Küresel düzenin yeni oyun kurucusu “siber savaşlar”
bir kısmı dijital ortama taşınıyor. Küresel siyaset ve ekonomide “oyun
kurucu” unsurlar arasına giren siber savaşlar, Batı ülkeleri ile Rusya,
Çin, İran ve Kuzey Kore arasında ciddi tartışmalara yol açıyor. Kuzey Kore’nin
finans piyasalarından 1.1 milyar dolar çaldığı iddia ediliyor.
İnternet
ortamında yapılan saldırıların kaynağı ve hükümet destekli olup olmadığının
kesin olarak bilinememesi nedeniyle siber saldırılar, devletler arasında
karşılıklı tartışmalara neden oluyor.
Siber saldırılar konusunda ABD ve Batılı ülkeler, Rusya, Çin, İran ve Kuzey
Kore gibi ülkeleri suçlarken, eleştirilerin hedefindeki ülkeler ise
kendilerinin söz konusu siber korsanlık faaliyetlerinin asıl mağduru olduğunu
savunuyor.
Ülkeler, dış kaynaklı hackleme faaliyetlerini önlemek için dijital ortamdaki
güvenlik altyapısını güçlendirme ve internet ağları konusunda ilgili
kadrolarını eğitme yoluna gidiyor.
Siber savaş, “bir ülkenin veya örgütün internet veya bilgisayar ağları
üzerinden başka bir ülkeye ait bilgisayar ağlarına sızması” olarak tarif
edilirken, bu amaca yönelik faaliyetler ise “siber
saldırı” olarak tanımlanıyor.
Ülkeler arasındaki siber saldırılar, espiyonaj, sabotaj ve manipülasyon olmak
üzere başlıca üç amaçla düzenleniyor.
RUSYA’NIN ABD BAŞKANLIK
SEÇİMİNİ MANİPÜLE ETTİĞİ İDDİASI
Siber korsanlığın dünya gündemini meşgul eden en büyük tartışmalarından biri,
Rusya’nın 2016’daki ABD başkanlık seçimlerini manipüle ettiği iddiasıyla
başlamıştı.
Sosyal medya kullanımının dünyada hızla yaygınlaşması, bu yolla diğer ülke
vatandaşlarının siyasi görüş ve eğilimlerini yönlendirmek isteyen güçlerin bu
alana yönelik girişimlerinin yoğunlaşmasına yol açıyor.
Bu sebeple Avrupa ülkeleri ve Washington ile Moskova yönetimleri arasında
gerginlik ve karşılıklı tartışmalar yaşanıyor.
Batılı ülkeler, son dönemde Rusya’yı seçim ve referandum gibi kritik süreçlerde kamuoyunu
belirli bir yönde biçimlendirmek üzere siber casusluk imkanlarını kullanmak ve
kara propaganda faaliyeti yürütmekle suçluyor.
Moskova yönetiminin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma (Brexit) referandumu
sırasında İngiltere’de ve seçimlerde Fransa ve Almanya’da benzer girişimlerde
bulunduğu ileri sürülüyor.
YÜKSELEN ÇİN TEHDİDİ
Siber saldırıların espiyonaj kısmını, istihbarat toplama ve casusluk amaçlı
siber korsanlık faaliyetleri oluşturuyor.
Bu alanda dünyada ciddi çekişmeler yaşanıyor ancak ülkeler arasındaki
istihbarat ve karşı istihbarat çalışmaları henüz savaş kapsamında
değerlendirilmiyor.
Siber saldırılar, buna rağmen egemen güçler arasında ciddi gerginlikler
doğurabiliyor.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), ocakta yayımladığı yıllık raporunda
Çin’in siber espiyonaj faaliyetlerinin son dönemde arttığına işaret etti.
Pekin yönetiminin, ABD vatandaşlarının görüşlerini manipüle etmek dahil siber
saldırı yeteneklerini “geliştirdiğini” öne sürdü.
AMERİKAN SENATÖRLERDEN
HUAWEİ VE ZTE UYARISI
ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkan Yardımcısı Senatör Mark Warner ve
Komite Üyesi Senatör Marco Rubio, yaptıkları ortak açıklamada, Çinli telekom
şirketleri ZTE ve Huawei’nin kendileri için tehdit oluşturduğunu dile
getirdi.
Warner ve Rubio, Çin Komünist Partisi tarafından yönetilen ülkenin söz konusu
teknoloji şirketleriyle küresel şirketlerin tedarik zincirini tehlikeye
attığını savunarak, Washington’ın kilit teknolojilerini yabancı ülkelerin siber
espiyonaj faaliyetlerine karşı dikkatle koruması gerektiğini belirtti.
DNI’nin raporuna göre Rusya ise seçimlere müdahale gibi girişimlerin yanı sıra
“bir kriz anında ABD’nin sivil ve askeri altyapısına zarar vermek veya
çökertebilecek seviyeye gelmek için” çalışmalar yapıyor.
İran’ın da diğer ülkelerin kamuoyunu manipüle etmek ve yönlendirmek için
girişimlerini hızlandırdığı aktarılan raporda, Kuzey Kore’nin siber saldırılar
yoluyla dünya genelindeki finans organlarından 1,1 milyar ABD doları
çaldığı savunuluyor.
Pekin ve Moskova yönetimleri ise ABD ve Batılı devletlerin yaptığı suçlamaları
kabul etmezken, kendilerinin de siber saldırı mağduru olduğunu iddia
ediyor.
Bu ülkelerden Çin, yayımladığı raporla geçen yıl günde ortalama 240 bin yurt
dışı kaynaklı siber saldırıya maruz kaldığını belirtti.
Knownsec Bilişim Teknolojileri adlı devlet şirketi tarafından yayımlanan
raporda, ABD, Japonya ve Güney Kore’nin ağırlıkta olduğu noktalardan genellikle
Çin’in hükümet ve finans kurumlarını hedef alan siber saldırıların arttığı
iddia edildi.
SNOWDEN VAKASI
ABD’nin siber istihbarat kurumu Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) eski çalışanı
Edward Snowden tarafından ifşa edilen faaliyetleri, siber casusluk ve espiyonaj
faaliyetleri alanındaki en ayrıntılı bilgileri içeriyor.
Snowden’ın uluslararası kamuoyuna ifşa ettiği bilgiler, NSA’nın Amerikan
internet şirketlerinin topladığı tüm özel iletişim verilerine erişebildiğini ve
yabancı ülke vatandaşlarına ait tüm internet yazışmalarının mahkeme izni
olmaksızın bilgi toplamak için kullanılabildiğini ortaya çıkarmıştı.
NSA’nın ayrıca ABD’nin yurt dışı misyonlarda organize ettiği gizli birimler
yoluyla yabancı ülkelerin hükümet binalarını gizlice dinlediği ve kayıtlar
tuttuğunu göstermişti.
Snowden’ın yayımladığı örgüt içi belgeler, Amerikan istihbaratının Almanya
Başbakanı Angela Merkel’in telefonunu dinlediğini açığa çıkarmış, bu olay iki
müttefik ülke arasında krize sebep olmuştu.
İRAN’IN NÜKLEER
PROGRAMINA SABOTAJ İDDİASI
Sanayi makinelerinin, uyduların, savunma sistemlerinin ve ulaştırma,
haberleşme, enerji gibi milyonlarca insanın hayatını etkileyen altyapı
donanımlarının dijital ortamda işletiliyor olması, gerçek dünyayı siber
saldırıların hedefi haline getiriyor.
Siber güvenlik uzmanları 2010’da “Stuxnet” adlı kötü amaçlı bir
yazılımın dünya üzerinde binlerce fabrika bilgisayarlarına bulaştığını keşfetti.
Microsoft işletim sistemlerini ve Siemens yazılımlarını kullanan fabrikalardaki
makine kontrol sistemlerine bulaşan kötü amaçlı yazılım, makinelerin
çalışmasını durdurarak üretimi sekteye uğratmak amacıyla tasarlanmıştı.
Her ne kadar taraflardan hiçbiri resmen kabul etmese de kötü amaçlı yazılımın
ABD ve İsrail tarafından, İran’ın nükleer programını hedef almak için
üretildiği ortaya çıkmıştı.