İLETEN : ORHAN SELEN
FAİLİ MEÇHUL PATLAMA
Türkiye “faili meçhuller ülkeleri” sıralamasında ilk üç
sırayı alır.
Hatta hakkını yemeyelim birinci bile olur.
BİR GÜZEL İSTANBUL VARDI adlı kitabımda yer alan çok
önemli bir faili meçhul olayı anımsatmak istedim.
Bunun nedeni ve niçini yok. Sadece halkın gerçekleri
bilmesi gerektiğini düşünüyorum.
1949 kışı sanıyorum yumuşak geçiyordu.
Topçulardaki evin bahçesinde dut ağacında kurulu
salıncaktaydım.
Birden çok büyük bir gürültü oldu ve salıncaktan düştüm.
Eyüp yönünden dumanlar ve alevler yükseliyordu.
Dedem büyük bir patlama olduğunu söyledi. Patlamalar
birkaç gün sürdü.
Olanları sonradan öğrendik.
1949’un 2 Mart’ında, öğleden sonra saat beşi on geçe, art
arda gelen büyük patlamalarla sarsıldığımız olay silah fabrikasında meydana
gelmişti.
Haliç’te, Sütlüce sahilindeki bazı binalar havaya uçmuştu.
Önce çok şiddetli olan patlamalar sanki bir deprem
yaşanıyormuşçasına sonraki iki gün boyunca azalarak devam etti. Havaya uçan
bina bir silâh fabrikası, sahibi de Osmanlı İmparatorluğu’nun son senelerinde-
ki en güçlü adamı olan Harbiye Nâzırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın
sekiz yaş küçük kardeşi Nuri Killigil idi.
Nuri Paşa da o sırada fabrikada idi.
Ceset parçaları Sütlüce’nin yüzlerce metre ilerisine
yayılmıştı ama günlerce aranmasına rağmen Nuri Paşa’nın cesedine ait hiçbirşey
bulunamadı.
Kaç kişinin can verdiği bile belirlenemedi, ölü sayısı
resmî raporlara “27” olarak geçti ve Nuri Paşa’nın yerine sembolik olarak boş
bir tabut defnedildi.
Soruşturmanın ardından hazırlanan raporda patlamalara
laboratuvardaki bazı maddelere sıçrayan elektrik kıvılcımının sebep olduğu
yazılıydı ama ortada çeşit çeşit söylenti vardı. Halk, Nuri Paşa’nın Mısır ile
Suriye’ye silâh satması yüzünden, fabrikanın bu ülkelerin düşmanları tarafından
hazırlanan bir sabotaja uğradığına inanıyordu.
Konu daha sonra Meclis’e de geldi ve görüşmeler sırasında
bazı milletvekilleri de “olayın örtbas edildiğini” söylediler.
Gizlilik kararı alındı.
Faili meçhul patlama kapatıldı.
Tek parti yönetiminin keyfiliğini eleştirerek iktidara
gelep topprak ağaları partisi Demokrat Parti olayı araştırmadı.
Araştıramazdı da, çünkü DP aslında CHP’sinin devamıydı.
Oysa patlamadan sadece bir yıl sonra büyük çoğunlukla
iktidar olmuştu.
DP’sinin meclisteki sandalye sayısı aldığı oyla orantılı
değildi.
O zaman yürülükte olan çoğunluk sisteminin kaymağını
yemişti.
1950 seçimleri sakat sistemin doğurduğu bir sonuçla
karşımıza çıkar.
Demokrat Parti’nin CHP ‘yi ezdiği masalının gerçeğine
bakıldığında durumun hiç de öyle olmadığı anlaşılır.
Demokrat Parti : 4.242.381 oy alırken, CHP : 3.165.095 oy
almıştır.
Her yedi seçmenden dördü DP’ye , üçü ise CHP’ye oy
vermiştir.
Bunu neresi ezici zafer ?
Ancak bu oy sayısının meclise yansıması halk iradesini
yerle bir edecek şekildedir.
Demokrat Parti 416 milletvekili kazanıken CHP 69
milletvekili çıkarabilmiştir.
Demokrat Parti çok yakındığı bu seçim sistemini
değiştirmemiş, 1954 ve 1957 seçimlerine aynı sistemle gitmiştir.
Mecliste çok güçlü biçimde yer alan DP silah
fabrikasınfaki patlamayı araştırmaya gerek görmemiş hatta üzerini kapamıştır.
Konuyu ilginç yapansa 27 Mayıs darbecileri, daha sonraki
iktidarlar ve darbeciler de İlgilenme, araştırma gereği duymamışlardır.
Türkiye’nin yakın geçmişindeki bu gizemli olay
aydınlanmayı bekliyor…
Yoksa Türkiye’yi biz yönetmiyor muyuz?