Yayınlandı: 11.10.2018 00:00
Henüz güncellenmedi

BÜROKRASİ & DEVLET & EMNİYET & CUMHURBAŞKANLIĞI – BAŞKANLIK

DEVLET KURUMLARI DOSYASI : DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI “TARİKATÇİ” OLMAYAN PERSONELİ KOVUYOR /// İŞTE TİRAJİK DURUM

Rockçı imam : Tarikatçı olsam ihraç edilmezdim


Meslekten ihraç edilen ‘rockçı imam’ Muhsin Tüzer,
“Tarikat mensubu olsam meslekten ihraç edilmezdim. İlahiler icra etsem, takdir
ederlerdi” dedi. Tüzer, “Bu yaşadıklarımı hak etmedim. Burada aydınlık ve
karanlığın savaşı var. Bu davanın kazanılması, aşılmaz denilen duvarların
aşılması için bir adım olacak” diye konuştu.


Antalya’nın Kaş ilçesindeki Pınarbaşı Camii’nde imamlık yaparken,
arkadaşıyla ‘FiRock’ adlı bir müzik grubu kuran ve ‘rockçı imam’ olarak bilinen
47 yaşındaki Ahmet Muhsin Tüzer, meslekten ihraç edildi. Gerekçe ise,
“Atamalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda itikat, ibadet, tavır,
hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun bilinir olması şeklindeki ortak
nitelik şartını kaybettiği” olarak gösterildi.


Türkiye’nin yanı sıra ABD ile Portekiz’de konserler de veren
Tüzer, konuyu yargıya taşıyacağını dile getirerek “Bu soruşturma hakkaniyetli
ve adaletli olmadı. Tarikat mensubu olsam meslekten ihraç edilmezdim” dedi.







Birgün gazetesinden Mehmet Emin Kurnaz’a konuşan Tüzer, “Rock müziğin
İslamiyet’e aykırı bir yönü olduğunu düşünmek bir çeşit bağnazlık, bir bütünlük
fikrinin yeterince olgunlaşmamış olması söz konusu. Kendi bildikleri inanç
sisteminin en doğru olduğunu iddia ediyorlar. Dolayısıyla kendi kafaları
dışındaki diğer inançları, ideolojileri hep düşman olarak görüyorlar. Benim
içinse rock olmuş, caz olmuş, blues olmuş fark etmiyor, neyle ifade ederse
kendini insan, o bir güzelliktir” ifadelerini kullandı.


‘KAFALARIMIZ
HAKİKATTEN UZAK OLDUKÇA HEP DÜŞMAN YARATMA SÖZ KONUSU OLUYOR’


Tüzer, “Ben bugün Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışan diğer
imamlar gibi, yani onların istediği profilde olsam atılmazdım. Mesela tasavvuf
musikisi icra etsem, alkış alırdım. İlahiler, kasideler icra etsem, takdir
ederlerdi. Ama rock müzik olunca böyle oldu. Ben bu günlerin de geçeceğini,
insanların bunlara da alışacağına inanıyorum. Ama kafalarımız hakikatten uzak
oldukça hep bir düşman yaratma söz konusu oluyor. Kendimiz gibi olmayan her
şeyi kafalarımızda yarattığımız algılarla, kendi tarafımızda olmadığı için
öteki haline getiriyoruz” diye konuştu.


Diyanet’in kendisi hakkındaki suçlamalarına yanıt veren Tüzer,
şunları söyledi:


“Diyanet’ten birkaç kişinin bana kafayı taktığını, ismini vermek
istemediğim birileri bana iletti. Soruşturma maalesef adaletli olmadı, beni
mahkemelerde susturamadılar, haklı çıktım. Beni Balıkesir’e sürdüler,
Diyanet’ten atmayı amaçladılar ve en sonunda başardılar. Hakkımda yapılan
iftiralar da var. Mesela, izinsiz konserlere çıktığım, namaz vakti camide
olmadığım yönünde. Bakınız ben hepsinin belgesini önlerine koydum. Kaymakamın
izniyle konsere çıktığımı gösteren belgeyi koydum. Para aldığımı iddia
etmişler, bir kuruş bile para almadım. Hatta kendi cebimden çıktı, onların da
belgesini belediyeden aldım. Yani Kaş Müftülüğü, Kaymakam’ın verdiği karara
saygı duymuyor. Kaymakamlık destek olurken müftülük engel oluyor. Portekiz
konserine gitmem de büyük desteği eski Kaş Kaymakamı verdi. Bir de şu var,
bazen itikadi konularda birkaç arkadaş toplanır konuşuruz. Bu defa ilginçtir
konuşmalarım birileri tarafından cımbızla çekilerek Diyanet’e iletiliyor. Bu
konuda da dava açacağım. Başından beri beni sevmediler. Ben ülkeye çok hizmet
ettim, yurtdışında konserler verdim. Bu yaşadıklarımı hak etmedim. Burada
aydınlık ve karanlığın savaşı var. Bu davanın kazanılması aşılmaz denilen
duvarların aşılması için bir adım olacak diye düşünüyorum.”