Yayınlandı: 01.03.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

GIDA & GDO (Hormonlu Gıdalar)

GDO (HORMONLU GIDA) DOSYASI : TEK YANLI BAĞIMLILIK GDO !!


Prof.
Dr. Mustafa Kaymakçı
 ”Tarım
Bağımsızlıktır’’ adlı kitabında, tarımın dünü ve bu günü hakkında öylesine
önemli bilgiler veriyor ki, bunları okudukça eğer hemen önlem almaz isek yarın
bizleri nasıl bir tehlikenin beklediğini apaçık görebiliyoruz. GDO hakkında ki
bazı  önemli bilgiler şöyle;


GDO’lu
ürünlerin üretilmesi ve tüketilmesi konusunda bilim insanları ikiye bölünmüş
durumda.  Bir kesim bunların insan ve hayvan sağlığına zarar
vermediğini düşünürken, diğer bir kesim ise GDO’nun insanlık için yararsız
hatta zararlı olduğunu düşünüyor.


Özellikle
çok tartışılan bir konu GDO hakkında şu bilgiler yer alıyor;


Genetik
yapısı değiştirilmiş bitki ve hayvanlara Transgenik bitki, ya da transgenik
hayvan deniyor.


GDO’lu ürünlere dayalı
tarım  ağırlıklı olarak ABD, Kanada, Arjantin, Çin ve Hindistan’da
yapılıyor.


GDO’lu ürünlerin başında mısır, soya, pamuk,
domates, pirinç ve bazı balık türleri geliyor.


GDO’lu tohumları üretenlerle en büyük tarım
ilaçlarını satan firmalar aynı.


Başta, Monsanto, Delta, Dupont, Syngenta,
Bayer gibi firmalar  hem GDO’lu tohum satışından, hem de tarım
ilaçlarının satışından yüksek cirolara sahip firmalar.


Üçüncü
dünya ülkelerinde bu firmaların bayiliğini yapan  bilim insanları
bile var.


GDO’lu tarımı önerenler verim artışını ön
plana çıkarsalar da bir çok bilim adamı bunun doğru olmadığını kanıtlamıştır.


GDO’lu tarım yapılan Arjantin’de yabancı ot
ilacı kullanımı 14 kat artmıştır.


GDO’lu tarım büyük işletmelerde yapılıyor.
Bu işletmeler işçi tasarrufu nedeniyle bu tarımı tercih ediyorlar.


Tohum
üreten firmalar aynı zaman da tarım ilacı da sattıkları için GDO’lu üretimde
hem hazır tohum hem de tarım ilaçları birlikte alınmak zorundadır. Çiftçiler
bir şekilde bu şirketlere bağımlı duruma gelmektedir.


GDO’lu tarım yapan Arjantin ve Hindistan’da
ne yazık ki çiftçiler köylerini terk etmiş, endüstriyel tarım çiftçinin
görevini makinelerle yapmaya başlamıştır.


GDO’lu  tohumlarla tarım
yapılması, yerel çeşitlerin kullanımını azaltıyor.


Tek
tip tohum kullanılması sonucu biyo çeşitlilik yok ediliyor.


GDO’lu tohumlar yerel tohumlara da
bulaşıyor, bulaşma sonucunda   ABD ve Kanada’da yaşanan örneklerde
bazı şirketler tohum çalma suçlamasıyla çiftçileri mahkemeye bile
verebiliyorlar.


GDO’lu endüstriyel tarım, dünya halklarının
geleneksel beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor.


GDO’lu ürünler insan sağlığına zararlı.


Bağışıklık
sistemini çökertiyor.


Alerji,kısırlık,
kanser, gibi bir çok sağlık sorununu yaratıyor.


Yakın
dönemlerde yapılan bir çalışmada, yeni doğan bebeklerin göbek bağı hücrelerinde
ot öldürücü ilaç olarak kullanılan bir ilacın kalıntılarının saptandığı
açıklanmıştır.


GDO’lu tarım, çevre sağlığına büyük zararlar
veriyor. GDO’lu bitkilerin kalıntılarındaki toksik maddeler suya ve toprağa
geçiyor.


GDO’lu tohumlar hayvansal ortamlarda yararlı
akraba türlerin yok olmasına ve yeni zararlı türlerin oluşmasına neden
olmaktadır.


GDO’lu tohumlar için geliştirilen ot
öldürücüleri, otlar dışındaki bütün bitkileri öldürmektedir.


Kısacası
GDO’lar tarımda verimliliği arttırmıyor, ilaç kullanımını azaltmıyor, tek yanlı
bir bağımlılık yaratıyor ve istihdamı olumsuz etkiliyor. Aynı zamanda bio
çeşitliliği yok ediyor.


İnsan
ve çevre sağlığını da geriye dönülmez bir şekilde olumsuz olarak etkiliyor.


GDO’ları
yaratan küresel kapitalizm, beslenme şeklimizi değiştirmek isterken;


Böylece
dünya da tek tip beslenen, onların istediği şekilde yaşayan, düşünen insan
toplulukları oluşturmaya mı çalışıyorlar?


Kapitalizm
dünyayı şekillendirme  yolunda mı ilerliyor?


Yol
yakınken, bizi bekleyen tehlikeler apaçık önümüze serilmişken, çevremizden
başlayıp, toprağımıza, ağacımıza, çiçeğimize, böceğimize, suyumuza en çok da
tohumlarımıza sahip çıkalım….


Çünkü;   bir
avuç tohum bir ömür bağımsızlıktır.