Yayınlandı: 24.07.2021 11:05
Güncellendi: 24.10.2021 21:22

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI /// AYTUNÇ ERKİN : MİT’TEKİ FETÖCÜ CASUSLARA İLİŞKİN 2 ADET YAZI


AYTUNÇ ERKİN : Casus.
22 Temmuz 2021
AKP eski İstanbul Milletvekili Emin Şirin’e kurulan kumpası anlattığım KARDAN ADAM (Kırmızı Kedi Yayınevi/2017) kitabımda yazmıştım:
“. 2007’ler. Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 6. katındaki İstihbarat Şube Müdürlüğü, kirli komploların kurulduğu, yasa dışı telefon dinlemelerinin yapıldığı karanlık bir dönemin sessiz şahidi gibiydi. Birçok kumpasa ev sahipliği yapan İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün bir bölümü var ki, o şubede çalışanların bile görmediği, giremediği bir yer. Şube içinden açılan bir merdivenle çıkılan, kapılarının parmak izi ile açıldığı, kozmik odaların ve telefon dinleme birimlerinin bulunduğu labirentlerden geçilerek girilen 30 metre kare genişliğinde mütevazı bir oda bulunuyordu. Anlattığımız mekan İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinde C Blok 8. Kat olarak bilinen yer. 2007’den 2013’e kadar Emniyet üzerinden savcılığa gönderilen mektuplar işte burada oluşturuldu. Eldivenler takıldı, iz bırakılmadı.”
Sonra mahkeme kararlarına, itiraflara da yansıdı.
Fetullahçılar ‘eldiven’ kullanarak isimsiz ihbar mektupları hazırladıklarını mahkemelerde itiraf etti.
Şimdi geliyoruz sıcak bilgiye.
MİT mahrem yapılanması
Tarih 29 Nisan 2021.
MİT görevlilerinin terör suçlarıyla ilgili yargılamasıyla yetkilendirilmiş Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT mensubu A.Y. hakkında gerekçeli kararını açıkladı. Bu karar ABD destekli ve dini görünümlü örgütle ilgili verilen ilk kararlardan biri olma özelliği taşıyor. Neden mi?
Çünkü mahkeme eski istihbarat görevlisinin ‘casusluk’ yaptığına hükmetti! Nasıl mı?
Anlatalım.
19 Nisan 2010’da Mert Akın adında meçhul biri MİT Müsteşarlığı’na 3 DVD gönderir. “DVD’ler içerisinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı merkezli Ergenekon yapılanmasına ait detaylı bilgiler mevcuttur” diye yazar. Mektup ve 3 DVD’yi kargoyla gönderir. Söz konusu ihbar mektubu ve ekindeki DVD’ler, 10 Haziran 2010’da MİT Müsteşarlığı tarafından Genelkurmay’a teslim edilir? DVD’lerin içeriklerinde bin 426 albay, üsteğmen, teğmen ve astsubayın isimleri yer alır.
İşte MİT’ten Genelkurmay’a gönderilen mektuptaki parmak izi gerekçeli kararda da belirtildiği gibi o dönem teşkilatta çalışan A.Y.’ye ait.
A.Y., MİT’e 1996’da girmiş ve 2016’ya kadar görev yapmış. MİT Teftiş Kurulu Raporu’nda eski istihbaratçıyla ilgili şu değerlendirme var: “. Gizli kalması gereken bilgi ve belgelere ulaşabilecek nitelikte görev yürütmüştür.”
Peki. A.Y. hakkında neden dava açıldı?
Okuyalım: “. Teşkilata, MİT mensubu kamu görevlisi olarak sızan sanığın, mahrem öğrenci olarak görevi; milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, istihbarata karşı koymak, dış güvenlik, terörle mücadelede temel esasları belirlemek olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en önemli kurumlarından Milli İstihbarat Teşkilatı’na, sızmasının yegane amacı: Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri temin ederek, örgüt üst yönetimine aktarmak olduğu. Silahlı terör örgütü ideolojisini benimseyerek hiyerarşik bağlamda öğrenci konumunda dahil olduğu mahrem yapı içerisinde MİT’in devlet sırrı içeren bilgilerini temin ederek üzerine atılı siyasal casusluk suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı.”
Mahkeme kararında, “FETÖ’nün hususi ağabeyleriyle” yakın ilişkisinin tespit edildiği, telefon kayıtları ve tanık anlatımlarıyla yazılmış:
“. Sanık A.Y.’nin üzerine atılı siyasal ve askeri casusluk suçu işlediğinini sübut bulduğu anlaşılmakla. Örgütün MİT mahrem yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği. Teşkilat bünyesinde temin ettiği bilgilerin niteliği ve eylemi nedeniyle yarattığı tehlikenin ağırlığı nazara alınarak, ön görülen cezada alt sınırdan uzaklaşılarak takdiren ve teşdiden 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına.”
Peki ‘askeri ve siyasal casusluk’ nasıl yapıldı?
“Küresel ortakları için MİT’e sızdılar”
Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, örgütün ana strateji ve yöntemlerinin başında istihbarat ve casusluk faaliyeti geldiğinin ‘çok aşikar’ olduğunu kaydetti: “. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, kendi ideolojisiyle yetiştirilen en güvenilir elemanlarının MİT’e yerleştirilmesi sağlanarak, örgütün menfaatleri ve küresel ortaklarının çıkarlarını koruma adına, devletin güvenliği ve bekasına, milli menfaatler ile milli güvenliğine ilişkin elde edilen-oluşturulan, özü itibariyle devlet sırrı olan bilgilerin temin edildiği.”
Bakın bu saptamada şu cümle çok önemli: “. Küresel ortaklarının çıkarını koruma adına.” Kim bu ortak: ABD. Fetullah’la mücadele AKP’ye bırakılmayacak önemli cümlesini hep bu yüzden kuruyorum!
SONUÇ: Bugün FETÖ davaları konusunda. AKP’nin skandala varan hataları, siyasi ayağın eksik kalması, haksız yere davalara maruz bırakılan yurtseverler veya FETÖ borsası iddiaları yüzünden ‘güven’ sorunu yaşanıyor. Ancak. Karşımızda, 1960’lardan bu yana örgütlenen, din kisvesi altında istihbarat merkezine dönüşen, Kemalist, sol, sosyalist hatta Müslüman vatandaşları hedef alan bir yapı var. Bu yüzdendir ki her dava, her bilgi, her itiraf, her karar kıymetli!
SON NOT: Örgütle, özellikle TSK ve yargı içerisinde mücadele eden subay-hakim-savcılara yönelik tasfiye girişiminde bulunanlara dikkat etmek şart!

AYTUNÇ ERKİN : MİT’e yollanan ihbar mektubu !
20 Temmuz 2021
Casus yazılım. Dünyanın önde gelen medya kuruluşları The Guardian, Washington Post ve Le Monde, özel bir dosya hazırlayarak İsrail yapımı casus yazılımın dünyanın birçok ülkesinde kullanıldığını ve Türkiye’den de isimlerin telefonları aracılığıyla takip edildiğini yazdı. İsrail merkezli casus yazılım geliştiren NSO Group ve müşterilerini ifşa eden projede teknolojinin nasıl sonuçlar doğurabileceği gözler önüne serildi.
‘Casus yazılım’ işin teknolojisi. Bir de ‘canlı casuslar’ var!
Tarih 19 Nisan 2010.
Mert Akın adında meçhul biri MİT Müsteşarlığı’na “Deniz Teğmen Ülkü Öztürk’e ait bilgisayarların hard diskinden elde ettiğim bilgi ve belgelerin bir kopyasını 13.74 GB olarak 3 DVD halinde kurumunuza gönderiyorum. Bu DVD’ler içerisinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı merkezli Ergenekon yapılanmasına ait detaylı bilgiler mevcuttur” diye yazar.
Mektup ve 3 DVD’yi kargoyla gönderir.
Söz konusu ihbar mektubu ve ekindeki DVD’ler, 10 Haziran 2010’da MİT Müsteşarlığı tarafından Genelkurmay’a teslim edilir. Peki bu ihbar mektubu ekinde neler vardır? DVD’lerin içeriklerinde bin 426 albay, üsteğmen, teğmen ve astsubayın isimleri yer almaktadır. Bu isimlerin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ‘Martı Kuvvetleri’, Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ‘Kurt Kuvvetleri’, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ‘Kartal Kuvvetleri’ ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde ‘Tilki Kuvvetleri’ kod adıyla hareket ettikleri iddia edilir. Bu yapılanmaların 12 Haziran 2007’de düğmesine basılan Ergenekon benzeri illegal yapılanmaya benzediği ve askerlerin ‘Devrimci aşırı sol’ genel görüşünü benimsedikleri öne sürülür.
Bitmedi. MİT’e iki ihbar mektubu ve bir CD daha gelir!
MİT’ten Genelkurmay’a.
Tarih 14 Haziran 2010. Genelkurmay Başkanlığı, MİT’ten gelen ihbar mektubunu ve 3 DVD’yi, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderir. Bin 426 genç subayla ilgili iddiaların doğru olup olmadığının araştırılması istenir. Komutanlıkların askeri savcılıkları ayrı ayrı soruşturma başlatır. Bu soruşturmalar devam ederken, 16 Eylül 2011 ve 14 Ekim 2011 tarihlerinde iki ihbar mektubu ve bir CD daha MİT’e gönderilir. İhbarcı, 2010’da yazdığı mektupla yetinmemiş, iki mektup daha yollamış MİT’e!
Peki MİT ne yapar? İhbarlar üzerinde herhangi bir işlem yapmadan Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderir. Jandarma Askeri Savcılığı da 2 Aralık 2011’de soruşturma başlatır. Kuvvet komutanlıklarında yürüyen soruşturmaların bazılarında yetkisizlikle birlikte (eylemin örgüt kapsamında olduğu iddiasıyla) görevsizlik kararı verilir. Bu arada Genelkurmay Başkanlığı da 3 Mayıs 2012’de, Genelkurmay Askeri Savcılığı’na, Martı, Kurt, Kartal ve Tilki ihbarını araştırması için soruşturma emri verir.
Yani ihbardan iki yıl sonra.
Sonra.
Genelkurmay Askeri Savcılığı da soruşturmanın tek elden yürütülmesine karar verir. Diğer askeri savcılıklar da varılan uzlaşma sonucunda 19 Nisan 2010 tarihli ihbar soruşturması için yetkisizlik kararı alır ve dosyalar Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderilir. Peki diğer iki ihbar mektubu ve bir CD ne olur?
Jandarma, 16 Eylül 2011 ve 14 Ekim 2011 tarihlerinde gönderilin ihbarlar için de yetkisizlik kararı verir ve dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderir.
‘Parmak izi’ tespit edilemedi
Karargahta soruşturmayı yürüten isim Savcı Binbaşı Kurtuluş Kaya’dır. Askeri Savcı Kaya soruşturma sonucunda der ki. “19 Nisan 2010 tarihli ihbar mektubu ekinde gönderilen 3 DVD’yle ilgili olarak. MİT Müsteşarlığı’na gönderilen iki ihbar mektubu üzerinde Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı tarafından yapılan parmak izi incelemesi neticesinde, mektup üzerinde iki adet parmak izi bulunduğu. 2 no.lu parmak izinin mukayeseye elverişli olmakla birlikte kime ait olduğunun tespit edilemediği, Otomatik Parmak ve Avuç İzi Teşhis Sistemi (OPTES) veri tabanında eşleşen bir parmak izine rastlanmadığı anlaşılmıştır.”
İhbarın, sahte isim ve adres kullanılarak yapıldığı, DVD’lerde yer alan dokümanların kaynağına ulaşılamadığı da belirtilir. Binbaşı Kurtuluş Kaya, 16 Eylül 2011 ve 14 Ekim 2011 tarihlerinde MİT’e iki ihbar mektubu ve bir CD gönderenleri de bulamadıklarını söyler. Genelkurmay Askeri Savcılığı 14 Nisan 2015’te şu kararı verir: “Bu ihbarlarla ilgili. kovuşturmaya yer olmadığına.”
Bu dosya neden kapanmıştır? Esas soru budur!
Gerçek şudur: Mektup ve CD’lerde kime ait olduğu bulunamayan ‘parmak izi’nin bulunmasını istemeyen bir kuvvet vardır!
Ancak.15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından dosya tekrar açılır. Ve o ‘parmak izi’ bulunur!
SORU ŞU: O parmak izi kime aitti? O kişi ne zaman tutuklandı? Ceza aldı mı? Yarını bekleyin.