GEORGE SOROS & KÜRESEL FİNANS ÖRGÜTLERİ

KÜRESEL FİNANS ÖRGÜTLERİ /// ÖMER ÖZKAYA : Küresel kurulu düzenin ticari aklı nasıl çalışıyor ?

Küresel kurulu düzenin ticari aklı nasıl
çalışıyor ? 

Uluslararası borç
krizlerini çözerken finans piyasalarında özellikle bankacıların analizleri ve
istihbaratları göz önüne alınır. Klasik işleyiş genelde bellidir, verilecek
borç geri döner mi, borç alan borcu nasıl ödeyecektir sorularına cevap aranır.
Borç alan kişi, şirket veya devlet bu soruya bazen “ödeme imkânım yok” şeklinde
de cevap verebilir ki zaten istihbari raporlar ödeme kabiliyeti hakkında
yeterli bilgiyi vermektedir. Bankacılar normal bankacılık kriterlerini göz
önüne alırsa kredi muslukları inanılmaz derecede az çalışır. 

İşte bu nokta “siyasi
irade” ve küresel hegemonların ticari zekâsı devreye girer. Burada zekâ, günlük
olaylardaki gibi işlemez, bir anda bambaşka “akıllar” devreye girer, analiz ve
projeksiyon teknikleri değişir. Siyasi, askeri, istihbari, diplomatik, etnik,
dini, jeopolitik, jeostratejik, zirai, endüstriyel, kültürel geniş bir
parametreler zinciri oluşur. Küresel hegemonlar “siyasal” bir kredi kararı
verirler. Bu çok geniş ideolojik, kültürel ve özellikle jeopolitik içerik
taşısa da birçok irrasyonel parametre de devrede olur. 

ABD’deki son finansal
krizdeki kurtarma ve feda etme operasyonları iyi analiz edilirse küresel
hegemonların ekonomik, finansal, mali ve ticari karar alma süreçlerinin
gerçekten sürekli değişen senaryolar ile birlikte ele alınmakta olduğu
görülecektir. 

Bu noktada küresel hegemonların yerel ve bölgesel “akıllar”a ciddi ihtiyacı olur,
önce yerel ve bölgesel “akıl” inşa edilir. Çünkü istemin işleyişinin rasyonel,
siyasi, jeopolitik ve sair parametrelere uygunluğu gözetilir.
 

Bu bağlamda İran Şah’nın
küresel hegemonların nasıl bir ekopolitik ve mali politik karar alacağını
öngörmesi gerekirdi. Yüzyılların birikimine sahip Fars aklı ve istihbaratı, bu
noktada gerekli analizleri yapamadı. Çünkü küresel değil bölgesel bir
vizyonları vardı. Sasani İmparatorluğu veya İran Şii İmparatorluğu, küresel bir
iddia sahibi değildi. Doğal olarak
küresel vizyon ve iddialar, yerel, bölgesel ve dinsel içerikli olanları sürekli
yener.
Bunun gibi birçok küresel, finansal, ticari, mali,
jeopolitik ve jeostratejik yerel vizyonlar farklı değerlendirilir. Şah ve
istihbaratı bu çok önemli detaylar tartelasını atlayınca Yamani’nin ve Fahd’ın
vizyonuna mağlup oldu. 

Kur ve ticaret savaşlarında, mali ve finansal
operasyonlarda ayakta kalabilmenin temel şartı, oluşacak paradigmayı öngörmek
ve hatta inşa etmekten geçer.
 Bu da dev bir ekonomik istihbarat faaliyeti, ciddi
sayıda uzman istihdamı ve küresel hegemonların aklına tesir etmekten
geçer. 

Bu noktada Suudi
Arabistan ciddi bir paradigma değişimine gitti. Tutucu ve dinsel boyutu,
seküler ve laik boyutla değiştirdi. Hanedan Konseyi’nin 1978’de oluşturduğu
siyasal, dinsel ve küresel vizyonu uygulamaya aldı ki bunlar siyasal ve dinsel
düzenlemeler gibi görünse de tümü ile finansal, ticari ve mali önlemler ile
ilgilidir. İran yine tarihte olduğu gibi bölgesel bir atak yaparken küresel
ekonomik tsunamiye yakalandı. Neoliberal
kapitalizmin her büyük krizi, Suudi Arabistan, İran, Irak ve Türkiye’de siyasal
ve ekonomik değişimler üretmiştir.
 Türkiye’nin başkanlık sistemi ile bir ön alma çabası, kur saldırıları
ile karşılık buldu.
 Küresel paradigmayı ve operasyonları
öngörebilirsek bu tsunamiyi de atlatırız. Bunun için küresel kurulu düzenin
finansal, ticari, mali ve jeopolitik aklının nasıl çalışacağını ve ne tür bir
senaryo yazdığını irdelemeliyiz. 


















Sonuç olarak her borç,
borç olmadığı gibi her alacak da alacak değildir. Küresel hegemonların mali,
ticari ve finansal aklının iç ve dış aksamının birinci kuralı budur.