Yayınlandı: 30.03.2026 13:05
Güncellendi: 30.03.2026 13:09

KÜRT SORUNU DOSYASI /// Övgün A. Ercan, Gezgin : KÜRTLEŞEN TÜRK MEZOPOTAMYASI

Kürt sorunu denen mesele ve seçimler

Övgün A. Ercan, Gezgin : KÜRTLEŞEN TÜRK MEZOPOTAMYASI

Boğaziçi gezginler topluluğu olarak, 27 Şubat-4 Mart 2026 arası Yukarı Mezopotamya’da(Akurgal’da); doğa, kültür, uygarlık gözlem gezisini 25 arkadaşımla yaptık. Yukarı Mezopotamya’nın geçmişteki uygarlığı, Hurri, Asur, Akad, Babil, kısmen Sümer, Mitanni, Urartu, Hitit, Pers, Roma, Selçuk, Artuklu, Ermeni, Süryani, Keldani, Nasturi, Oğuz Türk uygarlığıdır. Bu uygarlık ürünleri içinde Kürtlerin ne yazılı, ne sözlü, ne yapısal ürünleri vardır. Ancak Süre içinde bu bölgeye Belücistan’dan  çıkarak Zagroslar boyunca göç eden çoban Kürtler yerleşmiştir. Onlar saydığım bu uygarlıkların paydaşı olmasa da, Türkiye Cumhuriyeti’nin biril( üniter) yapısının bir bileşenidir. Onlara hiçbir zaman ötekileştirmedik.

Kimi Kürt bölücü başılar iç isyanlar, yılgı(terör) çıkartmış olsalar bile onları hep bağışladık. Acılarımızı içimize gömdük.

Ne var ki, sinsice yayılan Kürtçülük, siyasi boşluklardan, yurtiçi ve yurt dışı Göçlerden yararlanarak, doğuda, Güneydoğu’da yaşayan yukarıda saydığım kültürlerin kalıntısı olan yurttaşlarımızın bölgeden uzaklaşmasını sağlamışlardır.

Günümüzde bu bölgede tümüyle boşaltılmış köylerimiz, tümüyle Anadolu’lardan arındırılmış kentlerimiz vardır.

Yakın geçmişti bir Süryani başkenti olan Nusaybin ‘de günümüzde bir kaç aileden başka Süryani kalmamıştır. Tümü Kürttür. Midyat‘ta halen Süryani çoğunluk vardır. Mardin’de çoğunluk Kürtlere geçmiştir. Batman ile Diyarbakır neredeyse %100 Kürttür. Urfa Gaziantep, Adıyaman’da Kürt nüfusu hızlı artmaktadır.

Kürtler ekonomik ve kültürel olarak güçlü olmasa da, nüfus olarak çoğalarak süre içinde güneydoğu Anadolu’da baskın kitle olmuşlardır.

Burada yaşayan Kürtler genellikle Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı, yurtsever, gönül dostu, insani değerleri yüksek yurttaşlarımızdır.

Ne var ki, Yurtiçi ve yurtdışındaki bölücü güçler, güneydoğu Anadolu’da çoğunluğu el ele geçirmiş olan, ayrıca ülkenin her yerine yayılmış olan dağlı Kürtleri biril yapıdan ayırma uğraş içindedirler.

Yapılmak istenen, tıpkı bölücü Batının, Bosna-Hersek’te biçtigi devlet yapısıdır.

Republica Sırpska gibi Türklerden arındırılmış güneydoğu Anadolu’da özerk bir Kürdistan cumhuriyeti ile gerideki batı ;Türk-Kürt birliğinden( federasyonundan) oluşan güçsüz, biril yapısı çökertilmiş bir devlet.

Bunun başına da Avrupa’dan atanmış bir yönetici elçi.

Atatürk’ün kurduğu Türkiye’ye biçilen yeni yönetim biçimi budur. Bunun altyapısı neredeyse hazırdır. Güncel yönetim partisine bakılmaksızın buna destek vermektedir.

Gönüllü girilen bu yolun sonu dipsiz bir karanlıktır. Bu taslak, yakın geçmişte Bosna-Hersek’te bir iç savaş çıkarmış, 100 binlerce kişi birbirini öldürmüş, sonunda bayrağı olmayan, ordusu olmayan, iç güvenliği olmayan, ortak yaşama isteği olmayan yapma yakıştırma sözde bir devlet ortaya çıkmıştır.

Türkiye çok geç olmadan durup düşünmelidir; nereye evriliyoruz?