Yayınlandı: 03.03.2019 00:00
Güncellendi: 19.08.2022 22:36

İRTİCA & LAİKLİK & TÜRBAN KONUSU & İSLAMİ CİHAD

İRTİCA DOSYASI /// SONER YALÇIN : ATATÜRK KIZDI


SONER YALÇIN : ATATÜRK KIZDI !!!




Önce bazı bilgiler aktarayım:


Daru’l Erkam…


İslamiyet’in ilk mektebiydi.


Hz. Muhammet Mekke Safa
Tepesi’ndeki bu evde Müslümanlara İslam’ı anlattı.


Okullar zamanla mescitler-camiler
oldu.


İslamiyet’in ilk medresesini
Selçuklu veziri Nizamülmülk kurdu: Nizamiye Medresesi.


Osmanlılar da İslami eğitimi
medrese sistemine göre yürüttü. Büyük medreseler açıldı; Fatih Medresesi gibi…


17’nci yüzyılda medrese
müfredatından “akli ilimler” çıkarıldı! Medreselere taassup/ bağnazlık hâkim
oldu.


Osmanlı sık sık medrese
reformuna gitse de kimilerini kapatsa da çöküntünün önüne geçemedi.


1846’da Darülfünun
(üniversite) yapımına başlandı. Ayasofya Cami yakınına İtalyan asıllı mimar
Gaspare Fossati’ye üç katlı bina inşa ettirildi. Ödenek sıkıntısından 1864’da
bina tamamlandı. Halka açık eğitimlerin de verildiği bu okul -hoca takımının
etkisiyle- öğrenci yetersizliğinden kapandı!


Darülfünun-u Osmani 1870’de
açıldı. Öğrenciler “üç aylarda” halka dini eğitim verecekti. Fakat C.
Efgani’nin peygamberliğin sanat olduğunu söylemesi yüzünden 1872’de kapatıldı.


1874’de Darülfünun-u Sultani
açıldı; o da 1881 yılında kapandı.


II. Abdülhamit 1900’da
Darülfünun-u Şahane okulunu açtı. Dersleri II. Abdülhamit’in jurnalcileri de
dinliyordu!


1914 yılında yapılan
değişiklikle medreselere yeni düzen getirildi. Tüm medreseler
“Daru’l-Hilafeti’l-Aliyye Medresleri” adı altında toplandı.


Ve:


Cumhuriyet 17’nci yüzyıldan
beri sorun olan dini öğrenim meselesine çözüm bulmak amacıyla 3 Mart 1924’de
çıkardığı Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ile medreseleri lağvetti.
Dini öğrenim için İlahiyat Fakültesi açtı…


Geldik konumuza…


HURAFEYLE MÜCADELE


İstanbul İlahiyat
Fakültesi’nin öğretim kadrosunda değerli akademisyenler vardı:


Fuat Köprülü Şemsettin
Günaltay Şerafettin Yaltkaya M. Şekip Tunç İzmirli İsmail Hakkı İsmayil Hakkı
Baltacıoğlu M. Ali Ayni Yusuf Ziya Yörükan…


Keza… Arapgirli Hüseyin
Babanzade Ahmet Naim Hocazade Mustafa Asım Ahmet Hamdi Aksekili gibi isimler ve
Fransız George Dumezil gibi Avrupa’dan gelen hocalar da bulunuyordu.


Osmanlı Devleti neden yıkıldı?


Bu soru…


Cumhuriyet kadrolarının
basınının olduğu gibi İlahiyat Fakültesi’nin de gündemindeydi.


Kimine göre Osmanlı’nın
batışının sebebi…


Medreselerden “akli ilimlerin”
çıkarılıp İslam’ın hurafeye boğulmasıydı.


O halde…


Hurafeyle mücadele esas konuydu.


İyi de…


Osmanlı bu sorunu yok etmek
için modern okullar açmış medreselerin müfredatını değiştirmiş ama sonuç
alamamıştı. Yeni usul-yöntem ne olmalıydı?


Yeni yol Türkçe idi.


İslam halka konuştuğu dilden
anlatılarak hurafeyle mücadele edilebilirdi.


Bu amaçla…


İlahiyat Fakültesi hocaları
dergi çıkardı. Yazdıkları makalelerle dini ve kültürel hayata katkıda bulunmaya
başladı. Ve…


Tarih: 19 Haziran 1928.


İlahiyat Fakültesi hocaları
“Dini Islahat Beyannamesi” hazırladı.


Dediler ki:


“İbadet lisanı Türkçe
olmalıdır. Ayetlerin duaların hutbelerin Türkçe şekilleri kabul ve istimal
edilmelidir. ”


Güzel…


Ancak:


REFORM DEĞİL ŞEKİLCİLİK


Dönemin “Vakit” gazetesi…


20-21 Haziran 1928
tarihlerinde “Dini Islahat Beyannamesi” metnini yayınladı.


Ortalık karıştı…


Atatürk çok kızdı…


Mesele “Türkçe ibadet”
değildi!


İlahiyat Fakültesi hocalarının
bazı talepleri şaşırtıcıydı:


– Camilere sıralar konulsun…


– Camilere temiz ayakkabıyla
girilsin…


– Camilerde musiki aletleri
çalınsın…


Bu reform beyannamesi nasıl
hazırlanmıştı?


Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu’na
göre olay şuydu:


“İlahiyat Fakültesi’nde
toplantı vardı. (…) İlahiyat profesörleri fakültenin kapatılması ihtimalini
düşünerek üzülüyorlardı. Bu durumu gören Fuat Köprülü şu sözleri söyledi: ‘Siz
bu fakültenin yaşamasını istiyorsanız dini reform hakkında rapor hazırlayın
hükümet sizden bunu bekliyor’ dedi…”


Fuat Köprülü kim? Türkçe ezan
okunmasına son veren Demokrat Parti’nin ilk dört kurucusundan biri!


DP’li Samet Ağaoğlu “Babamın
Arkadaşları” kitabının ikinci cildinde “En Genç Ama En Vefasız” başlığıyla Fuat
Köprülü’yü anlatır:


“Babamla ve bizlerle yakınlığı
babamın siyasi hayattaki iniş ve çıkışlarına göre ayarlı. Yalnız bize değil
İttihatçı bütün dostlarına karşı Ziya Gökalp’e karşı da öyle. Onun bu davranışı
babam ölünceye kadar değişmedi. Zaferden sonra babam ikbaldedir; bu arkadaşı da
hep yanında. Babam gözden düşmüştür; o da meydanda gözükmüyor!”


“Dini Islahat Beyannamesi” hazırlanmasının
sebebi Fuat Köprülü’nün “siyasi ikbal”hedefiydi. Peki…


1928’de “dini ıslah
beyannamesine” öfke duyan Atatürk 1932’de “Türkçe ezan” okunmasına niçin destek
verdi? Çünkü:


Camiye sıra koyma camiye
ayakkabıyla girme gibi sözde reformların İslam ile ilgisi yoktu. Şekilcilikti
bunlar…


Aslolan… İslam’ı herkes
tarafından anlaşılır kılmaktı.


Sonuçta:


Bugün yüzyıllardır tartışılan
dini eğitim konusu “Türkçe ezan” polemiği ile sürüyor.


Aslında… “Türkçe ezan” değil
mesele; ezan üzerinden siyasi rant sağlamak.