Yayınlandı: 24.09.2020 10:26
Henüz güncellenmedi

ÖZEL HARP DAİRESİ & PSİKOLOJİK HARP & BEYAZ VE ÖZEL KUVVETLER & ÖZEL & ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR & FALSE FLAG

ÖRTÜLÜ OPERASYONLAR DOSYASI /// Mensur Akgün : Tonkin Körfezi olayları…

Mensur Akgün : Tonkin Körfezi olayları…



ABD Başkanı Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik
saldırıların İran tarafından yapıldığını söylediğini okuyunca aklıma hemen 1964
yılında gerçekleşen bir başka olay geldi. Saldırıya uğrayan gemilerin
şirketlerinin sözcülerinin yaptığı açıklamaları duyunca, saldırıların tam da
krizi yatıştırmak için Tahran’a giden Alman Dışişleri Bakanı Maas’ın ardından,
Japon Başbakanı Abe’nin İran’da olduğu sırada gerçekleştiğini düşününce, ABD’yi
Vietnam Savaşı’na sokan olaylar dizisini bilenlere hatırlatmak, bilmeyenlere de
anlatmak istedim.


***


Körfez bölgesindeki saldırıların kimin tarafından yapıldığını,
arkasında hangi devletin olduğunu bilmesek de, İran’ın yapmış olma ihtimali
bence çok düşük. Geçişi engelleyebileceğini, New York Times’ın ima ettiği gibi
dünya petrol piyasasını etkileyebileceğini göstermek için yapmış ya da
yaptırmış olsa bile İran gibi örtülü operasyonlar konusunda tecrübeli bir
devletin zamanlamayı bu kadar talihsiz seçmiş olması akla pek yatkın gelmiyor.
Yine de ihtiyat payını bir kenara not etmekte yarar var.


Sizin yerinizde olsam anlatacağım olayı da ihtiyat payıyla okurum,
bundan 55 yıl önce yaşanmış bir tecrübeden doğrudan sonuç çıkartmam. Gerçi ABD
ve aslında bakarsanız hemen tüm devletler bu tür “hilelere” sık sık başvuruyor,
bazen çıkar diye tanımladıkları şeyleri korumak, bazen de seçim kazanmak için
ülkelerini savaşa sokabiliyor olsa da, İran söz konusu olduğunda durum biraz
daha karmaşık, özellikle de ABD’nin içi çok karışık.


Fakat emsal emsaldir ve ne yazık ki yakın geçmişte bu tür
emsallerin sayısı da hayli çoğalmıştır. Olayın kökeninde de ABD’nin 1954’de
Cenevre’de Fransa ile Vietnamlılar arasında imzalanan sözleşmenin hükümlerine
uymak istememesi, sözleşmede öngörüldüğü gibi bir seçim yapılması halinde
ülkenin komünistlerin eline geçeceğinden endişe etmesi ve Domino Teorisi olarak
adlandırılan mantığın gerçekliğine inanması yatmaktadır.


Bu yüzden güneydeki rejimi ve rejimin saldırganlığını örtülü
operasyonlarla desteklemektedir. Böylesi bir operasyona istihbarat yardımı
amacıyla Tonkin Körfezi’nde bulunan USS Maddox adlı destroyere iki ayrı günde
  yapıldığı söylenen saldırılar
Amerika’nın Vietnam iç savaşına taraf olmasını sağlamıştır.


Oysa saldırılardan ilki saldırı değil savunma, ikincisi ise
tamamen uydurmadır. 2 Ağustos 1964’de üç küçük Kuzey Vietnam torpido kara
sularının içinde seyreden Maddox’a yaklaşınca bu gemiden açılan ateşe karşılık
vermiş, Maddox’a sadece bir adet 14.5 mm’lik ağır makineli tüfek mermisi isabet
etmiş, bir ABD savaş uçağı da zarar görmüştür.


Buna karşılık Vietnam tarafının üç botu ciddi hasar almış, dört
denizcisi de çatışmada hayatını kaybetmiştir. ABD’nin savaş girmesine gerekçe
oluşturan 4 Ağustos’taki ikinci “saldırı” ise hiç gerçekleşmemiştir.


2005 yılında Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) gizli belgeleri
açıklanınca 4 Ağustos tarihi itibarıyla Maddox’un çevresinde Kuzey Vietnam gücü
olmadığının o zaman da bilindiği anlaşılmıştır. Daha sonra bu konuda yazılan
kitaplara yansıdığı gibi Maddox dalgalarla ve balinalarla savaşmış, her hangi
bir Kuzey Vietnam savaş aracıyla sonar ya da radar irtibatı kurulamamıştır.


Maddox’un kaptanı çevresinde olmayan “komünistlere” karşı üç salvo
atışla karşılık vererek gemisini “korumuştur”. Kaptan aynı gün içinde verdiği
ikinci raporunda kendilerine yönelik bir tehdidin oluşmamış olabileceğini
belirtmiş olsa da, bu bilgi zamanın Dışişleri Bakanı McNamara’da kalmış,
Vietnam savaşına katılarak seçimini garanti altına almak isteyen Johnson’a
ulaşmamıştır.


Daha sonra Dünya Bankası Başkanlığı da yapan McNamara, 85 yaşına
geldiğinde bir belgeselde kendinden sonra gelen siyasetçilere hayatından aldığı
11 dersle günah çıkartmış. Ancak zamanında Vietnam savaşının tırmanmasına,
milyonlarca Vietnamlının, 58 bin Amerikalının hayatına mal olmasına büyük
ölçüde seyirci kalmıştır.


Time, Life, Newsweek dergileri de çıkmayan çatışmadan büyük
kahramanlık hikayeleri kurgulayarak Maddox üstünden Amerika kamuoyunu savaşa
hazırlama işlevini başarıyla yerine getirmiştir. ABD Kongresi ise 7 Ağustos’ta
Başkan Johnson’a savaş ilan etmeden Güney Doğu Asya’da askeri güç kullanma
yetkisi vermiş, Başkan da bu yetkiyi ivedilikle ve beli ki zevkle kullanmıştır.


Bu konuda yazılmış çok kitap, bol akademik makale, sayısız da
gazete yazısı olmasına rağmen Amerika’nın olaydan ders çıkarttığı söylemek
zordur. Irak’a 2003’de gerçekleştirilen müdahale sırasında Dışişleri Bakanı
Powell’ın Güvenlik Konseyi’nde Saddam’ın elinde olduğunu iddia ettiği ama hala
bulunamamış kitle imha silahları gibi pek çok yapay “enformasyon” daha sonraki
yıllarda da istenen amaçlara ulaşmak, kendi ülkelerini ve dünyayı kandırmak
için kullanılmıştır. Umarız bu kez de öyle yapılmıyordur diyerek yazıyı
bitirelim ve herkese iyi bir hafta sonu dileyelim…