
Kubilay Olayı’nın azmettiricisi Nakşibendi Şeyhi Esad Erbili aslında suçsuz muydu ???
Şeyh’in suçsuz olduğunu söyleyenler oluyor. Son devrin din mazlumuymuş. Kaynak kim? Tabi ki Necip Fazıl.
Necip Fazıl’ın safsatalarını bir kenara bırakıp mahkeme tutanaklarını inceleyelim.
KUBİLAY’I BAŞINI KESEN DERVİŞ MEHMET, NAKŞİBENDİ ŞEYHİ ESAT ERBİLİ’NİN MÜRİDİ.
Mahkeme başkanı Mustafa Muğlalı, isyanın baş aktörlerinden Mehmet Emin’e “Tatlıcı Hüseyin’in evindeki toplantıda ne konuşulduğunu sordu.
Mehmet Emin, Mehdi denilen Derviş Mehmet’in kendisini ve birkaç kişiyi ayırıp mağaraya gidileceğini söylediğini, kendisine burada ilham geleceğini, Hz. Peygamber’e de bu şekilde ilham geldiğini, bununla beraber Kutbülaktap Esat Hoca’nın dünyayı avucunda tuttuğunu, istese tufanlar fırtınalar yaratıp dünyayı alt üst edecek güçte olduğunu söylediğini ifade etti.
Mehmet Emin’in ifadesine göre Mehdi denilen Derviş Mehmet, Menemen’de Saffet Hoca’nın evinde kalınacağını Kutbülaktap Esat Hoca’ya diğer şeyhlere telgraf çekileceğini, hükümeti işgal edeceklerini, tekkeleri açarak hükümeti iki ay tatil edeceklerini açıklamıştır. İstanbul da işgal edilecek ve halifelik geri getirilecektir.
Nalıncı Hasan, isyana karışanlardan Laz İbrahim’den bir mektup alıp İstanbul’da Şeyh Esat’a götürdüğünü söylemiştir.
Birkaç gün sonra Laz İbrahim’de İstanbul’a gelmiş ve Şeyh Esat’ın evinde 11 gün kalmıştır. Kendisini toplantıya almadıklarını ancak konuşulanları duyduğunu söyleyen Hasan, yakında şapkalar atılacak fesler giyilecek, halife geri gelecek şeklinde konuşulduğunu ifade etmiştir.
Nalıncı Hasan, Laz İbrahim’le birlikte İstanbul’da Şeyh Esat Efendi’yi ziyaretten geri dönerlerken Haydarpa Tren Garı’na geldiklerinde Laz İbrahim’in kendisine iki tane İngiliz gemisi gösterdiğini, bunların içinde II. Abdülhamid’in oğullarının bulunduğunu ve halifeliğin tekrar ilan edileceğini söylediğini ifade etmiştir.
Savcı iddianamesinde Şeyh Esat’ın Türkiye’nin pek çok yerine halifeler atayarak Nakşibendiliği yayma faaliyetinde bulunduğunu ve tarikatın siyasi bir teşekkül olduğunu anlattıktan sonra Menemen Olayı’nın bu teşekkülden çıktığını gösteren emareleri açıklamıştır.
İddianamede, Şeyh Esat’ın halifesi Laz İbrahim’in sanıklar arasında bulunan Laz Mehmet Ali hocayı da alıp Manisa’da askeri tabur imamı İlyas, hatip Cemal, manifaturacı Osman ve Ragıp beylerin evlerinde toplantılar yapılması, bu toplantılara Nalıncı Hasan’ın da katılması, daha sonra İstanbul’da Şeyh Esat’ın evinde de toplantı yapılması Şeyh Esat’ın halife olmak istemesiyle ilişkilendirilmiştir.
Savcı, Menemen faciasını doğuran esas başında Kutbülazam (Esat Erbili) ve aynı tarikata mensup bir şebekenin olduğunu ve bu şebekenin asileri ortaya çıkardığını söylemiş ve sormuştur:
“Bu şebekenin başında halife olmak sevdasına düşen ve bu yolda akıttığı zehirli tohumundan yetiştirdiği ağacına dal budak veren Şeyh Esat, bu zehirli ağacının meyvesini huzuru adaletinizde nasıl yemelidir?”
Erbilli Şeyh Esat Mehdi’nin arkadaşlarından Nalıncı Hasan’ın tarikatlarına girmesini sağlayıp onu Menemen Olayı’ndan 15-20 gün önce onu evinde 13 gün alıkoyup, bu müddet zarfında Nalıncı Hasan’a dervişlik ve mehdilik hakkında tutanaklarda ayrıntılı olarak yazılı olduğu şekilde bilgiler öğretildiği, bu şekilde Mehdi ve arkadaşlarını Nalınca Hasan aracılığıyla “Anayasayı zorla yıkmaya teşebbüs etmek” fiiline azmettirdikleri, Nalınca Hasan’ın vermiş olduğu ifade, Şeyh Esat ve oğlu Mehmet Ali, Laz İbrahim’in bu ifadeleri doğrulayan itirafları, Şeyh Esat’ın evinin aranması sırasında ortaya çıkan mektupların içindeki bilgiler sebebiyle anlaşılmıştır.
Şeyh Esat idam cezasına çaptırılmış ancak bu ceza yaşından dolayı 24 yıl hapis cezasına çevrilmiştir.
(Tarihçi yazar Ümit Doğan)