
Talebi: Kadınlara oy hakkı.
Cezası: Altı ay hapis.
Alice’in cevabı anında geldi: Açlık grevi.
Hapishanenin cevabı ise acımasızdı.
Günde üç kez zorla beslenmeye maruz bırakıldı.
Onu deri kayışlarla bir sandalyeye bağladılar.
Görevliler metal penslerle ağzını zorla açtı.
Kauçuktan bir tüp boğazından itilerek midesine kadar sokuldu.
Sıvı besin bu tüpten döküldü.
Alice haftalar boyunca kan kustu.
Bu cam levha fotoğraf — bir tintype — dayanışma gösteren bir gardiyan tarafından hapishaneden gizlice çıkarıldı; gardiyan üç gün sonra görevden alındı.
Fotoğrafta Alice, zorla besleme sandalyesine bağlanmış hâlde görülüyor: boğazında tüp, bedenini tutan dört kadın gardiyan.
Gözleri tek bir şeyi açıkça söylüyor: teslim olmayacaktı.
Uğradığı şiddet kalıcı hasarlar bıraktı.
Yemek borusu zarar gördü.
Hayatı boyunca katı gıdaları yutmakta zorlandı.
Alice dört ay sonra serbest bırakıldı.
Ağırlığı biraz fazla 33 kiloydu.
Tek başına yürüyemiyordu.
Altı hafta sonra yeniden hükümet binalarına taş atmaya başladı.
Tekrar tutuklandı.
Yine açlık grevine girdi.
Yeniden zorla beslendi.
Bu döngü 1913 ile 1918 arasında beş kez tekrarlandı.
Her tutuklamada bedeni biraz daha yıkıldı.
Her serbest bırakılışında mücadeleye geri döndü.
1920’de kadınlar oy hakkını kazandı.
Alice, 35 yaşında ilk oyunu kullanabilecek kadar uzun yaşadı.
Sandık başına tekerlekli sandalyeyle götürüldü — bacakları hiçbir zaman tam olarak iyileşmedi.
1954’te, 69 yaşında hayatını kaybetti.
Mezar taşında şu sözler yazılıdır:
“Kızları gururlarını yutup oy verebilsin diye, o boruları yuttu.”
#Hayatvefarkındalık