Yayınlandı: 09.02.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

ERMENİ SORUNU & SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI

ERMENİ SORUNU DOSYASI : FRANSA, 24 NİSAN’I SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM ANMA GÜNÜ İLAN ETTİ


FRANSA, 24 NİSAN’I SÖZDE
ERMENİ SOYKIRIM ANMA GÜNÜ İLAN ETTİ




Hazel ÇAĞAN ELBİR


Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 24 Nisan’ı sözde
“Ermeni soykırımını anma günü” ilan etme vaadini yerine getireceğini
bildirmiştir. 5 Şubat 2019 (dün) tarihinde, Fransa Ermeni Organizasyonları
Koordinasyon Konseyi’nin (İng. Coordination
Council of Armenian Organizations in France
) resepsiyonunda konuşan
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 1915 olaylarını “Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan
Ermenilerin canice öldürülmesi” olarak adlandırmıştır. Burada Macron, hem
tarihi olarak hem de siyasi olarak “unutkan” ve “adaletsiz” bir kişi olduğunu
bir kez daha ortaya koymuştur.


Hatırlanacağı üzere, 2001 yılında 1915 olaylarının
sözde soykırım olarak tanınmasının ardından Fransa Parlamentosu, 2006 yılında
1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının reddedilmesinin suç sayılmasını
öngören yasa teklifini onaylamıştı. Ancak, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas
Sarkozy söz konusu teklifin senatoya gelmesinin önüne geçtiği için yasalaşması
mümkün olmamıştı. 2011 yılında ise, Fransa Parlamentosu, Ermeni iddialarını suç
sayan yasa teklifini oy çokluğu ile kabul etmişti. Ancak 2017’de, Fransa
Anayasa Mahkemesi, “bazı suçların reddinin suç sayılması” ile ilgili yasasının
ilgili hükmünü iptal etmişti. Daha önce “Ermeni soykırımı yok” fikrini savunan
kişilere ceza verilmesinin önünü açan yasa, ifade özgürlüğüne engel teşkil
ettiği ve tarihi çalışmaları siyasetçilerin müdahalesine açık hale getirdiği ve
orantısız bir saldırı olduğu gerekçesi ile geçerliliğini yitirmişti. Bu güncel
tarihi süreç ışığında, Fransa’nın Ermeni iddiaları konusunda yıllar boyunca
Türkiye’ye karşı propagandasının Fransa’nın iç ve dış siyasetinin vazgeçilmez
bir parçası olarak devam ettiği görülmektedir. 2017’de, “Ermeni soykırımı”
olmadığını savunan kişilere ceza verilmesini öngören bir yasanın, daha sonra
iptal edilmiş olsa da, geçmiş olması dahi siyasi çıkarlar uğruna verilmiş başka
bir karardır. Düşünce özgürlüğü fikrini en çok savunan Fransa’nın daha iki yıl
öncesine kadar kendisi ile çelişmesi yeteri kadar güven sarsıcıdır ve bu
tutarsızlık Fransa’nın gerektiğinde savunduğu değerleri göz ardı edebileceğini
ortaya koymaktadır.


Bugün Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 24
Nisan’ı sözde soykırımı anma günü ilan etme kararı da şaşırılacak bir gelişme
değildir. Neden Erivan’da düzenlendiğine hala anlam verilemeyen Frankofoni
Zirvesi’nde (11 Ekim 2018), 24 Nisan’ı sözde soykırım günü olarak ilan
edeceğinin teminatını vermiş olan Macron, bu vaadini hem iç siyaset hem de dış
siyaset için kullanmaktadır. Sözde soykırım anma gününü ilan ederken “Fransa
tarihle yüzleşir. Gelecek birkaç hafta içerisinde söz verdiğim gibi 24 Nisan’ı
Ermeni soykırımı anma günü ilan ediyoruz.” ifadesinde bulunmuştur. “Tarihle
yüzleşme” noktasında Fransa’nın üzerine düşen görevleri yaptığını söylemek mümkün
değildir. Çelişkili ifadelerde bulunan Fransa’nın bizce unutkan olması ve
adaletsiz davranması, kirli sömürgeci geçmişini, özellikle Cezayir’deki
katliamlarını, Ekim 1961’de, Paris’te sayıları 200’e yakın Cezayirli
bağımsızlık aktivistini vahşi bir şekilde katlettiğini unutmasından ve
Türkiye’ye yönelik saldırılarında tarihi adil bir şekilde yorumlamaktan
kaçınmasından kaynaklanmaktadır.


Ayrıca, IŞİD’le mücadele, insan hakları ve sivil
özgürlüklerin yanı sıra soykırım konusunda da Türkiye ile fikir ayrılıkları
olduğunu söyleyen Macron, yakın geçmişte ırkçı Ermeni teröristlere kol kanat
germiş ve günümüzde de fanatik Ermeni söylemlerine en fazla destek veren
liderlerden biri olmuştur. Ayrıca bugün, terör örgütü PKK’nın uzantısı PYD ile
Suriye’de işbirliği yaptığı da ortadadır. Konu 1915 olayları olduğunda, Fransa
kendi payına düşen sorumlulukları unutmaktadır. Oysa, Fransa’nın Afrika’da ve
Güneydoğu Asya’da işlediği insanlık suçları tarih kitaplarında Fransa’nın genel
yaklaşımını ortaya koymaktadır. 


Sömürgecilik ve insanlığa karşı suç denildiğinde ilk
akla gelen isim olan Fransa, görünen o ki bu ününden sıkılmış ve bu kanlı
geçmişini perdelemek üzere Türkiye’yi gözüne kestirmiştir. Ancak unuttuğu
husus, tarihin yanılmazlığı ve daima son sözü söylediğidir.