Yayınlandı: 05.08.2018 00:00
Henüz güncellenmedi

SU & DOĞALGAZ & ENERJİ

SU & ENERJİ & DOĞALGAZ DOSYASI : TÜRKİYE VE DÜNYADA DOĞALGAZ (LNG) REZERVİ VE PROJELERİ

Rapor: Küresel
Enerji Piyasalarında Konvansiyonel Olmayan Üretimin Yükselişi ve Etkileri

Bu
raporda kaya gazı ve petrolünün mevcut durumundan yola çıkarak dünya enerji
piyasalarına etkileri, konvansiyonel olmayan yöntemlerle kaya gazı ve petrolü
üretimini yapan ülkeler ile bu ülkelerin ekonomik yapılarına tesirleri analiz
edilmiştir.

Konvansiyonel olmayan yöntemlerle
üretilen doğal gaz ve petrolün enerji piyasalarını etkilediği ve bazı
paradigmaları değiştirdiği anlaşılmaktadır. Doğal gaz tedarikçilerinin çoğalması
ve LNG tankerleriyle uluslararası arenaya çıkmaları dünya enerji piyasalarını
birbirine yaklaştırarak fiyatları daha sabit ve makul hale getirecektir. Kaya
gazı ve petrolü rezervine sahip ülkeler konvansiyonel olmayan yöntemlerle
üretimlerini artırdıkları takdirde doğal gaz ve petrol piyasasına yeni
oyuncular olarak girerek dünya enerji piyasalarının görünümünü değiştirecektir.
Potansiyel kaynağın büyüklüğü, eldeki üretim teknolojisinin seviyesi gibi
teknik faktörler ile enerji fiyatları ve işletme maliyetleri gibi ekonomik
faktörlerin etkilediği kaya gazı ve petrolünün üretimi çevreye olan tesirleri
nedeniyle bazı olumsuzlukları içerisinde barındırmaktadır. Ancak üretimin
gerçekleşmesi sonucunda enerji güvenliği başta olmak üzere birçok ekonomik yararlarının
olduğu da görülmektedir.

Bu raporda kaya gazı ve petrolünün
mevcut durumundan yola çıkarak dünya enerji piyasalarına etkileri,
konvansiyonel olmayan yöntemlerle kaya gazı ve petrolü üretimini yapan ülkeler
ile bu ülkelerin ekonomik yapılarına tesirleri analiz edilmiştir. Ayrıca kaya
gazı ve petrolünün Türkiye’deki durumu ve enerji bağımlılığına etkileri,
konvansiyonel olmayan üretim teknikleri ve bunlardan kaynaklanan çevresel
kaygılar incelenmiştir. Kaya gazı ve petrolünün dünya ve Türkiye enerji
piyasalarına tesirinin analizinin yapıldığı bu raporda konvansiyonel olmayan
yöntemle üretilen doğal gaz ve petrolün ekonomi ve enerji piyasalarına etkisi
de detaylı olarak değerlendirilmiştir.

2016’da Türkiye

Bu
çalışmada 2016 yılında Türkiye’de Siyaset, Dış Politika, Güvenlik ve Terörle
Mücadele, Hukuk ve İnsan Hakları, Ekonomi, Enerji, Eğitim ve Medya alanlarında
yaşanan gelişmeler detaylı bir şekilde betimlenmiş kapsamlı bir analize tabi
tutulmuştur.

Türkiye siyasetinin tarihsel, demografik
ve coğrafi dinamizmi geçen bir yılı değerlendirmeyi zorlu bir iş haline
getiriyor. Cumhuriyet döneminde biriken sorunlar Arap isyanları sonrasında
yaşanan kaos ile birleşerek makro bir düzlem yaratmış bulunmakta. Bu düzlemde
oluşan şartlar sebebiyle 1 Kasım seçimlerinin getirdiği siyasal istikrara
rağmen pek çok ciddi sorunla karşılaşıldı. 2016 yılında iç ve dış siyasetteki i
PKK, DEAS, FETÖ ve darbe girişimi gibi sorunlarla Fırat Kalkanı Harekatı,
hükümet sistemi değişimi arayışları ve olağanüstü hal ilanı gibi yöntemlerle
yüzleşildi. Elinizdeki çalışmada 2016 yılında Türkiye’de Siyaset, Dış Politika,
Güvenlik ve Terörle Mücadele, Hukuk ve İnsan Hakları, Ekonomi, Enerji, Eğitim
ve Medya alanlarında yaşanan gelişmeler detaylı bir şekilde betimlenmiş ve
içine doğdukları makro düzlemin bağlamı içinde kapsamlı bir analize tabi
tutulmuştur.

1 Kasım 2015 seçimlerinde AK Parti oyunu
9,5 puan yükselterek 317 milletvekili ile Meclis çoğunluğunu elde etti. “Hayır”cı
tavrı sebebiyle seçimlerde cezalandırılan MHP’de parti içi muhalefetin
Bahçeli’ye karsı mücadelesi 2016 yılı ortalarında yoğunlaşırken 15 Temmuz
sonrası geriledi. PKK terörü ile arasına mesafe koyamayan HDP gittikçe
marjinalleşirken, yeni önerilerle gündemi yönlendiremeyen CHP ise etkili
olmayan bir muhalefet sergiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu
arasındaki yetki paylaşımı gerginliği 22 Mayıs’taki Olağanüstü Kongre’de
Davutoğlu’nun yerini Binali Yıldırım’a bırakmasıyla sonuçlandı. Dört bakanın
Yüce Divan’a gönderilmesi, Beştepe’de düzenlenen kabine toplantıları, parti ve
bürokrasi atamalarına kadar pek çok meselede gözlemlenen gerginliğin altında
yatan sebep milletin doğrudan seçimiyle göreve gelen Cumhurbaşkanının yerinin
yeniden yapılandırılmamış olmasıydı. “Türkiye tipi başkanlık” sistemine geçiş
bu sistem sorununa nihai bir çözüm bulmak amacıyla gündeme geldi.

15 Temmuz’dan sonra hız kesen hükümet
sistemi ve başkanlık tartışması, Bahçeli’nin Ekim ayında AK Parti’ye “önerinizi
getirin” çağrısı ve “referanduma gitme” söylemi ile yeni bir canlılığa kavuştu.
AK Parti yoğun bir mesai harcayarak hükümet sistemi değişikliğini içeren
Anayasa değişikliği önerisini hazırladı. AK Parti ile MHP arasındaki
müzakereler sonucu oluşturulan 22 maddelik değişiklik teklifi 10 Aralık günü
TBMM Başkanlığına sunuldu. Tercih edilen “Cumhurbaşkanı” tabirinin Türkiye’ye
özgün bazı nitelikler taşıdığı görülüyor. Ayrıca teklifte yargıyla ilgili bazı
temel düzenlemelerin yapıldığı, sıkıyönetimin kaldırıldığı ve silahlı kuvvetler
üzerindeki sivil denetimin artırıldığı dikkat çekmekte. Anayasa değişiklik
teklifinin Ocak 2017’de Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanması ve bahar
aylarında referandum yapılması ihtimalinin güçlü olduğu ifade edilmektedir.

2016’da Enerji

2016
Türkiye’nin enerji görünümü açısından enerji ticaretinde merkez ülke olma
hedefine yönelik yeni projeler ve iş birlikleri ile geçen bir yıl olmuştur.

2016 Türkiye’nin enerji görünümü
açısından enerji ticaretinde merkez ülke olma hedefine yönelik yeni projeler ve
iş birlikleri ile geçen bir yıl olmuştur. Enerji ihtiyacını dışardan karşılayan
ve cari açığının önemli bir kısmına enerji ithalatının sebep olduğu Türkiye,
kendi enerji arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik Rusya, Katar ve Azerbaycan
gibi ülkeler ile küresel enerji ticaretine yön verecek öncü adımlar atmıştır.
Türkiye 2016 yılında enerji arz güvenliğini sağlama yönünde dış politikasına
uyumlu olarak tek bir coğrafya ve bölge ile yakınlaşmaktan ziyade, kendisine
yakın ve uzak olan tüm coğrafyalar ile temas sağlamıştır. Bu bağlamda enerji
arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirmesinde çabalarını artırmıştır.

Türkiye’nin enerji tüketimi, büyüyen
ekonomisi ile birlikte her geçen yıl artarak devam etmektedir. Bir yandan
enerji talebini karşılamak adına ihtiyacının büyük bir kısmını dış pazarlardan
karşılayan Türkiye diğer yandan yerli kaynaklarını kullanma yolunda çalışmalar
yürütmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin enerji politikasında yerli kaynak
kullanımını yaygınlaştırmak, doğalgazın elektrik üretimindeki payını azaltıp
yenilenebilir enerjinin payını artırmak ve enerji arz güvenliğinin sağlanması
yolunda belli bir nükleer enerji kurulu gücüne sahip olmak yer almaktadır.

Ekonomik büyümesinde istikrarını devam
ettiren Türkiye, enerji arz güvenliğinin sağlanması yolunda artan enerji
ihtiyacını farklı ülke ve kaynaklardan karşılama yoluna gitmiştir. Özellikle
doğalgaz ithalatında Rusya’ya olan yüksek bağımlılık bu anlamda Türkiye’nin
enerjide kaynak çeşitliliğine gitmesinde itici bir güç olarak durmaktadır. 2016
yılında yaşanan gelişmeler gözlemlendiğinde bu duruma örnek gösterilebilecek
birçok gelişme yaşanmıştır. Son bir yılda enerji piyasasında yaşanan
gelişmelere değinmeden önce Türkiye’nin enerji görünümüne bakmakta yarar
vardır.

LNG’nin
Dünya Enerji Ticaretindeki Yeri

Raporda,
küresel enerji piyasalarında LNG’nin yeri, LNG ihraç ve ithal eden ülkeler,
Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde LNG’nin yeri ve LNG’de yaşanan fiyat
düşüşlerinin olası etkileri inceleniyor.

1960’lı yılların ikinci yarısından
itibaren uluslararası ticarette yer bulmaya başlayan sıvılaştırılmış doğalgaz
(Liquefied Natural Gas LNG), dünya enerji piyasasındaki konumunu her geçen yıl
güçlendirmektedir. Doğalgazın denizaşırı ülkelere ihraç edilmesinin boru
hatları ile teknik veya ekonomik açıdan mümkün olmaması LNG’nin farklı bir
kaynak olarak pazara girişini kolaylaştırmıştır. Enerji arz güvenliğinin ön
plana çıktığı günümüzde alternatif enerji kaynağı arayışlarına hız veren
ülkeler bu bağlamda LNG ticaretine başlamıştır. 2015 yılında LNG ihracatı yapan
ülke sayısı 17’ye ve ithal eden ülke sayısı da 30’a yükselmiştir. Bu durum
alternatif bir kaynak olarak LNG’nin önemini daha da artırmıştır.

LNG piyasasındaki konumunu güçlendirmeye
devam eden ve yatırımlarına bu yönde hız veren Türkiye 2015 yılı verilerine
göre LNG ithal eden ülkeler arasında 8. sıradadır. Türkiye’nin 2015 yılında 50
milyar metreküpe yaklaşan doğalgaz tüketimi düşünüldüğünde sahip olduğu
gazlaştırma terminali kapasitelerinin yeterli olmadığı görülmektedir. Bununla
birlikte piyasadaki aktörlerin sayısında yaşanan artış LNG fiyatlarında düşüşü
beraberinde getirmiş ve bu durum özellikle ithalatçı ülkelerin yararına bir
durum olmuştur. Türkiye’nin de alternatif enerji kaynak arayışı içinde olduğu
günümüzde düşen LNG fiyatlarını, mevcut terminallerin kapasitelerinin
artırılması ve yaşanan gelişmelerden ders alınması yönünde fırsata çevirmesi
gerekmektedir.

İsrail’in
Türkiye İle Anlaşması, Akdeniz’de Enerji Denklemini Nasıl Değiştirir?

Türkiye’nin
farklı ülkelerle yaptığı enerji ortaklığı, bölgesel enerji denkleminde
Türkiye’nin gücünü artırıyor. Yeni enerji anlaşmaları için bölge ülkelerinin
dikkati de ilgisi de Türkiye’ye çeviriyor.

Türkiye ve İsrail
ilişkilerindeki can damarı Filistin meselesi. Özellikle AK Parti’nin iktidara
gelmesiyle Türkiye’nin bu konuda gösterdiği hassasiyet arttı. Filistin fay
hattına rağmen, devam eden ekonomik ve diplomatik ilişkilerin dönüm noktası ise
2009 yılında, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “One Minute”
ifadesiyle simgeleşen çıkışıydı.

Aradan bir yıl
geçtikten sonra ise, 31 Mayıs 2010’da Mavi Marmara saldırısı
gerçekleşti. O tarihten sonra Türkiye’nin İsrail’e karşı olumsuz tavrı tüm
ara bulma girişimlerine rağmen değişmedi. Türkiye’nin İsrail’le diplomatik
ilişkilerin başlaması için öne sürdüğü şartlar vardı. 6 yıl sonra İsrail bu
şartları kabul etti.

İsrail’in zaten
sorunlu ilişkileri var bölge ülkeleriyle. Türkiye’yi de karşısına almasıyla
iyice yalnızlaştı. Ancak İsrail’in Türkiye’yle yeniden diplomatik ve
dolayısıyla da ekonomik ilişki kurma istemesinin asıl sebebi bu yalnızlık
değil, enerji.

2010’dan sonra
küresel enerji denkleminde dinamikler yerinden oynadı. Özellikle bölgede
enerji alanında önemli gelişmeler yaşandı. Doğal olarak
da İsrail, bölgesel enerji denkleminin dışında kalma ihtimaline karşı
yeni arayışların içine girdi.

PEKİ İSRAİL’İ ENDİŞELENDİREN
BÖLGESEL ENERJİ DENKLEMİNDE NELER DEĞİŞTİ?

Türkiye,
Azerbaycan gazını hem kendi tüketimi için hem de bu gazın Türkiye
üzerinden AB ülkelerine taşınması için TANAP projesini başlattı.
Azerbaycan ile gerçekleşen bu dev projeye katılmak için bölgede birçok enerji
aktörü, Türkiye ile yakınlaşarak ortak enerji projeleri gerçekleştirmeyi
hedefliyor.

İran’a uygulanan
yaptırımların kaldırılmış olması, enerji denkleminde önemli bir aktör
olarak İran’ın tekrar öne çıkmasını sağladı. İran’ın dünya piyasalarına ulaşmak
ve en önemli kaynağını gelire dönüştürmek için çok istekli olduğu ortada.

Irak Kürt Bölgesel
Yönetimi (IKBY) ise uluslararası piyasalara doğal gazını ve petrolünü
satma konusunda, merkezi hükümet ile yaşanılan sorunlara rağmen, Türkiye ile bu
yolda yürümeye kararlı.

Rusya ile
yaşanan uçak krizi sonrasında Rusya’yla planlan Türk Akımı projesi rafa
kalktı. Rusya’ya doğal gaz bağımlılığı yüzde 50’nin üzerinde olan Türkiye’nin
bu kriz karşısında alternatifler ararken, bölgede alternatif olmak isteyen bir
çok ülke oldu.

Bu yüzden, dünyanın
en büyük LNG ihracatçısı olan Katar ile olası bir enerji krizine
karşı uzun vadeli ve düzenli LNG ithalatı yapılmasını sağlayacak ön mutabakat
anlaşması imzalandı. Bu kapsamda kurulması öngörülen gaz depolama ve
gazlaştırma terminallerinin yapımı için yeni bir dönem başladı.

Türkiye’nin farklı
ülkelerle yaptığı enerji ortaklığı, bölgesel enerji denkleminde Türkiye’nin
gücünü artırıyor. Yeni enerji anlaşmaları için bölge ülkelerinin dikkati de
ilgisi de Türkiye’ye çeviriyor.

Tüm bunlara
karşı İsrail’in enerjideki karnesi ise pek iyi görünmüyor.

İSRAİL
ENERJİ DENKLEMİNİ NASIL DEĞİŞTİRECEK?

Bölge ülkelerinden
Mısır ve Ürdün ile yapılan anlaşmalar için gereken altyapının kurulması
çalışmalarına henüz başlanmadı. İsrail’in 2009
yılında Leviathan ve Tamar bölgelerinde keşfettiği doğal
gazı nereye satacağı, bu ihracatı nasıl gerçekleştireceği ise yine bir soru
oluşturuyor. Doğal gazı LNG olarak mı yoksa boru hatlarıyla mı taşıyacak?
Üstelik bu transferin gerçekleşmesi için yatırıma, yatırım için de milyar
dolarlarla ifade edilen finansmana ihtiyaç var.

Bu durumda Türkiye,
doğal gazın transferinde düşük maliyetli ve güvenli bir güzergâh sunuyor. İsrail,
Türkiye’ye doğal gaz ihraç ederken aynı zamanda AB pazarına doğal gazı
taşıyabilecektir. Aksi takdirde, İsrail’in Türkiye olmadan uluslararası
piyasalara çıkması zor.

Dolayısıyla, doğal
gaz arz ve talep eden ülkeler arasında doğal bir köprü görevi gören ve enerji
merkezi olmak isteyen Türkiye’nin coğrafi konumu İsrail için en uygun rota
olarak gözükmektedir. Ancak, Türkiye sahip olduğu avantajını iyi
kullanırken bu bölgede çıkarılacak gazın Filistin gazı olduğu unutulmamalı.

ENERJİ DENKLEMİ YENİ HAMLELERE AÇIK

Kuzey
Irak’ın TANAP ile İsrail’in de yeni yapılacak projeler
ile AB pazarına girmesi Rusya ve İran’ın bölgede yıllardır
sürdürdüğü hakimiyet alanını daraltacaktır.

Bu bağlamda
keşfedilen doğalgazın daha az maliyetle AB pazarına Türkiye üzerinden
gitmesini isteyen İsrail, Rusya ve İran’ın da bulunduğu
pazarda bir rekabet ortamı oluşturmak için çabalayacaktır. Özellikle İran’ın
Türkiye’ye yüksek fiyatlardan ihraç ettiği doğalgaz fiyatlarında İran’ın tekrar
revizyona gitme ihtimali çok yüksek.

İsrail’in enerjide
söz sahibi olması, Türkiye’yle olan ilişkileriyle doğrudan
ilgili. İsrail’in anlaşma isteğini diplomasinin yanı sıra enerji
dinamikleriyle birlikte değerlendirmek ve ona göre hareket etmek gerekiyor.

Çünkü, Türkiye’nin
atacağı her adım hem Filistin’in geleceğini, hem de bölgesel enerji denklemini
belirleyecek.

Başımız sağolsun

Atatürk
Havalimanı’ndaki terör saldırısında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, tüm
ülkemize başsağlığı diliyorum.

Doğalgaz Depolaması
Neden Önemli?

Enerji
arz güvenliğinin sağlanması ve dolayısıyla fiyat dalgalanmaların azalması,
başta da enflasyon oranının düşmesine katkı yapacaktır.Geçmiş dönemlerde enerji
fiyatlarında sürekli hale gelen artışlar hem enflasyonun artışına hem de
enflasyonun yüksek kalmasına neden oldu.

Türkiye’nin
Rusya’ya doğalgaz bağımlılığı yüzde 54 oranında. Dolayısıyla iki ülke
arasındaki herhangi bir sorun sonrasında akla gelen ilk konu “doğalgaz” oluyor.

Rusya ile
yaşadığımız uçak krizi aslında Türkiye’nin enerjide yeni politikalar
geliştirmesini, alternatifler oluşturmasını ve kendi gücünü görmesini
sağladı. “Kötü komşu ev sahibi yaptırırmış” atasözü enerji
politikalarında kendini gösterdi.

“Rusya doğalgazı
keser mi? Doğalgaz kesilirse yeterli doğalgazımız var mı?” soruları
karşısında alternatiflerden birisi de depolama tesisleri. Dolayısıyla,
doğalgazda depolama tesislerinin ülke gündemine gelmesinde, Rusya’yla yaşanan
uçak krizinin büyük katkısı var.

Bu dönemde, krizin
fırsata çevrilmesi noktasında, doğalgaz depolama, LNG ve enerji arz güvenliğini
sağlama konusunda hem sahada gerçekleştirilen çalışmalar hem de yasal alt
yapının tamamlanması içinEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın
ortaya koyduğu çabalar, umut veriyor.

Bu amaçla, Türkiye’nin
artan enerji tüketimine karşın enerji arz güvenliğini sağlama noktasında tek
bir kaynağa ve ülkeye bağımlı kalmadan alternatif arayışlarında LNG
terminallerinin yanında geçmişte ihmal ettiği doğalgaz depolama tesisleri
için yeni yasalaşan enerji yasasında depolamayla ilgili çok önemli bir
madde var.

Buna göre, doğalgaz
ithal eden firmaların ithal ettikleri doğal gazın depolama oranı yüzde 20’ye
çıkarıldı. Daha önce bu oran yüzde 10’du.

DOĞALGAZ
DEPOLAMASININ FAYDALARI

Doğalgaz
depolaması, doğalgaz arzında yaşanabilecek teknik bir sorundan kaynaklı
aksamalara karşın stratejik rezerve sahip. Doğalgaza talebin en çok arttığı kış
dönemlerinde görülen kısa süreli aşırı talepleriyaz dönemlerinde özellikle de
soğutma amaçlı olarak kullanılan elektrik üretiminde artan talebi karşılamak
için ve doğalgaz boru hattı sistemlerindeki akışı dengelemek için önemli.

En önemlisi de
doğalgazı ithal ettiğimiz yanı başımızdaki ülkelerin siyasi ve jeopolitik
durumunu göz önünde bulundurursak, oluşabilecek fiyat dalgalanmalarını
azaltmak için depolama tesisleri daha da fazla önem kazanıyor.

Türkiye, doğalgazda
bu defa işini şansa bırakmadan, ihmal etmeden, enerji arz güvenliğini sağlamak
ve yeni bir “Kış ortasında gaz kesilir mi? Kesilirse ne
olur?” baskısı ve stresini yaşamamak için boru hatları ile gelen gazın
depolanmasını hızlandırıyor.

Bu depolama ile
toplanacak doğalgaz ve beraberinde LNG terminallerinde depolanan doğalgaz
sayesinde Türkiye, doğalgaz arzında herhangi bir sorunla karşılaşsa bile,
uzun süreli doğalgaz rezervine sahip olacak.

Diğer yandan,
Türkiye’ye doğalgaz arz eden ülkelerin gerçekleştirdikleri doğalgaz
transferinde belli bir oranda Türkiye’de depolama yapma zorunluluğu getirilmesi
Türkiye’yi daha da rahatlatacaktır. Belki de doğalgaz arz eden ülkelerin
artması ve küresel piyasalarda oluşan rekabet ile bu şartın ülkelerle
yapılacak yeni kontratlarda yer alması yeni dönemde daha kolay olacaktır.

ENERJİ FİYATLARI,
ENFLASYON VE FAİZ İNDİRİMİ

Enerji arz
güvenliğinin sağlanması ve dolayısıyla fiyat dalgalanmaların azalması, başta da
enflasyon oranının düşmesine katkı yapacaktır.Geçmiş dönemlerde enerji
fiyatlarında sürekli hale gelen artışlar hem enflasyonun artışına hem de
enflasyonun yüksek kalmasına neden oldu.

Son dönemlerde
enerji fiyatlarında yani petrol fiyatındaki azalış, Türkiye’de hem enflasyonun
düşmesine hem de dış ticaret açığının dolayısıyla cari açığın azalmasına ve
cari açığın sürdürebilir seviyeye gelmesine yardımcı oldu. Bu durum, yeni
dönemde merkez bankasının da faiz indirimlerine başlamasını motive etti.
























































































































Son açıklanan Mayıs
ayı düşük enflasyon rakamları ve ABD’den gelen düşük istihdam rakamları
nedeniyle ABD Merkez Bankası’nın (FED) Haziran ayı itibariyle yapılması
planlanan faiz artışını ertelemesi olasılığı, Merkez Bankası’nın bu ay da
faiz indirim yapma konusunda bir alan bulmasına katkı sağlayacak gibi.