Yayınlandı: 24.09.2020 11:09
Güncellendi: 13.02.2023 05:49

TERÖR

FETÖCÜ MEDYA DOSYASI : AKTİF HABER SİTESİ KAÇIRILAN ADAMLARI İÇİN TAYYİP REİS’İ SUÇLUYOR /// İŞTE BUYRUN

‘Tayyip Erdoğan’ın uzun
eli : Kaçırılan Türkler’

Erdoğan’ın uzun eli: Kaçırılan Türkler’ Haaretz Gazetesi,
Erdoğan’ın Kosova’dan kaçırttığı eğitimcileri yazdı.

İsrail’de yayımlanan Haaretz Gazetesi, özellikle Balkan
ülkelerinden kaçırılarak zorla Türkiye’ye getirilen ve Hizmet Hareketi üyeleri
olduklarından dolayı suçlanan ile suçlanan Türkiye vatandaşlarının durumu
hakkında bir makale yayımladı.

Michael Colborne ve Maxim Edwards imzalı makalede, eşleri
kaçırılan kadınların ifadelerine yer veriliyor.

Makalenin satırbaşları şöyle:

Türkiye, son yıllarda, Gülen Hareketinin 100’den fazla
üyesini “kaçırdı.” Halen Türkiye hapishanelerinde çürüyen Kosovalı adamların
eşleriyle konuştuk.Bir eşi ve babayı kaybetmek bir şey. Onu Türkiye’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gülencileri küresel ölçekte avlayan uzun
eline kaptırmak ise, bambaşka bir şey.

Yasemin Karabina’nın kocası Yusuf, Kosova’da yaşarken
Kosova istihbaratı tarafından bir sabaha karşı operasyonu ile kaçırılan altı
Türkiye vatandaşından biri.

Hepsi de Gülen Hareketi’nin okullarında çalışan adamlar,
iade edilerek, özel bir jet’le Türkiye’ye götürüldüler ve adamların aileleri
ile bağlantılı bir avukatın söylediğine göre, yolda işkence gördüler.

Cihan Özkan, Hasan Hüseyin Günakan, Kahraman Demirez,
Mustafa Erdem, Osman Karakaya ve Yusuf Karabina ismindeki altı adam,
Gülencilerin Türkiye’den Avrupa ve Amerika’ya kaçmalarına yardım etmek ve
Türkiye’nin aşağılayıcı bir şekilde Fethullahçı Terör Örgütü adını verdiği
gruba üye olmakla suçlandılar. Adamların fotoğrafları, onları F…’cü olarak
tanımlayan medyaya dağıtıldı.

Kosova medyasında “adam kaçırma” olarak tanımlanan olayın
üstünden altı ay geçmesine rağmen, adamların Kosova’daki aileleri ve
meslektaşları terörist faaliyetlerle ilgili suçlamalara bir anlam veremiyorlar.
Kosova’da ise bu ülkenin Türkiye ile ilişkileriyle ilgili bir vicdan muhasebesi
yapılıyor.

Kosovalı gazeteci Nektar Zogiani’nin geçtiğimiz günkü
yazısının başlığı “Kosova Türkiye’nin Müdahalesini Çok Kolay Affetti” idi.
Ancak herkes affetmedi.

Priştina yakınlarında Gülen hareketi ile bağlantılı bir
okul olan Mehmet Akif kolejinin müdür Nazmi Ulus, “arkadaşlarımız darbe
girişimine katılmakla suçlanıyorlar” dedi. “Bu nasıl mümkün olabilir? Çok
Saçma!”

Geçtiğimiz Haziran ayında bir kez daha beş yıllığına
Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’a hiç saçma gelmiyor. Son aylarda Azerbeycan’dan,
Ukrayna’dan ve Gabon’dan Gülencilerin Türkiyeli güvenlik güçleri tarafından
kaçırıldığına yönelik haberler geldi, Moğolistan da ise bir kaçırma girişimi
son anda engellendi.

Geçtiğimiz ay Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu,
son iki yılda, Gülen hareketinin üyesi olduğu iddia edilen 100 kişinin, yurt
dışındaki Türk istihbarat birimleri tarafından kaçırılarak Türkiye’ye
getirildiğini söyleyerek övündü.

Karabina, Feyza Günakan ve Olcay Demirezin her üçünün de
kocası Mart ayında bir perşembe sabahı kaçırılmıştı ve şu anda kendilerini
çaresiz hissediyorlar. Öyküleri, Erdoğan’ın küresel çaptaki Gülenci avının
insani bir maliyeti olduğunu anımsatıyor.

Yasemin, kocası Yusufun müdür yardımcısı olduğu Priştina
yakınlarındaki okulda o sabah yaşananları anlatıyor. Kocası Yusuf ve 15
yaşındaki oğullarıyla birlikte arabada giderken, araba polis memuru gibi
görünen birileri tarafından durdurulmuş. Yusuf’a belgelerini sormuşlar.

Yasemin Karabina bir kaç dakika sonra kocasıyla birlikte
kuşulanmaya başladıklarını anlatıyor. Dünyanın başka bölgelerinde Gülencilerin
kaçırıldığını biliyorlarmış. Adamların gerçek polis görevlisi olduklarını
gösteren bir kanıt göremeyince, arabalarını yeniden çalıştırarak, oradan
gitmeye hazırlanmışlar.

Karabina adamların o noktada üzerlerine atladığını
söylüyor. Yakınlardaki bir güvenlik kamerasından alınan görüntülerde, 15
yaşındaki oğullarıyla birlikte arabadan sürüklendikleri görülüyor. Yasemin,
oğlunun bu sırada yaralandığını anlatıyor. Kamera görüntülerinde panik içinde
yoldan geçen arabalara durmaları için el ettiği görülüyor.

Yasemin yoldan geçen sürücülere “bunlar polis değil” diye
bağırdığını anımsıyor. Ama kocası çoktan götürülmüş. “Onu en son arabada
gördüm” diyor.

Babasız kalan tek çocuk Karabina’nın oğlu değil. Olcay
Demirez’in kocası Kahraman’la üç yaşında bir oğulları var. Her ikisi de
Kosovan’ın batısındaki Gjakova’da Gülen okullarında öğretmenler. Olcay
Demirez’e göre, kocası, öğrencilerini bir okul gezisine hazırlamak için bir
sabah saat sekizden evvel okula gitmek için yola çıkmış. Öğrenciler okulun
bahçesinde otobüsün gelmesini bekliyorlarmış.

Bir süre sonra okula üç polis arabası gelmiş. Kocası
karşılamak için onlara doğru yürümüş, polis memurlarının ellerini sıkmış.
Demirez “polislerle ilişkileri iyiydi” diyor.

Polis ona kimlik belgeleriyle ilgili bir sorun olduğunu ve
onu karakola götürmeleri gerektiğini söylemiş. Demirez, yaşlı gözlerle “Ona
öğrencilerinin önünde kelepçe takmaya çalışmışlar ve zorla arabaya
bindirmişler” diye anlatıyor.

Kocasını o sabahtan beri görmemiş. Demirez,“Bir kadın ve
anne olarak bu durumdan çok rahatsız oldum” diyor, kısaca.

Kocası Hasan Hüseyin Günakan’la birlikte 13 yıldır
Kosova’da yaşayan Feyza Günakan’ın 4 çocuğu da babasız kalanlar arasında.
Çocukların en küçüğü 4 yaşında.

Kocası kaçırıldığı sırada evde olan Günakan, kötü haberi
okuldan arandığında almış. Ancak bu sadece ilk şokmuş. Türk ve Arnavut
Medyasında sonradan çıkan haberlerden kocasının yanlışlıkla kaçırıldığını
öğrenmiş. Asıl hedef, isim benzerliği olan başka bir adammış. Gelgelelim kocası
hala Türkiye’de hapishanede yargılanmayı bekliyor.

Bazı yorumcular Kosova’da ya da bölgedeki diğer ülkelerde
artık bu tür arsız Türk operasyonlarının yaşanmayacağını iddia etseler de,
Kosova’da yaşayan Türkiye vatandaşları arasında “Erdoğan korkusu” iyice
yerleşmiş durumda.

Kosova Başbakanı Ramuş Haradinaj bu korkuları yatıştırmaya
çalıştı. Yasemin Karabina’ya Haradinaj’ın kendisine “bir daha böyle bir şey
olmayacak” dediğini söyledi.

Kaçırma olaylarından sonra Haradinaj operasyon konusunda
kendisine bilgi verilmediğini söyledi. Bir gün sonra da içişleri bakanını ve
istihbarat şefini görevden aldı. Daha sonra da Erdoğan’a laf atarak, “o altı
Türkiye vatandaşı iade edilmediler, çalındılar,” dedi.
























































Ancak ülkenin Cumhurbaşkanı Hashim Thaci, başlangıçta
kaçırma olaylarını onaylarmış gibi bir görüntü vererek, medyaya, olaydan iki
gün sonra, kaçırılanların kanunsuz işlere bulaştığını ve ülkenin ulusal
güvenliğine bir tehdit oluşturduklarını söyledi. Ancak daha sonra bu sözlerini
geri aldı.

KAYNAK : http://aktifhaber.com/gundem/erdoganin-uzun-eli-kacirilan-turkler-h122135.html