamamlanır. Murat Suyu-Muş-Bitlis çizgisi üzerinde görev yapmaya başlar.
· 1915-1916 kışında Kafkas Cephesi’nden saldıran Çarlık Rus ordusu 16 Şubat 1916’da Erzurum’u, 3 Mart 1916’da Bitlis’e ve bir kaç gün sonra da Muş’u işgal eder.
· Bunun üzerine, Doğu Cephesine destek yapmak için Batı’dan kaydırılan kuvvetlerden 2. Ordu adıyla bir ordu teşkil olunur. Komutanlığına da Ahmet İzzet (Furgaç) Paşa atanır.
· 1916-1917 kışı çok soğuk geçtiğinden ve gıda sıkıntısı yaşandığından 2. Ordu ciddi kayıplara uğrar.
· Erzak sıkıntısı had safhadadır. ordunun askeri tabiplerin raporlarında “Asker pislik yiyor, çarık kemiriyor” iadeleri yer alır.
· Edirne’deki Albay Mustafa Kemal’in komuta ettiği 16. Kolordu da 2.Ordu emrine gönderilir .
· Yeni görevine başlamak üzere 27 Şubat 1916’da Edirne’den ayrılan 16. Kolordunun Diyarbakır’a nakli 11 Mart’ta tamamlanır. Murat Suyu-Muş-Bitlis çizgisi üzerinde görev yapmaya başlar.
· Mustafa Kemal’in karargâh subaylarıyla Hazro’ya geldiklerinde ora eşraflarında Mehmet Nuri (Budak) Mustafa Kemal Paşa ve subayların şerefine zengin bir sofra kurup davet eder. Paşa sofrayı görünce “Asker cephede açken ben bu nefis yemekleri yiyemem,” diyerek sofraya oturmaz. Bunun üzerine Mehmet Nuri Bey “Paşam askerlerin bir aylık ekmek ihtiyacının teminini üzerime alıyorum, siz yeter ki bizi bu şereften mahrum etmeyin,” deyince birlikte sofraya otururlar. Hazro’dan toplanan 1400 kilo buğday ordu levazımına teslim edilir. (1)
· Albay Mustafa Kemal 1 Nisan 1916 tarihinde mirliva (tuğgeneral) olur
· Buradaki görevi sırasında emrindeki 8.Tümen ile hücum ederek Çarlık alayını yenip Muş’u geri alır (7 Ağustos 1916).
· Bitlis’i de 8 Ağustos 1916 işgalinden kurtarır.
***
Mustafa Kemal Paşa Doğu Cephesinde (1916/917 ) okuduğu kitapları anılarında şöyle yazmış:
· 19 Kasım 1916: Alphonse Daudet’nin Sapho-Soeurs Parisiennes (Paris Görenekleri) namında canım sıkıldıkça okuduğum romanı hitam buldu.
· 21 Kasım 1916: Bazı noktai askeriye (Terbiyei Ruhiye ve Usuli Muaşereti Askeriye) hakkında bir eser yazayım. Bunun için Fransızca bildiğim bir eser var.Onu da evvela okuyayım ve bu zemine ait esaslı sualleri umum zabitana vazife olarak vereyim. Mühim noktalar hakkında bazı büyük kumandanların mütalaasını talep edeyim.
· 3 Aralık 1916: Allahı İnkâr Mümkün mü? eserini bitirdim. Bütün feylesofların, edyanı muhtelifeye mensup tabiiyyun, zihniyyun, maddiyyun, hukema, mütefekkirin, mutasavvifinin kâffesi ruh’un mevcut ve ademi bekasını tetkik ediyor. Bu tetkikatta, ilim ve fenne istinat edenler makbul. İmam Gazali, İbni Sina, İbni Rüşd gibi eimme-i müsliminin beyanatı dahi telakkiyatı amiyaneden büsbütün başkadır; yalnız ifadelerinde çok rumuz var. Dindar mütefekkirin, kavaid ve ulum ve fünun ve felsefeyi, beyanatı şeraiti tefsir için evirip çevirmeye gayret etmişler. ( *)
· Arıburnu raporlarını yazmaya başladım.
· 10 Aralık 1916: Sabah pek ziyade bir nezleye yakalanmış olarak kalktım. Kemal Bev’in (Namık Kemal) Makalatı Siyasiye ve Edebbiye’sini okudum.İkinci kitabın sonunda idim, hitam buldu.
· Arıburnu raporunu okuttum.
· Sonra Neşet Bey, Çapakçur Cephesi’ne ait muharebe takririni okudu.
· Badehu, yeni gelmiş olan istihkâm yüzbaşısi Fuat Efendi’ye hayvanlarımı gösterdim. Sonra tekrar ikametgâhıma geldim.
· Kemal Bey’in (Namık Kemal) Tarih-i Osmanî’sini takibe başladım.
· Yemekten evvel Emin Bey’in (Mehmet Emin Yurdakul) Türkçe Şiirleri’yle Fikret’in (Tevfik Fikret) Rübab-ı Şikeste’sinden aynı zeminde bazı parçalarını okuyarak bir mukayese yapmak istedim. İkisi de başka başka güzel. Ancak Türkçe olanda da, diğerinde de aynı derecede Arapça, Farsça kelimat var. Fark, biri parmak hesabı, diğeri değil.
· Zurnanın zırt dediği yer:
2024 (Türkiye). Genel: Kitap okumayanların oranı: %73 (15 yaş ve üzeri nüfus için) Kitap okuyanların oranı: %27
(*) Not: Atatürk’ün okuduğu “Allah’ı İnkar Mümkün müdür? kitabı vahdeti vücuda inanan Osmanlı’nın önemli tasavvuf ve batı felsefesi bilginlerinden Şehberderzade Filibeli Ahmet Hilmi’ye (1865-1914) aittir. Bu kitap Allah’ın varlığını ispat etmek için yazılmıştır. Bu kitapta yazar bütün felsefe tarihini gözden geçirir ve filozofların düşüncelerini tahlil ve tenkit eder.)
(BU YAZI DERLEMEDİR)
